Günümüzde Kıbrıs!

Sevgili okurlarım, burada sık sık ve üzülerek dile getirdiğim bir gerçek var. Biz Türk Milleti olarak ne yazık ki balık hafızalıyız ve geçmişimizi çok çabuk unuturuz.

Bugün Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 47. yılı. Olanları çok özetle anımsayalım.

Kıbrıs Türkleri adada çoğunluğu oluşturan Rum'lar tarafından sürekli imha ediliyordu.

Yıl 1974…

O sırada Başbakan Bülent Ecevit, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan. Yıllardır yapılmakta olan diplomatik girişimlerin faydası olmamıştı.

Sonunda karar alındı. Ordumuz Kıbrıs'a çıkarma yapacaktı.

20 Temmuz 1974 sabahı Türk çıkarma birlikleri adaya ayak bastı. Bir yanda Girne yakınlarındaki Pladini plajına çıkarma yapılıyor, öbür yanda paraşütçü komandolarımız çeşitli bölgelere indiriliyor, jetlerimiz hedefleri bombalıyordu.

Türk askeri ile adadaki Yunan ve Rum birlikleri arasında çok kanlı çatışmalar oldu.

O temmuz sıcağında, Kıbrıs güneşinin altında çöl gibi yerlerde vuruşan askerimizin en büyük sorunu neydi bilir misiniz?

Susuzluk.

★★★

20 Temmuz'da başlayan Kıbrıs harekâtında 14 Ağustos'ta Magosa'yı da aldık ve işin askeri boyutu önemli ölçüde bitmiş oldu.

Peki bu kanlı savaşlar boyunca kaç şehit verdik?

Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ bu resmi rakamları “Unutulan Ada Kıbrıs” isimli kitabında açıkladı:

Karacı 411.

Jandarma 13.

Deniz piyadesi 13.

Havacı 5.

Toplam şehit sayısı 442.

★★★

Ancak iş bununla bitmiyordu. Uçaklarımız 21 Temmuz günü, Anadolu ile Kıbrıs arasında devriye görevi yapmakta olan Kocatepe muhribini (Yunan savaş gemisi zannederek) yanlışlıkla bombaladı ve Kocatepe battı.

Bu arada uçaklarımız yine Yunan gemisi zannedip Adatepe ve Mareşal Çakmak muhriplerimizi de bombaladı ama onlar zikzaklarla ve ağır hasarlı olarak Anadolu sahillerine kaçmayı başardı.

Sonuç: Kocatepe'de 55 denizcimiz daha şehit.

Bu durumda Kıbrıs savaşlarında subay, astsubay ve er olarak toplam 497 şehit vermiş olduk.   

★★★

Bu az bir sayı değil. Ama gelin görün ki, Kıbrıs şehitlerimizi tümüyle unutmuş durumdayız.

Onlar adına Türkiye'de açılan bir anıt yok.

Bugün harekâtın 47. yıl dönümü…

Devlet tarafından Türkiye'de herhangi bir anma töreni düzenlenmedi.

Örneğin her gün konuşan Milli Savunma Bakanı Hulusi Bey bir açıklama yapıp hiç değilse şehitlerimizi ansa idi fena mı olurdu!

Bu duyarsızlığın nedeni şu olsa gerek:

“O dönemin hükümeti, özellikle Ecevit ve Erbakan, bugünkü AKP takımının sevdiği kimseler değildir!”

Türkiye'de şehitler için bile böylesine ayrımcılık yapılıyor olmasını kınıyorum.

Öz evlat şehitler, üvey evlat şehitler!

★★★

Bugün size harekâtın ilk günlerinde çekilmiş iki fotoğraftan da bir kez daha söz etmek istiyorum.

Bir tankın önünde askerlerimiz…

Birinin kolu askıya alınmış.

Er, astsubay, mücahit ya da subay, rütbesi belli olmuyor.

Kimdir, kolu neden askıya alınmış?

Düşmüş mü, kurşun mu yemiş, başka bir şey mi olmuş, onu da bilemiyoruz.

Ama o gerçek bir isimsiz kahraman…

Yaralandıktan sonra rapor alıp memlekete dönmek yerine, elinde tüfeği ile bekliyor…

Acısını unutmuş…

Sargılı koluyla tüfeğini kullanamaz ama gerekirse tabancasını çekip vuruşmaya hazır.

★★★

Kıbrıs işte böyle kurtarıldı. Ama gelin görün ki, şimdi o kahramanları anımsayan yok.

497 şehidimiz, yüzlerce yaralımız, şehit düşen Kıbrıslı mücahitler, her şey unutuldu gitti.

Şimdi onların en genci 60 yaşını geçmiş durumda.

Ve KKTC'yi Türkiye'ye bağımlı bir kumarhaneler üssü yapmayı başardık!

Allah'tan tüm şehitlerimize rahmet, gazilerimize sağlıklı bir yaşam diliyorum.