Yok Kılıçdaroğlu Yok Akşener

Bizim İmam Hatipliler; maşallah her şeyin uzmanı!

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, 30 Ağustos Zafer Bayramı nedeniyle Yenikapı'da etkinlikler düzenledi. Kutlamalarda kürsüye çıkan Meral Akşener dedi ki:

-”1453, Fatih Sultan Mehmet, (Ekrem İmamoğlu'na dönerek) aynı senin gibi, dedi ki ‘Ya İstanbul beni alır, ya ben İstanbul'u alırım!' Bizans'a rağmen, Avrupa'ya rağmen, Haçlılara rağmen, ‘ya İstanbul'u alırım, ya İstanbul beni alır.' İki kararlı lider ve ikisinde de İstanbul alındı. Bu ikinci istikbal fethidir…”

İmam Hatipli Erdoğan durur mu, dedi ki:

-“Ne diyor? İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı için kalkıp bunu Fatih'e benzetiyor. Bunlar Fatih'in kim olduğunu anlamamış, bilmiyorlar.”

Meral Akşener bilmiyor öyle mi?

Erdoğan biliyor yani!

Meral Akşener'in uzmanlık alanı ne? Tarih…

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nden mezun…

Yıldız Teknik Üniversitesi'nde araştırma görevlisi olarak bulundu.

Marmara Üniversitesi'nde hem yüksek lisans ve doktora yaptı hem de öğretim üyeliği.

Kocaeli Üniversitesi'nde de Tarih Bölümü başkanlığında bulundu.

Uzmanlık alanı tarih olan öğretim görevlisi Dr. Akşener, Fatih'i bilmiyor ama İmam Hatipli Erdoğan Fatih'i biliyor öyle mi?

Temel meselemiz bu, bilmediğini bilmemek!

Konuyu bir ay sonra anımsatmamın nedeni var:

İHANETÇİLER

Konu, Almanya seçimlerini analiz etmek:

Nasıl solcu Tony Blair İngiltere'de sola ihanet ettiyse…

Nasıl solcu Yorgo Papandreu Yunanistan'da sola ihanet ettiyse…

Nasıl solcu Rodriguez Zapatero İspanya'da sola ihanet ettiyse…

Nasıl solcu Jose Socrates Portekiz'de sola ihanet ettiyse…

Nasıl solcu François Hollande Fransa'da sola ihanet ettiyse…

Almanya'da da Gerhard Schröder, diğerleri gibi kendini “yeni sol” diye tanımlayıp, sola ihanet etti! Hepsi, “başka alternatif yok” diye neoliberalizme yenildi. Böylece, sosyal piyasa ekonomisini yıkan Schröder koltuğunu Angela Merkel'e bıraktı.

Peki, bu seçimlerde Merkel'in arkadaşları neden tarihi yenilgi aldı? İşte, bu konu üzerine nitelikli analitik bir yazı bulamıyorum. Mesele salt popüler kültür üzerinden “şu liderin karizması vardı –bu liderin karizması yoktu” diye tartışılıyor. Bu kadar…

Şunu arıyorum:

2008 küresel krizi ve COV 19'dan sonra Alman devletinin ekonomideki rolü ne oldu? Günümüzde yeniden kalkınmada devletin rolü çeşitli şekillerde tartışılıyor; “devletçilik” doğuyor! Mesela birçok ülkede merkez bankalarının rolü gündemde. (Bizde insanlar her konuda kendi mahallesinin refleksiyle tavır alıyor. Oysa. Örneğin ABD'de, kimi Demokratlar ile kimi Cumhuriyetçiler merkez bankası konusunda aynı görüşü paylaşabiliyor. Bizde bu tavır, partiden kovulma sebebi olur!)

Dağıtmayayım konuyu: Artık şu gerçek ortaya çıktı: Dünyanın dört yanında neoliberalizm otuz-kırk yıldır beklenen gelişmeyi sağlayamadı; Avrupa'nın en büyük ekonomisine sahip Almanya'da da böyle mi oldu?

ERDOĞAN BİLİYORDUR

COV 19/pandemi krizi Almanya'da neoliberalizm tabutuna son çiviyi çaktı mı? Almanya'da pandemi etkisiyle ekonomik büyüme geçen yıl yüzde 5 düştü. Bu yıl yine ilk çeyrekte 1.7 daraldı. Keza:

On yıl aradan sonra geçen yıl Almanya bütçe açığı 158.2 milyar Euro oldu.

COV-19 mu Merkel'in arkadaşlarını yendi?

Son iki yıllık pratik gösterdi ki: İnsanlar, piyasa kurucusu- güçlü (ceberut olmayan)- kalkındırmacı- etkin- işlevsel devlet arıyor.

Evet: Devletin iktisadi kalkınma sürecindeki rolü değişecek mi? Sosyal Demokratlar-Yeşiller Almanya'da yeni kamucu ekonomik model mi yaratacak? Bu iki partinin oylarını artırmasının sebebi bu mu? Devletin sosyal yönünün, insanlara asgari refah sağlamanın artık çok daha öne çıkması mı oy dağılımını etkiledi?

Evet: Neoliberalizm yıkıcılığından kurtulmak isteyen insanlar; devletinin halkın refahını yalnızca sosyal politikalar yoluyla değil; adil vergilendirme, adil piyasa kurma-düzenleme gibi alanlarda da şekillenmesini istiyor.

Evet: Kimse borca dayalı refah istemiyor!

Toparlarsam:

Yok Kılıçdaroğlu onu dedi.

Yok Akşener bunu dedi.

Saatlerce tv'lerde “niyet okumaya” dayalı “siyasi mühendislik” lakırdısı yapılıyor. Kimse “ekonomik kalkınmayı” nasıl sağlayacağımızı tartışmıyor. Uzmana/ uzmanları dinlemeye-okumaya ihtiyacımız var.

Gerçi Erdoğan, “kalkınmacı devlet modelini” de biliyordur!