Sadat’a muhabbet Sedat’a müebbet

■ “Altı yaşındaki çocukla evlenilebilir” demeyi fikir özgürlüğü kabul ettiler, “bu sapıklıktır” demeyi hakaret suçu kabul ettiler.

■ Habire döven, kafasına tabanca dayayan, baltayla tehdit eden herife karşı koruma isteyen kadıncağızın talebini reddettiler, herif bu kadıncağızı delik deşik ederek öldürdü, göğsünden girip sırtından çıkan 26 santimlik kasap bıçağına “öldürücü değil” raporu verdiler.

■ Şort giyiyor diye kızcağıza tekme atanı serbest bıraktılar, kadına şiddete dur demek için pankart açan kızlara kelepçe taktılar.

■ Gezi olaylarında gençlere “kurşun atana yedi yıl” hapis istediler, Akp milletvekiline “yumurta atana 10 yıl” hapis istediler.

■ Televizyona çıkıp “sivilleri öldürmeye Etiler'den Cihangir'den Nişantaşı'ndan başlarız” diyeni serbest bıraktılar, varlığıyla onur duyduğumuz Musa Kart'ı karikatür çizdi diye hapse attılar.

■ Komşularını katledeceğini, silahlarının hazır olduğunu, en az 50 kişiyi götüreceğini söyleyene dokunmadılar, karıncayı incitmeyen modacı Barbaros Şansal'ı apronda linç ederek tutukladılar.

■ Hayatını Türkiye'ye adayan Müjdat Gezen'i “aman ha yurtdışına kaçmasın” diye karakola imza vermeye gönderdiler, Müjdat Gezen'in okulunu cayır cayır kundaklayan yobazı evine gönderdiler.

■ “Seçim sonucu istediğimiz gibi olmazsa, Belgrad Ormanı'nda ağacın dibinde, talim şeyimizi oraya gömdük, çıkaracağız sokağa” diyene hoşgörü gösterdiler, demokrasi tarifi yapan Metin Akpınar'ı “halkı hükümete karşı silahlı isyana teşvik etmek”ten yargılıyorlar.

■ İnsanları domuz bağıyla öldürerek, oturma odalarına gömen, mezar evleriyle tanınan köktendincileri davul zurnayla sokağa saldılar, Levent Kırca'yı, Tarık Akan'ı, Genco Erkal'ı, Fazıl Say'ı, Orhan Aydın'ı, İlyas Salman'ı, Levent Üzümcü'yü, Zuhal Olcay'ı, Nuri Kurtcebe'yi, Deniz Çakır'ı, Mehmet Aksoy'u, Atilla Taş'ı “sanık” yaptılar bu ülkede… Nutuk'u suç delili yaptılar.

■ “1924'te camiler kapatıldı, Çanakkale ve Bursa'da genelev olarak kullanılan camiler var” denmesine “ifade özgürlüğü” dediler, din bezirganlarıyla mücadele eden İhsan Eliaçık'ı gözaltına aldılar.

■ Mübarek anamız Zübeyde Hanım hakkında “genelevde çalışıyordu” diyene “basın özgürlüğü” dediler, karanlığın üstüne meşale gibi yürüyen Atatürkçü ilahiyatçı Cemil Kılıç'a hapis cezası verdiler.

■ Soma'da 301 madencimizi göz göre göre katleden şirketin yönetim kurulu başkanını serbest bıraktılar, katledilen madencilerin gönüllü avukatlığını yapan Selçuk Kozağaçlı'yı terörist diye hapse tıktılar.

■ Pkk'yı tanık, Tsk'yı sanık yaptılar.

■ Üniformalı teröristleri Habur'da çadır mahkemesiyle karşıladılar, şehit anası Pakize Akbaba'ya hapis cezası istediler, şehit babası Mehmet Gencer'e hapis cezası verdiler.

■ Asrın liderimize siyasi yasak getirildiğinde, seçme seçilme hakkı elinden alındığında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurdular, Avrupa'nın bu hukuksuz karara müdahale etmesini istediler, aynı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi “Selahattin Demirtaş'ı derhal tahliye edin” kararı verince, bizi bağlamaz dediler.

■ Asrın liderimize hapis cezası verildiğinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurdular, bu hukuksuz karara müdahale edilmesini istediler, aynı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi “Osman Kavala'yı derhal tahliye edin” kararı verince, bizi bağlamaz dediler.

■ Ağır ihmaller sonucu meydana gelen Çorlu tren faciasında üç yıldır kimseyi tutuklamadılar, kimseyi görevden bile almadılar, 9 yaşındaki oğlu Oğuz Arda'yı kaybeden yüreği yaralı anne Mısra'ya dört defa soruşturma açtılar, sanık yaptılar, para cezası verdiler.

■ Deniz Feneri'nde sanıkları tanık yaptılar, savcıları sanık yaptılar.

■ Profesör Türkan Saylan'ın evine baskın yaptılar, Profesör Mehmet Haberal, Profesör Fatih Hilmioğlu, Profesör Erol Manisalı, Profesör Kemal Gürüz, Profesör Yalçın Küçük, Profesör Uçkun Geray, Profesör Kemal Alemdaroğlu, Profesör Mustafa Yurtkuran ve Profesör Ferit Bernay'a “darbeci” dediler, Profesör Tayfun Uzbay'a “darbeci casus” dediler, Profesör Yücel Aşkın'a “tarihi eser kaçakçısı” dediler, Profesör Rennan Pekünlü'ye “eğitim öğrenim hakkını engelliyor” dediler, Profesör Erdoğan Teziç'e “millete küfür etti” dediler, yargıladılar, hapse attılar, hepsi iftira çıktı.

■ Türkiye tarihinin gelmiş geçmiş en namuslu siyasetçilerinden İzmir büyükşehir belediye başkanı Aziz Kocaoğlu'na “çete” kurarak “yolsuzluk” yaptığı iddiasıyla 400 yıl hapis cezası istediler, yalan çıktı.

■ Enis Berberoğlu'nun milletvekilliğini düşürdüler, hapse attılar, ortada suç muç olmadığı için Anayasa Mahkemesi kararıyla yeniden milletvekili oldu.

■ Ömer Faruk Gergerlioğlu'nun milletvekilliğini düşürdüler, hapse attılar, ortada suç muç olmadığı için Anayasa Mahkemesi kararıyla yeniden milletvekili oldu.

■ Selçuk Özdağ'a evinin önünde silahlı-sopalı saldırı düzenlendi, hastanelik edildi, saldırganlar derhal serbest bırakıldı, komşusuyla itekleşen Halil Sezai hapse atıldı.

■ Orhan Uğuroğlu'na Yavuz Selim Demirağ'a Sabahattin Önkibar'a Ahmet Takan'a Murat İde'ye silahlı-sopalı saldırılar düzenlendi, saldırganlar saldırıya uğrayanlardan daha kısa süre kaldı karakolda!

■ “Hocaefendi dünyada şeref duyduğum tek insandır, sahabe efendilerimiz gibidir, kendisiyle etle tırnağım, bir atımlık mermiyim, beni hizmet'in namlusuna sürün, nereye atıyorsanız atın” diyen, sadece tetikçi değil, mermi gazeteci olduğunu söyleyen arkadaşı “tanık” yaptılar, Sözcü gazetesini “sanık” yaptılar!

■ Savcı kumpas kurarken, heykeli dikilmeli dediler, altına makam mercedesi verdiler, aynı savcı kendilerini tutuklamaya kalkınca, vatan haini dediler.

■ Rıza Sarraf işlerine gelirken, hayırsever dediler, 17/25'te tanık yaptılar, herif ABD'de itirafçı oldu, bunların aleyhine tanık oldu, ABD'ye nota verdiler.

■ Amerikalı rahibi casus diye tutukladılar, “bu can bu bedende, bu fakir bu görevde olduğu sürece o teröristi alamazsınız” filan dediler, ABD başkanı mektup gönderdi, “biliyorsun senin bazı sorunlarını çözdüm, uysal ol, aptallık etme” dedi, rahibi apar topar bıraktılar.

■ Türk kökenli Alman gazeteciyi casus diye tutukladılar, Angela Merkel “derhal bırakmazsınız, bizden tank değil, bisiklet bile alamazsınız” dedi, gazeteciyi apar topar bıraktılar.

■ İstanbul büyükşehir seçiminde, aynı zarfa koyarak aynı sandığa attığımız dört oydan üçünü geçerli kabul edip, birine sahte dediler!

■ Sivas Madımak'ta insanları diri diri yakan yobaz katili “sağlık sorunları” ve “yaşına hürmeten” serbest bıraktılar, alzheimer hastası olan, oksijen maskesiyle nefes alabilen, yemek bile yiyemeyecek durumda olduğu için biberonla beslenen 80-85 yaşındaki orgeneralleri hapse tıktılar.

■ Türkiye Cumhuriyeti'nin yerine İslam devleti kurmak üzere anayasa hazırlayan, resmi dilimizi, başkentimizi, bayrağımızı değiştirmek üzere İstanbul'da uluslararası kongre düzenleyen, silahlı kadrosu bulunan, mühimmat temin eden, gayrinizami harp teknikleri öğreten emekli general hakkında soruşturma bile açmadılar, bu general hakkında Tbmm'deki soru önergelerine bile cevap vermediler, feto kumpaslarıyla hapse atılan, ellerinde hiçbir askeri güç olmayan emekli amiralleri gözaltına alıp, ayaklarına pranga taktılar.

■ Türk Silahlı Kuvvetleri'ne “terör örgütü” dediler, Atatürkçü subaylara “terörist” dediler, genelkurmay başkanına “terör örgütü elebaşı” dediler, Birleşmiş Milletler'in “uluslararası terörist listesi”nde yerelan Taliban heyetini VIP'ten yurda soktular, Çankaya Köşkü'nde ağırladılar.

■ Asrın liderimiz hakkında “tweet atanı” tutukladılar, Chp genel başkanına “yumruk atanı” serbest bıraktılar.

■ 12 yaşında çocuklara asrın liderimize hakaret etti diye dört yıl hapis istediler, Chp liderini linç ederek öldürmeye kalkışan, sığındığı evi ateşe vererek diri diri yakmaya çalışanları serbest bıraktılar.

■ Darağacının önünden yayın yapıp “kamuoyu Kemal Kılıçdaroğlu'nun idam edilmesini, asılmasını bekliyor” diyen medya celladına ilişmediler… Mermi turşusu kurmuş gibi bir kavanoz dolusu mermiyle poz verip “Kemal Kılıçdaroğlu, Özgür Özel, Canan Kaftancıoğlu, adam olun, en önce size öldürürüm” diyeni serbest bıraktılar… Ekrem İmamoğlu'nın canına açıkça kastederek “bak İmamoğlu Ekrem denen zavallı, senin kanını akıtır sana içiririm, bunu kayıtlara geçsin diye yazıyorum, istediğin şekilde şikayetçi olma hakkın var, ya haddini bilmeyi öğreniyorsun, ya da boynunu kırıp, kafa derini yüzüp, ayağıma paspas yapıyorum, seni paramparça edeceğim, öldüreceğim kişiye önceden haber veririm” diyeni serbest bıraktılar… Canan Kaftancıoğlu'nu açıkça ölümle tehdit ederek “boğaz bu mevsim serin, yazın da derindir” diyeni serbest bıraktılar… “Siyasi cinayet kaygım var” diyen Kılıçdaroğlu hakkında soruşturma açtılar!

En son…

Herkes, Sedat Peker'in iddiaları hakkında soruşturma açılmasını beklerken, bunlar Sedat Peker hakkında soruşturma açtılar.

Müebbet hapis ve üstüne 400 yıl filan istiyorlar.

E, adında adalet olan hükümetimizin adalet (!) siciliyle baktığımızda… Sedat Peker'in “sanık” yapılması şaşırtıcı olmadı.

Ama önemli olan, Sedat Peker'in yarın öbür gün “tanık” olduğunda neler olacağı!

Çünkü, yukardaki tecrübeler gösteriyor ki, nalıncı keseri hukukunun kimlere muhabbet'le baktığının, kimleri müebbet'le yargılandığının bir önemi yok…

Halkın vicdanındaki muhakemede kimlerin ilelebet'e mahkum olduğunu, kimlerin ilelebet nasıl anılacağını herkes biliyor!

Loading...