Sözcü Plus Giriş
SONER YALÇIN

AKP alfabesi

12 Kasım 2020

Kore Joseon Krallığı, 1392-1897 yılları arasında var oldu.

Büyük Sejong (1397-1450 ) bu krallığın dördüncü hanedanı. Ki onu ölümsüz kılan 1443 yılında yaptığı icraatı oldu…

Koreliler 15'inci yüzyıla kadar Çin yazı sistemini kullandı. Fakat bu sistemin öğrenilmesi zor olduğundan insanlar okuyup yazma konusunda güçlükler yaşadı. Yalnızca–öğrenmek için kaynak ve zaman bulan- varlıklı ailelerin yaptığı faaliyetti. Halk, on binlerce Çince yazı karakterini öğrenemiyordu. (Çin alfabesi yoktur; kendilerine has anlama ve sese sahip olan bir nevi “resimlerden” oluşan karakterler vardır. Öğrenilmesi zor olduğundan Mao, Çin Devrimi'nden hemen sonra okuma yazma oranını arttırmak için Basitleştirilmiş Çince ortaya çıkardı.neyse, Kore'ye döneyim…)

Kral Sejong bilim insanlarından yeni alfabe yapmasını istedi…

Bir yıl sonra tamamlanan alfabeye “Hangul” adı verildi. Yeni alfabeyle ilk “Hunmin Côngım” (halka doğruları öğreten ses) adlı kitap çıkarılarak 14 ünsüz, 10 ünlüden oluşan “Hangul” Korelilere tanıtıldı…

Çin'de ortaya çıkan Konfüçyüsçü dini geleneğe sahip Koreli zengin elitler uzun yıllar yeni alfabeyi aşağıladı; yeni öğretim sistemine muhalif oldu.

Bugün… Kuzey Kore ve Güney Kore “Hangul” alfabesi kullanıyor. Kimse alfabe tartışması yapmıyor…

BERAT ALBAYRAK

Yukarıdaki girişi okuyunca “yeni alfabe” tartışması yapacağımı sanabilirsiniz. Değil, gündemdeki bir konuya farklı açıdan bakmaya çalışacağım…

Konu, Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal'ın gidip, yerine eski maliye bakanı Naci Ağbal'ın getirilmesi…

Konu, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın gidip, yerine daha önceki yıllarda Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı, Başbakan Yardımcısı ve Kalkınma Bakanı olarak görev alan Lütfi Elvan'ın getirilmesi…

Bu değişikliklerin “Hangul” alfabesiyle ne ilgisi var?

Yanıttan önce büyük edebiyatçımız Murathan Mungan'ın dizelerini yazayım:

“Ya dışındasındır çemberin /Ya da içinde yer alacaksın /Kendin içindeyken /Kafan dışındaysa /Çaresi yok kardeşim /Her akşam böyle içip kederlenip /Mutsuz olacaksın /Meyhane masalarında kahrolacaksın /Şiirlerle şarkılarla /Kendini avutacaksın /Ya dışındasındır çemberin /Ya da içinde yer alacaksın”

Mungan bu sözleri ihtimal sistemin içinde yaşayıp, meyhane masalarında sisteme muhalefet eden kimi solcular için yazdı…

Çemberin içinde veya çemberin dışında olmak “netlik”- “kararlılık”  durumunu ifade ediyor. Ya sistemle uyum içindesindir ya da sisteme muhalifsindir…

Kafa karıştırıcı olan ise; bedenin çemberin içinde, kafanın çemberin dışında olmasıdır! İşte bu kararsızlık, AKP'nin de halet-i ruhiyesini anlatıyor.

İktidarın yıllardır bir türlü doğru yönü-yolu bulamaması buradan kaynaklanıyor. Nereye gidileceğini veya neyin beklediğini bilmemek kafa karışıklığına ve itibariyle başarısızlığa yol açıyor. İktidarın ülkeye yaşattığı aynen budur…

SORUNUN KAYNAĞI

Yaşanılan finans ağırlıklı ekonomik krizin sebebi kim?

Erdoğan mı? Berat Albayrak mı?

Çemberin içinde ya da dışında olan kim?

Çemberin içinde olup, kafası dışarıda olan kim?

Peki, Uysal ile Ağbal'ın farkı ne?

Peki, Albayrak ile Elvan'ın farkı ne?

Mesele kişi değil, çember/sistem değil mi?

Ağbal ve Elvan neyi temsil ediyor? Ekonomideki kafa karışıklığını-kararsızlığı ortadan kaldırmak için mi göreve getirildiler?

Gerçek şu ki:

Çemberin/ sistemin çizdiği sınırlar içinde kalarak çözüm üretebilir mi? Hayır…

Çemberin/ sistemin çizdiği sınırlar için yaşayıp, nimetlerinden yararlanıp ancak buna “İslam soslu” muhalefet yaparak çözüm üretebilir mi? Hayır…

Sorunun kaynağı kişiden çok, çemberin/sistemin ta kendisi değil mi?

Temel mesele artık köklü çözüm. Bu sebeple AKP'nin “alfabeye” ihtiyacı var; sorunları okuyamıyor çünkü.

Erdoğan'ın en güvendiği yakınını/damadını hazine ve maliyenin başına getirmesi krizi ortadan kaldırmadığını gördük…

Dün, akraba/damat gelsin…

Bugün, tecrübeli isimler-politikacılar gelsin…

Oysa sorun, kafada

Sorun, bir türlü “kumarhane ekonomisi” neoliberalizme karşı kökten mücadele verilememesi…

Bunu yapacak AKP'nin “alfabesi” yok!

“Hangul”, çemberin dışına çıkmanın sembolüydü…

Atatürk'ü büyük devlet adamı yapan da buydu; ayakları ile zihni arasındaki uyum… Bu hedef, kapitülasyonları yıkıp tam bağımsız Türkiye'yi inşa etti.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more