Tespit 1) Necip Fazıl Kısakürek önce Celal Bayar ile tanıştı. 1936’da Bayar iktisat Bakanı iken, “Ağaç” dergisini çıkarmak için para istedi. 1943’te “Büyük Doğu”yu çıkardığında Bayar ile yolları ayrıldı; mektubunda “size zıt istikamet tutacak olursam beni mazur görünüz” diye yazdı. Bayar, “serbestsiniz” yanıtını verdi.
Tespit 2) Necip Fazıl, Demokrat Parti döneminde Adnan Menderes‘e üç kez mektup yazdı. İki kez yüz yüze görüştü. İlk görüşme DP iktidarının başında oldu. Son görüşme ise iktidarın sonunda gerçekleşti.
Tespit 3) Başbakan
Menderes’in devletin örtülü ödenek hesabından para verdiği dergi ve gazetelere, “besleme basın” deniyordu. Necip Fazıl’a toplamda 147 bin lira verildi. 1957’de Atatürk‘e hakaret davaları nedeniyle, 8 ay 4 gün ceza alıp hapse girince eşi Neslihan
Kısakürek‘e de 5 bin lira verildi.
“Çatı” girişimi kızdırdı
Tarih: 27 Ekim 1957
DP üçüncü kez iktidar oldu.
DP’nin, sandık usulsüzlükleri yapması bazı kentlerde olayların çıkmasına neden oldu. CHP oy hırsızlığını kanıtlayan kitap çıkardı. Seçim bitti ama siyasi tansiyon düşmedi.
Menderes tepkileri umursamadı; MİT’in (MAH) başına DP’li Hüseyin Avni Göktürk’ü getirdi.
CHP’nin kazandığı illerdeki bürokratları sürgüne göndermeye başladı. İşadamı Vehbi Koç tehdit edildi; “DP’ye katılmazsanız kredileriniz kesilebilir, işinizde müşkülat çıkarılır.” Koç, CHP’den ayrıldı.
Orgeneral Fevzi Mengüç yerine Rüştü Erdelhun Genelkurmay Başkanı yapıldı.
4 Ağustos 1958’de devalüasyon oldu; dolar 2.80’den 9 TL‘ye çıktı.
Siyasi krize ekonomik kriz de eklendi.
Muhalefet partileri işbirliği yapmak için görüşmelere başladı. Bu “çatı” girişimi DP’lileri kızdırdı.
CHP lideri İsmet İnönü 17
Ekim’de parti kongresine katılmak için gittiği Zile’ye sokulmadı. Çankırı’da karşılamaya gelenleri polis dağıttı.
Menderes farklı ses duymak istemiyordu. Öyle ki...
Devlet radyosu tek yanlı yayınlarını sürdürünce İstanbul’da, “Ajans Haberlerini Dinlemeyenler Derneği” kuruldu. Valilik, derneği hemen kapattı.
Menderes’in
kızdığı Amerikalı gazeteci
Adalet Bakanı Esat Budakoğlu, 1954-58 yılları arasında 238 gazetecinin mahkum olduğunu açıkladı. Ankara Cebeci Cezaevi’nde gazetecilerin doldurulduğu koğuşa
“Hilton” deniyordu!
Bir yıl önce basın kanunu çıkararak gazeteleri kapatmayı, gazetecileri rahatça hapse göndermeyi kolaylaştıran DP hükümeti, bu kez özel sektörün ilanlarını hangi gazeteye verileceğini hükümetin tayin edeceği kararnamesini çıkardı!
Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) basına yönelik baskıları kınayınca Menderes’in tepkisini çekti.
O günlerde Amerikalı gazeteci Eugene C. Pulliam Türkiye’ye geldi.
“Türkiye’de On İkiye Çeyrek Var” başlıklı makalesinde, “kendini diktatör mevkiine getiren Menderes’in, kudret ve şahsi otoritesinin genişliği başına vurmuştur” diye yazdı. (15.7.1959)
Bu makaleyi yayımladığı gerekçesiyle Kim dergisi ile Ulus, Kervan ve Vatan gazeteleri kapatıldı; Şahap Balcıoğlu, Ahmet Emin Yalman gibi gazeteciler mahkum edildi. (Yalman, Necip Fazıl gibi yazarların kışkırtması sonucu 1952’de Hüseyin Üzmez tarafından vurulmuştu.)
‘İnönü’yü leş
haline getirin’
İnönü’nün 1959 ilkbaharındaki Batı Anadolu gezisi olaylı başladı. Ankara ve Eskişehir garında İnönü’yü selamlamak isteyenleri polis dağıttı. Uşak‘ta olaylar çıktı; polis göz yaşartıcı bomba kullandı. DP’lilerin attıkları taş İnönü’yü yaraladı. (Necip Fazıl, “Büyük Doğu” dergisinde, “Küçük bir çakıl taşını bu kadar büyütmeye gerek yok. Onu leş haline getirecek gülleden ne haber” diye yazdı.)
Valiler CHP il kongrelerini iptal etti.
İnönü dönüşte İstanbul Topkapı‘da, DP’lilerin taşlı saldırısına uğradı. Otomobilinin üzerine çıkıldı; aracın kapısı açılmaya çalışıldı; bir binbaşının müdahale etmesiyle İnönü linçten kurtuldu.
Polis, Ankara‘da karşılamaya gelen CHP’lileri de dağıttı.
CHP, İçişleri Bakanı Namık Gedik hakkında soruşturma açılmasını istedi. Reddedildi.
Meclis’te kavgalar çıktı.
İnönü uzlaşmacı bir dil kullanarak iktidarla görüşmeye hazır olduğunu söyledi. 2 Temmuz’daki İnönü-Menderes görüşmesi havayı yumuşattı. Fakat, 2 yıldır yapılmayan muhtar seçimlerinin ertelenmesi siyaseti yine gerdi...
Ve tansiyon hep yükselecekti artık...


Tarih: 9 Eylül 1959
CHP, 36’ncı Kuruluş Yıldönümü’nü yurdun dört bir yanında kutlama kararı aldı. Çanakkale’ye giden Kasım Gülek ve Esat Mahmut Karakurt partililerle buluştu. Bir partilinin, “CHP seçimi kazansa bile DP iktidarı vermeyeceği konuşuluyor, bu doğru mu” sorusunu Karakurt, “o zaman gayrimeşru hale gelirler” diye yanıtladı.
Bu söz çarpıtıldı, “CHP’liler DP’lilere ‘piç’ dedi” diye yayıldı. CHP heyeti Geyikli’de taşlı sopalı saldırıya uğradı.
CHP olayı TBMM’ye taşımadan önce bir heyet oluşturup bölgeye gönderdi. Menderes, İçişleri Bakanı Gedik’in “CHP’liler kendini TBMM’nin üstünde görüyor” sözü üzerine heyetin Çanakkale’ye gitmesine izin vermedi.
Ayvalık adlı gemi Çanakkale limanına varmıştı; CHP’lilerin inmesine izin verilmedi. Milletvekilleri sabaha karşı gizlice gemiden indi.
Menderes bu kez milletvekillerinin Geyikli’ye sokulmaması için emir verdi! Emniyet Genel Müdürü Cemal Göktan’ı askeri uçakla Çanakkale’ye gönderdi.
CHP heyeti de Geyikli yolunda taşlı-sopalı saldırıya uğradı!
Sadece sokak değil; CKMP lideri Osman Bölükbaşı’nın TBMM’de yaptığı konuşma nedeniyle 10 ay hapse mahkum edilmesi siyasal krizi artırdı.
DP de karıştı; çeşitli nedenlerle 6 bakan istifa etmek zorunda kaldı.
Ve 3 Nisan 1960’ta büyük kırılma
yaşandı...

Her şey Kayseri’nin küçük bir kasabasında başladı: Yeşilhisar!
1957 seçimlerinde CHP 3 bin 664, DP 2 bin 614 oy aldı. Kasaba ikiye bölündü; 6 mahallede CHP’liler 2 mahallede ise DP’liler oturuyordu. Ve... Tarih: 16 Şubat 1960.
DP İlçe Başkanvekili Salih Kürkçü ile CHP İlçe Başkanı Mustafa Önal’ın şehir kulübündeki sözlü atışması büyüdü. DP’li Kürkçü, “bana silahını gösterip mermilerini boşalttı” diye şikayetçi oldu. Cumhuriyet savcısının uygunsuz sözler söyleyerek CHP’li Önal’ın “adam öldürmeye teşebbüs” suçundan tutuklanmasını istemesi bardağı taşırdı. Mahalleler birbirine girdi.

Yetmezmiş gibi vilayetten görevlendirilen Necati Soyuyüce ve Abdulkadir Yücedağ adlı iki polis, yangının üzerine benzinle gitti. Gözaltına aldıkları CHP’li Mehmet Bozkurt’a işkence yaptılar.
Bozkurt serbest bırakıldığında kahveye gelip vücudundaki yaraları gösterince CHP’liler kaymakamlığa yürüdü. Bu arada yine o iki polisin ateş açması sonucu üç kişi yaralandı.
Kaymakam Nuri Erdem bir jandarmanın tüfeğini alarak “namussuz herifler” diye hücum ederken mal müdürünün müdahalesiyle
durduruldu.
Olaylarda 56 CHP’li gözaltına alırken hiçbir DP’liye dokunulmadı.
Menderes, kaymakama bin lira, iki polise 500 lira ödül verdi.
1.5 ay sonra...
İnönü’nün 3 Nisan 1960’ta Kayseri’de yapılacak CHP kongresine katılmasına hükümet izin vermedi!
Karar; Başbakanlık Konutu’nda, Celal Bayar, Adnan Menderes, Kayseri Valisi Ahmet Kınık, 2. Ordu Komutanı Orgeneral Kemal Çarkın ve Atıf Benderlioğlu, Celal Yardımcı ile İzzet Akçal’ın katıldığı toplantıda alınmıştı.
PTT santral memuru Nazmi Ordulu’nun Yassıada Mahkemeleri’nde verdiği ifadeye göre Menderes, “Ne pahasına olursa olsun o namussuz adamı (İnönü’yü) oraya sokmayacaksınız” demişti.
Valilik kongreyi iptal etti.
İnönü, “silahlı tecavüzlere maruz kalan silahsız halka geçmiş olsun demek için” Yeşilhisar’a gideceğini açıkladı.
Menderes valiyi arayarak, trenin Kayseri’ye sokulmamasını istedi. Emniyet Genel Müdürü Cemal Göktan’ı Kayseri’ye gönderdi. Yeşilhisar kasabasının çevresi askerlerce kuşatıldı; giriş-çıkış yasaklandı!
İnönü’yü taşıyan tren saatlerce istasyonda bekletildi; Menderes, İnönü’nün bulunduğu vagonun sökülüp istasyonda bırakılarak trenin yoluna devam etmesini emretti.
Sonuçta, İnönü Yeşilhisar’a sokulmadı.
Yeşilhisar TBMM gündemine getirildi ve ipler koptu...

Tarih: 7 Mayıs 1960.DP Bolu Milletvekili Reşat
Akşemsettinoğlu grup toplantısında
Yeşilhisar olaylarını kürsüye taşıdı:
“DP hükümetine böyle bir fırsatı kaçırdığı için teessürlerimi arz ederim. Yeşilhisar tam Halk Partisinin kıskıvrak yakalanacağı yerdi. Orada İdare-i Örfi ilan edip bir kaç kişiyi sallandıralım.” (Alkışlar)
DP’li Zeki Erataman gibi milletvekilleri de sert konuşmalar yapınca Menderes kürsüye geldi: “Yeşilhisar’a gidememiştir. Emredin, bu tedbirlerin on mislini alalım. Ama hepsini hükümetin sırtına bırakmak suretiyle değil; kanun yapın kanun. ‘Ahlaksızlar, namussuzlar sizi kapatıyoruz’ diye Büyük Millet Meclisi’nin kararıyla kapatalım. (Alkışlar) Siz Meclis’siniz beyler, alacağınız tedbirlerin hepsinde beraberim, en ilerisinde beraberim.”
Menderes’in isteği oldu; 18 Nisan 1960’ta DP’liler Meclis’te “Tahkikat Komisyonu” kurdu. 15 DP milletvekilinden oluşan komisyonun görevi şuydu:
- Tüm iddiaları bu komisyon soruşturacaktı.
- Mitingleri, toplantıları yasaklayabilecekti.
- Gazete ve dergileri kapatabilecekti.
- Her belgeye el koyabilecekti.
- Kurum ve evlerde arama
yapabilecekti.
Ve kararlara karşı çıkanlar 1 yıldan 3 yıla kadar ağır hapisle cezalandırılacaktı.
Tahkikat Komisyonu kurulur kurulmaz iki karar aldı:
1) Partilerin kongre, toplantı düzenlemeleri, siyasal etkinliklerde bulunmaları ve yeni örgütler kurması yasaktır.
2) Komisyonun yetki, görev, karar ve çalışmaları hakkında yayın yapılması ve TBMM’de görüşme yapılması yasaktır.
Tahkikat Komisyonu’nun; beş kişinin yan yana gelerek dolaşmasına yasak getirmesi; 19 Mayıs törenlerine izin vermemesi ve yerel seçimleri iptal etmesi bardağı taşırdı.
Halk “hürriyet... hürriyet” diye
sokağa çıktı.
28 Nisan 1960’ta Beyazıt Meydanı’nda Orman Fakültesi öğrencisi Turan Emeksiz polis kurşunuyla öldürüldü.
Polis kurşunuyla vurulan Hüseyin Onur bacağı kesilerek hayata döndürüldü. Hüseyin Irmak, Cengiz Ballıkaya, Vedat Boy polis mermileriyle yaralanan diğer öğrencilerdi.
Ateş açılması emrini veren bizzat Menderes’ti. “Yüzde 50’yi de evde tutamamıştı” polis eşliğindeki DP’liler baltalarla Kumkapı’da öğrencilere saldırdı. “Yazıktır günahtır” diyen Nimet Koçer adlı kadın yerlerde sürüklenerek
karakola götürüldü.
Yıldız Kenter’den Yaşar Kemal’e aydınlar-sanatçılar üniversite bahçelerinde toplanan öğrencilerin yanında yer aldı.
Olaylar Ankara’da da durmadı. Siyasal Bilgiler öğrencileri üzerlerine sıkılan 285 adet mermi çekirdeği toplandı.
Polis, Kızılay Meydanı’nda toplanan halkın üzerine göz yaşartıcı bombalar attı. Yüzlerce kişi gözaltına alındı.
Ankara ve İstanbul’da sıkıyönetim ilan edildi.
Menderes İzmir’de gitti; 200 bin kişilik miting yaptı; muhalefeti komplo yapmakla suçladı.
İnönü, erken seçimlere gidilerek gerginliklerin sona erdirilmesi çağrısında bulundu.
Menderes seçim kararı almadı ve kavgalı oturum sonucu TBMM’yi 25 Mayıs 1960’ta tatil etti.
İki gün sonra...
Saat 04.36...
Devlet radyosunda davudi sesli bir Albay vardı; Alpaslan Türkeş: “Türk Silahlı Kuvvetleri memleketin idaresini ele almıştır.”
Mehmet Akif ne diyor:
“Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar,
hiç ibret alınsaydı; tekerrür mü ederdi.”