Dün SÖZCÜ’de Afgan kadınlarıyla ilgili çarpıcı bir haber yayınlandı.
“TALİBAN kadını sildi... Molla yönetimi Afganistan’da ‘Köleliği’ yasal hale getirdi. Kadına eğitim yasaklandı. Okulları kapatılan Afgan kadınlar evlerine hapsedildi!” haberiydi bu...
Bundan böyle Afganistan’da hiçbir kız çocuğu okula gidemeyecek ve okuma-yazma öğrenemeyerek “ümmi”, yani “okuması-yazması olmayan” kişiler olarak kalacak. Neden?
Okumuş kadınlar “Şeriat rejimi için tehlikeli bulunuyor” da ondan...
Okumuş-yazmış, dünyayı öğrenmiş, uygarlığı tanımış kadınlar, Afganistan’daki gibi ilkel rejimlere karşı çıkıyor, direniyorlar...
“Şeriat yönetimi” sorgulanmak istemiyor “Allah’ın emirleri böyle! Kadınların okula gitmesi günah” diyor.
Afganistan’dan gelen bu haberi Türkiye’de, Atatürk’e saygı duymayıp hakaretler yağdıran, beyinleri körelmiş gerici kadınların dikkatle okumalarını öneririm...
Eğer o muhteşem lider Atatürk olmasaydı, Türk kadınının da hali Afgan kadınları gibi olacaktı...
“Kadının okuma-yazma öğrenmesi günahtır” diye kız çocukları okula bile gönderilmeyecekti...
Türk kadınını bu aşağılanmış durumdan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk kurtardı.
★★★
Son dönemde Atatürk’e hakaret yağdıran ve kelimenin tam anlamıyla “Yobaz” diyebileceğimiz “Laik Cumhuriyet düşmanı” olan o tür kadınlar, Osmanlı döneminde kadının ikinci sınıf insan kabul edildiğini, nüfus sayımlarında, ahırdaki hayvanlar bile sayıldığı halde, kadınların sayılmadığını bilmiyorlar herhalde...
Bugün Türkiye’de kadınların tüm Avrupa ülkelerinden önce kendilerine (1934 yılında) seçme ve seçilme hakkı tanıyan Atatürk’e şükran duymaları gerekiyor. Fakat toplumda bazı kadınların Atatürk’e hakaret yağdırmaları onların zır cahilliğini gösteriyor.
Onların, şeriatla yönetilen Afganistan’da kadınlara yapılan haksızlıklara bakarak yatıp-kalkıp Atatürk’e dua etmeleri lâzım!
Tabii biraz vicdan sahibiyseler!
Milli Eğitim Bakanı Tekin’in “Finlandiya” sözü boş çıktı!
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin bir süre önce Kütahya’da “Mesleki ve teknik eğitim alanındaki başarılı modelimize dair tecrübelerimizi paylaşmamız yönünde Finlandiya’dan bir talep geldi” dedi ya...
Okurum Yaşar Altıntartı bu talebe şaşırmış ve araştırmaya girişmiş...
Finlandiya gibi eğitimde dünyaya örnek sistemi olan bir ülkenin bizim modeli beğenip paylaşmak istemesi tabii ki, gurur verici ama Yaşar Bey’in kafasında “Acaba mı?” diye soru işaretleri oluşmuş...
Bunun üzerine Finlandiya Eğitim ve Kültür Bakanlığı’na bir e-posta gönderen ve “Eğer bir devlet sırrı değilse bizdeki modele dair hangi talepte bulundunuz?” diye soran Yaşar Altıntartı’ya 29 Ocak günü Kivinen Niko adında bir eğitim yetkilisinden şu cevap gelmiş:
“Sizi bilgilendirmek isterim ki, Eğitim Bakanlığı’mızın Türkiye ile bu yönde yapılmış bir temastan haberi yoktur!”
Adam yine de kibar davranıp mesajına “Finlandiya’da merkezi sistemin dışındaki eğitim birimlerinden böyle bir talep gelmişse bundan haberimiz yoktur” diye eklemiş.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin bu çelişki duruma ne der acaba? Bir açıklama yapıp tersliğin nedenini anlatabilir mi?
TEBESSÜM
Şükür duası...
Adam, öğle yemeği sırasında iş arkadaşına sormuş:
“Siz evinizde akşam yemeklerinden önce ailece dua eder misiniz?”
İş arkadaşı şöyle cevap vermiş:
“Biz akşamları yemeklerden önce değil, yemeklerden sonra dua ederiz!”
“Yemeklerden sonra mı? Neden?”
“Çünkü karım kötü bir aşçıdır... Çok şükür bugünü de sağ salim atlattık” diye dua ederiz!”
GÜNÜN SÖZÜ
Çok konuşan boş konuşur, arada bir doğru söyler!
