Önce “Hamile kadınların sokakta gezmesi doğru değil” diyerek dikkatleri çekti.
Sonra Atatürk inkılapları için “köpekleştirme” tabirini kullandı.
Niçin böyle söylediği sorulunca da; okuyucularımdan özür dileyerek, ayniyle alıntılıyorum: “Lafı millet k.çından anladı, hiç umurumda değil. K.çından anlamasın, aklından anlasın” dedi.
Başka bir açıklamasında “Çalışan kadın yuva dağıtıyor; kocasına muhtaç değil ama elin adamının hizmetinde bulunmayı haysiyetine uygun buluyor” diyen kanaat önderi (!) Tuğrul İnançer, Habertürk gazetesine verdiği röportajında ise “Şiddet gören kadınlar boşanmasın; “ben, ben” demesinler. Boşanmaya sebebiyet vermesinler”, “Hem evlenmem, hem hamile kalırım diyenler var. Hürriyetmiş! Tükürürüm öyle ileriliğin içine ben. Bunun adı o...puluktur!” ifadelerini kullandı.
AK Saray’a ve iktidara ilişkin sorularda Hocanın aklına, ne Hz. Peygamber’in tevazuu gelmiş ne de israf ayeti: “Ben memleketin Cumhurbaşkanı’na, Başbakanı’na, Diyanet İşleri Başkanı’na altından saray yaptırsam doymam!”
Kimin parasıyla yaptırıyorsunuz Hoca?
Kendi kazancınızla ise sonuna kadar yanınızdayız.
Şunu da bilmeniz gerekir; alın terinizle kazandığınızı dahi “israf” edemezsiniz İslam’ın bakışında.
Kaldı ki açlık sınırının altında hayatını idame ettirmeye çalışan milyonlarca yoksulun olduğu bir ülkede, milletin parasıyla/vergilerimizle yapılan harcamalara bir Mutasavvıf (!) olarak söyleyecek sözünüz olmalıydı?
İktidar yanlılarının sınavı
Ülkemizdeki “yolsuzluk” suçlamalarına, “havanda su dövmektir” deyiveren İnançer; Batılılaşma ile ilgili soruya “Batı hırsızdır” demekten kaçınmamış!
İndirgemeci ya da genelleyici bakışın daima problemli olduğunu buradan kendilerine hatırlatmak isterim.
İnançer’in “Eğer inanç doğru bir inançsa, akıldan üstündür. Eğer batıl bir inanç ise akıldan geridir. Hak olan dini arkaya atıp, aklı öne almak doğru olmaz” sözleri, İslam düşüncesinde kadim bir tartışma... Sormak isterim: Müslümanların içinde bulunduğu şu Ortaçağ karanlığı, sizin de savunmakta olduğunuz bu düşüncenin bir sonucu olmasın?
“Aklını kullanmayanların üzerine pislik yağdıracağını” hak olan bu dinin Kitabı söylüyor. Her şeyden vazgeçtim, hiç değilse tutarlı olalım lütfen.
Hele bir cümlesi var ki Hocanın evlere şenlik: “Biz nefsimize tabi değiliz”!
“Nefsimi ak pak gösteremem (temize çıkartamam). Çünkü nefs, Rabbimin merhamet ettiği durumlar hariç, olanca gücüyle kötülüğü emreder.” (Yusuf/53) ayetini; “Allah’ım bir an bile beni nefsimle baş başa bırakma” hadisini işitmemiş olmalı ki meşhur Hocamız, nefsinden bir o kadar emin!
Kadın konularına girildiğinde veryansın edenlerin, “adalet” ve “kul hakları” gibi çok daha temel konularda kaçak güreşmesi, hatta muktedirleri korumaya alması eskilerin ifadesiyle izahtan varestedir.
17 Aralık sonrası yolsuzluk iddiaları gündemde iken, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in, “Elbette hırsızlık kötü bir şeydir. Ancak milletin maneviyatını çalmak çok daha kötü bir şeydir” cümlesi de benzer bir anlayışın tezahürüdür.
Görmez’den, muktedirlerin yanlışlarına ilişkin tek bir eleştiri cümlesi duyanınız oldu mu?
Kullanılan dil/üslup, elde edilen makam, güç, para ve konfor ciddi bir hesaplaşmayı gerekli kılıyor. Bizden söylemesi...
Adalet yoksa din yoktur
Adam kayırmacılık ve yanlış istihdam politikaları; adalet ve hukuk yerine idari tasarruflarla yapılan düzenlemeler; halka yönelik konulan ağır vergiler; rüşvet, hırsızlık ve yolsuzluk belaları her dönem halkın canını acıtmaya devam ediyor.
17. yy devlet adamı Koçi Bey, devlet idaresinde gördüğü yolsuzluklarla ilgili yazdığı risalesiyle tanınır. Devlet teşkilatındaki bozukluları bir rapor haline getirir ve dördüncü Murat gibi sert mizaçlı padişaha sunmaktan geri
durmaz.
Adalet ilkesini her şeyin üstünde tutan Koçi Bey risalesinde:
“Memlekette zerre kadar bir kimseye zulüm yapılsa, ceza gününde padişahlardan sorulur. Küfür ile dünya durur, zulüm ile
durmaz” ikazında bulunur.
Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza ve onların danışmanlarına, Koçi Bey’in risalelerini okumalarını öneririm.
Güven duygusunun kalmadığı bir toplumda, hukukun ve adaletin ayaklar altında ezildiği bir ülkede, dinden veya dindarlıktan bahsetmek komik oluyor. Çünkü dindarlık
“güven” üzerine inşa edilir.
Hukuk, hukuk, hukuk.
İlla da hukuk.
Bugün gücü elinde bulunduranların da, yarın sarılmak isteyecekleri tek mercidir hukuk.
Dolayısıyla adalet hepimize lazım.
Kimse aklından çıkartmasın.