Sözcü Plus Giriş
SERPİL YILMAZ

Türkiye’yi dışarıda bırakacak formül arıyorlar

16 Temmuz 2020

Türkiye uluslararası platformlarda toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde ana akımlaşan kritik tartışmaların merkezine alındı.

“İstanbul Sözleşmesi'nden imzamızı çekelim” diyenler zahmet (!) buyurmasınlar; uluslararası kadın kuruluşları, İstanbul'suz bir düzenleme için formül aramaya başladı.

Kadına yönelik şiddet ile mücadeleyi taahhüt eden uluslararası kurumlarda, İstanbul Sözleşmesi'ni imzalayan 86 ülkeyle yeni bir yol arayışı başladı.

Özetle, kadına yönelik şiddetle mücadelenin onurunu İstanbul'a yaşatmaktan vazgeçiyorlar.

Yarın öbür gün karşmıza, misal “Toronto Sözleşmesi” olarak aynı maddeler çıkabilir…

★★★

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu'nun Başbakan olduğu dönemde (2014) İstanbul Sözleşmesi yürürlüğe girmişti.

Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan'ın Başbakan Yardımcısı olduğu dönemde Antalya'da düzenlenen “G20 Zirvesi-2015”te Kadın-20 Görev Gücü (W20) kuruldu.

Her iki platform da itibar kaybına uğruyor.

Akla şu soru gelmiyor değil; AKP çevresindeki siyasi çekişmeler uluslararası sözleşmelere de mi yansıyor?

★★★

Aralık 2018'de 30 yıllık Ömer el-Beşir dönemini sona erdiren Sudan'ın kadın hakları ve inanç özgürlüğünü genişleten yeni kararlar aldığı bir dönemde, Türkiye'de kazanımları yok etmeye yönelik yasal girişimler daha da dikkat çekici bir boyut kazanıyor.

★★★

Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 103'üncü maddesine göre çocuğa cinsel istismarda bulunanlara verilen cezaların evlilik yoluyla kaldırılması gündemde tutuluyor.

Her gün 3 kadın cinayetinin işlendiği Türkiye'de kadın hakları savucuları tehlikenin farkında.

Tecavüzcüsüyle evlendirilme” olarak nitelenen yasa teklifinin gündemden kalkması için, “TCK 103 Affına Karşı Kadın Platformu” kuruldu.

276 kadın ve 91 destekçi karma örgüt imzacı oldu.

Platform, “İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme” ve  “tecavüzcülerin cezasızlaştırılması” girişimlerinin yargıyı ve toplumu etkilediğini öne sürüyor.

Meclis'ten bir gece ansızın TCK 103'e af çıkar mı? Çıkar!

★★★

Meselenin çocuğa cinsel istismar suçundan tutuklu bulanan “264 kişiye” evlilik yoluyla af çıkartmak olmadığını biliyoruz.

Hatırlatmak gerekmez ama yazalım: 83 milyonuz!

“Ölümüne sessiz” ve ucuz iş gücü depolayan yeni bir toplum modeli inşa etme peşinde olanlar; özgürlüklerin genişlemesini istemiyorlar

★★★

Türkiye'nin 200 yıllık kadın hakları mücadelesi deneyimi ve kazanımı “marjinal bir grubun” talebiyle geri alınır mı? Sanmıyorum.

TCK 103 Kadın Platformu'nda, Türkiye'nin ilk Müslüman feminist kadın derneği Havle'nin yaptığı bir araştırma da açıklandı.

Buna göre, toplumun yüzde 99'u çocuklarını 18 yaşından önce evlendirmek istemiyor.

Yani kızını 13'ünde, 15'inde kocaya vermeye hevesli bir toplum değiliz!

Bunu isteyenler toplumun yüzde 1'i…

★★★

İmzaya açıldığı yerin adını alan “İstanbul Sözleşmesi”,  TBMM'de yasalaşırken ruhundan kopartılmıştı.

Orijinal ismi “Europe Convention on Preventing and Comba- ting Violence Against Women and Domestic Violence” (Kadına Yönelik Şiddetin ve Ev İçi Şiddetinin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Sözleşme) olmasına karşın, TBMM'de “Kadına Yönelik Şiddetin ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Sözleşme” ifadesiyle onaylandı.

★★★

Hiçbir çekince konulmadan imzalanan sözleşmede yer alan “ev içi” ifadesinin, “aile içi” olarak tercüme edilmesi, uluslararası hukuk açısından eleştiriliyor.

Yapılan tercüme, cinsiyetinden dolayı şiddete uğrayan kesimleri “aile” kavramı ile sınırlıyor.  Üçüncü cinsi şiddetten koruma şemsiyesinin dışında bırakıyor. Din siyaseti güdenleri bu tasarrufun bile kesmemesi, yeni toplum modeli özlemini perdelemekten başka bir şey değil.

Türkiye “evrensel değerlerden” kopunca nasıl bir ülke olur, onu da herkes biliyor…

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more