Yıllarca yayın koordinatörlüğünü yaptım, sozcu.com.tr memleketin en çok okunan haber sitesidir. Yurt içinden yurt dışından milyonlarca okuru vardır.

Geçen, hangi haber ne kadar ilgi çekiyor diye inceledim. Öğle saatlerinde ilk üç şöyleydi.

Millet İttifakı’nın oy oranı yüzde 40.7, Cumhur İttifakı’nın yüzde 39.7 çıkmış. 320 bin insan tarafından okunmuş.

Hükümet, kira artış oranına sınırlama getirmiş. 360 bin okunmuş.

Listenin tepesindeki haber, doların alıp başını gitmesi değil, motorine gelen dev zam değil, memleketimde son zamanlarda artan değişik bir insan haberi... 800 bin kişi okumuş ve hala okunuyordu!

Sadece sozcu.com.tr’de değil orayı da uzun yıllar yönettiğim için mesela Hürriyet’in internet sitesinde de durum aynıdır.

Denizli’de bir kadın sabaha karşı taksi ile geldiği markete üstsüz halde giriyor. O sırada markette bir müşteri var. Alış veriş yapıyor. Para veriyor, para üstü alıyor. Geldiği taksiye binip uzaklaşıyor!

Marketin güvenlik kamera görüntüsü sosyal medyaya düşünce valilik devreye giriyor. Üstsüz kadın saklanmadığı yerde yakalanıp, ‘teşhircilik ve hayasızca hareket’ suçlaması ile gözaltına alınıp, adli kontrol şartı ile serbest bırakılıyor.

Denilebilir ki, böyle bir haberin diğerlerinden çok okunması gayet normaldir, ne var bunda!

Bence de...

Devletin Kur’an kurslarına gelen, dini derneklere emanet edilen çocuklara yönelik tecavüz, taciz haberleri, suçlanıp, yargılanıp ceza verilen sözde hoca onlarca kişinin gargaraya getirilmesi, Denizli’de çıplak alış veriş, Bebek’te sokak ortasındaki cinsel ilişki, her televizyonda olan baldız, kayınço, enişte, yenge ve bütün mahalle temalı programlardaki birbirinden renkli rezaletler, çifterli maaşlar, hep aynı isimlere verilen ihaleler, birileri sürekli zenginleşirken milyonların erimesine alıştık artık(!)

Düşündürücü olan şurası...

Sayıları çığ gibi artan bu ve benzeri hadiselerin; fen ve sosyal bilimler türündeki okulların derslik sayısı yüzde 64 artarken, imam hatiplerdeki derslik sayısının yüzde 660 arttığı, Erdoğan’ın 5 binden fazla imam hatip okulu açtığı, tüm dönemler içinde bu okulların sayısını 5’e katladığı için kendisine ‘İHL Reisi’ lakabının takıldığı zamanlarda yaşanması...

Diyanet bütçesinin 8-9 bakanlıktan fazla olduğu, ahlaklı nesillerin yetiştirilmesi için hassasiyet gösterildiği söylenen, ahlaklı vakıflar kurulduğu anlatılan, ahlaklı vakıflara milyarlar aktarılan ve ‘bütün güzel ahlaki özellikleri’ bünyesinde barındırmakla övünen bir siyasi partinin, AKP’nin tek başına iktidarda olduğu döneme denk gelmesi!

Mesela benim çocukluğumda, ki gavur İzmir’de yaşıyorduk(!) Bugünkü gibi imamlar, hocalar, gassallar olmadığı için herkes ateşe tapıyordu(!) Valla böyle haberler duyulmazdı. 

Bırak ölünün arkasından konuşmayı, ölmüş insanların yuhalatılmasını, mahallede biri vefat etse üç gün ne radyo ne televizyon kısık sesle bile açılmazdı. Ulu orta manda yoğurdu, kestane balından söz edilmez, sokakta üzerine sanayağı sürülüp şeker serpilmiş ekmek yememize bile, ‘ya olmayan birinin canı çekerse’ korkusu ile izin verilmezdi!

Eskiden büyükler, “Ahir zamanda çok değişik şeyler olacak” diyerek başlardı anlatmaya. Tırsarak dinlerdik. Son 20 yıl ahir zaman mı yoksa? 

Ne oldu da işler bu hale geldi?

Hangi camiler olduğu bir türlü söylenemeyen yine de camileri yaktılar denilen, aslında hiç olmayan hayali saldırganlardan mı? Kabataş’ta anne ve bebeğinin üzerine işeme yalanındaki hayali üstü çıplak, deri eldivenlileri mi örnek alıyorlar? Camide görevli imamın ısrarla içmediler demesine rağmen camide bira içtikleri iftirası ile suçlananlardan ötürü mü artıyor rezaletler? Bunlar çürük, bunlar sürtük denilen Gezi direnişine katılanlar yüzünden mi yaşananlar?

Suçlu, dış güçler mi yine? 

20 yıldır yenilen hurmaları görüp isyan eden nankörlerden(!) mi kaynaklanıyor diz boyu rezalet?

Yoksa bütün değerlerin üzerinde tepinilmesi, memleketin çivilerinin oynaması mı meselenin aslı?

İnsanı düşündüren, işte bu AKP’li zamanlar...