Sözcü Plus Giriş
NEDİM TÜRKMEN

Vergi barışı için öneriler

29 Mayıs 2021 Yazarlar

Kasım 2020'de çıkarılan 7256 sayılı Kanun ile yapılandırılan vadesi geçmiş borçların yine yeniden yapılandırılmasına da olanak tanıyan yasa teklifi, perşembe günü Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edildi. Haftaya Meclis Genel Kurulu'nda yapılacak görüşme ve kabulün ardından, Cumhurbaşkanı'nın onayı ile Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girecek. Geçen haftaki yazımda, kanun teklifinin ana hatlarını sizlerle paylaşmıştım.

KOMİSYONDA NELER DEĞİŞTİ?

Yasa teklifinde gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin bildirdikleri matrahları 2016 yılı için %30, 2017 yılı için %30, 2018 yılı için %25, 2019 ve 2020 yılları için %20 olarak artırmalarına ilişkin düzenleme; kabul edilen önergeyle, 2016 yılı için %35, 2017 yılı için %30, 2018 yılı için %25, 2019 yılı için %20 ve 2020 yılı için %15 olarak Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edildi. Komisyonda yapılan çok doğru bir değişiklik de; dava aşamasında kanundan yararlanılması durumunda, %5'lik vergiye uyumlu mükellef indiriminden yararlanılmaya devam edilmesidir. Kanundan yararlanılması durumunda; ikmalen, re'sen ve idarece tarhiyat yapılmamış sayılacak.

Yine kasa ve ortaklar cari hesabının düzeltilmesinde %5'lik vergi oranının %3'e düşürülmesi de, pandemi ortamında çok olumlu olmuştur.

Kanun teklifi ile 30 Nisan 2021'e kadar olan ve yapılandırılan borçlara, komisyonda bazı konfederasyon ve meslek odalarına olan borçlar da eklenmiştir.

Çözüm bekleyen konular

Ülkemizde kurumlar vergisi mükelleflerinin %60'ının zarar ya da çok düşük matrahlar beyan ettiği bir gerçektir. Yüksek oranlı matrah artırımı zorunluluğu; yüksek matrah beyan etmiş bulunan ve yasalara uygun davranan mükellefleri, çıkan yüksek maliyet nedeni ile matrah artırımından uzaklaştırmakta ve bu mükellefler matrah artırımında bulunmamaktadırlar. Zarar ya da çok düşük matrah beyan eden mükellefler matrah artırımı fırsatını kaçırmadığı için, matrah artırımında bulunmayan yüksek matrah beyan eden mükellefler vergi incelemelerinin öznesi haline gelmektedirler. Bu durum, yasalara uyanları fiilen cezalandırmaktadır. Adaletsizliğin ortadan kaldırılması için; geçmiş dönemlerde ilave vergi tarhı ve vergi cezasına muhatap olmamış mükelleflere azalan oranlı bir matrah artırım tarifesi uygulanması ya da bu mükellefler için matrah artırım tutarları indirimli uygulanabilir.

7143 sayılı Kanun ile hayatımıza giren ve bu kanun teklifinde de yer alan borcun ödenmemesi halinde matrah artırımı hakkının kaybedilmesi sonucunu doğuran uygulama, birçok sorunu beraberinde getirmiştir. Çeşitli sebeplerle matrah artırımı borcunu ödeyemeyen mükelleflerin borçlarının yapılandırma ile bile ödenmesine olanak tanınmayıp, 6183 sayılı Kanun'a göre takip edilmesi ancak matrah artırımının sağladığı hakların elinden alınması vergi adaleti ilkesinin çiğnenmesidir.

Meclis Genel Kurulu'nda bu yasa teklifi ile ilgili çözülmesi gereken çok önemli bir problem daha vardır: Kanun teklifinin matrah ve vergi artırım hükümlerinin başarılı olması için; ilk kez 7143 sayılı Yasa'da yer alan ve yeni sunulan yasa teklifinde de varlığını koruyan, matrah artırımı yapmış mükelleflerle ilgili Vergi Usul Kanunu'nun 367. maddesindeki suçlarla ilgili inceleme yapılabileceğine ilişkin düzenleme metinden çıkarılmalıdır.

Kanun ile matrah ve vergi artırımında bulunanlar, hiçbir surette vergi incelemesine alınmayacaktır dedikten sonra; “Vergi Usul Kanunu'nun 367. maddesi çerçevesinde inceleme yapabilirim” demenin 3 yıllık uygulama sonuçları maalesef felaket oldu.

Bu inceleme yetkisi, vergi müfettişlerinin elinde mükelleflere karşı bir sopa olarak kullanıldı. Mükelleflerin idareye olan güveni sarsıldı ve çok subjektif değerlendirmeler yapıldı. Hatta 7143 sayılı Kanun'un matrah artırım hükümlerinden faydalanmanın sahte faturayı bilerek kullanmanın karinesi olarak değerlendirildiği vergi inceleme raporları yazıldı. Binlerce mükellef, haklarında suç duyurusunda bulunularak asliye ceza mahkemelerine sevk edildi. Maliye‘nin kasasına tek kuruş girmeyeceği halde, vergi inceleme elemanları çoğunlukla bu incelemelerde görevlendirildi.

Suç var ise tabii ki ceza olmalıdır. Ancak subjektif değerlendirmeler ve eksik incelemeler ile mükelleflerin hürriyeti bağlayıcı ceza riski ile 4 yıllık bir ceza davası sürecine sokulması çok yanlıştır.

Son olarak da, bu yasa teklifinin başarılı olabilmesi ve Hazine'ye ilave gelir sağlanabilmesi için; peşin ödemelerde vergi aslından da indirimler yapılmalı ve pandemi süreci de dikkate alınarak, taksit seçeneğini seçenler için taksit sayısı artırılmalıdır.

YAZARIN TÜM YAZILARI