Şanlıurfa CHP Milletvekili Mahmut Tanal, haksızlık, hukuksuzluklarla mücadelesiyle tanınır. Bazen bir barikatın üzerinden atlarken, barikat yıkarken, bazen kamu görevlisini yakalamak için peşinden koşarken, toprağı, suyu, doğası için mücadele verenlerle birlikte görürsünüz. Bu uğurda bacağı da, parmağı da kırıldı.
Bunları hatırlatınca, Tanal, “Cumhuriyeti, demokrasiyi, laikliği savunmak, otoriter rejime karşı gelmenin bedelini kimisi cezaevinde, kimisi mallarına el konularak ödüyor. Ben de böyle ödüyorum. Hiçbirimiz bedel ödemeden bugüne gelmedik. Nereye kadar katlanılır, bu da ayrı bir sorun” dedi.
SALDIRI ALTINDAYIZ
İçişleri Bakanlığı’na atanan Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, Adalet Bakanlığı’na atanan İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’in, TBMM’nin ilk oturumunda yemin etmeleri gerekiyordu. O gün nöbetçi TBMM Başkanvekili DEM’li Pervin Buldan’dı. Oturum başlamadan kısa süre önce Buldan, Cumhurbaşkanlığı’na çağrıldı. Oturumu yönetme görevi Bekir Bozdağ’a bırakıldı. Ortamın gergin olduğu belliydi. Ancak, ne olursa olsun, AKP o gün yeminin yapılmasında kararlıydı.
Mahmut Tanal’a, burnunun kanadığı olayı da hatırlattım. Tanal, yaşadıklarını bize şöyle anlattı:
“TBMM’de ortaya çıkan manzaradan hiç kimse memnun değil. Ben de değilim. Bunu böyle kabul etmek lazım. Ayrıca TBMM kavganın değil, müzakerenin, tartışmanın olması gereken bir yerdir. Maalesef bu alanı AKP müzakere alanı olmaktan çıkartıp dayatma alanına getirdi. Yani otoriter bir rejim, ben istediğimi yaparım şeklinde. Tabii böyle olunca Türkiye’de cumhuriyetimiz, demokrasimiz, partimiz büyük bir saldırı altında. Son olayda bardağı iyice taşırdı.
ARTIK TAHAMMÜL POZİSYONU YOK
Geçmişte Ulaştırma, Adalet ve İçişleri bakanları seçim döneminde bağımsız olurdu. Ama şimdi gördüğümüz kadarıyla en silahşör, en partizanca davranan kişilere bakanlık yaptırılıyor. Bunun başında, Başsavcının Adalet Bakanlığı’na atanması geliyor. Meclis kürsüsü önünde önceki gün yaşanan ilk eylem olmadığı gibi son eylem de değil. Cumhuriyet’in kuruluşundan bugüne kadar Meclis kürsüsünde barışçıl, demokratik, silahsız eylem hep ola gelmiştir, yapılmıştır. Bunlara eskiden tahammül edilirdi. Ama şimdi tahammül edecek bir pozisyonu iktidar kabul etmiyor.
Çarşamba günü Grup Başkanvekilimiz Murat Emir, yeminle ilgili olarak konuşup, istifa etmeden yapılan atamanın Anayasaya aykırı olduğunu belirtip, bunun geri çekilmesini öneriyordu. Kürsüye doğru giderken AKP grubu kürsüyü komple bir hilal şeklinde kapattı. CHP’liler oraya varmadan AKP’liler kürsüyü işgal etti. Yani orada itiş- kakışla kim kürsüye hâkim olacak, işgal edecek mücadelesi başladı. AKP’liler önce orayı işgal ettiğinde, CHP’liler de oraya girmenin telaşındaydı.
PUSUDA, OSMAN’IN DARBESİNİ YEDİM
Ben de orada oturumu yöneten Bekir Bozdağ’a gittim. Bekir Bey, böyle bir kavga ortamında sizin yapmanız gereken Meclisi kapatmanız olmalı. Bu krizi yönetemezsiniz dedim. Olay büyümeden kapatın, ara verin diye ısrarla söyledim. İşte tam o arada Osman Gökçek’in darbesini, pusu kurulduğundan dolayı ben yedim.
Yoksa Osman’ın kendisi yalnız değil, babasını da yanına alıp gelse ben onu orada perişan ederdim. Gökçek geçmişte kürsüden konuşma yaparken, ‘Ulan gırtlağına kadar haram lokma yemişsiniz. Sizin boğazından hiç helal lokma geçmemiş ki’ dedim. İşte bana yapılan bu saldırı da o yüzden planlı, organize bir olay.
İlk saldırıyı bana yapana kadar ben Osman’ı orada görmemiştim. Ben orada Bekir Bozdağ’a ara vermesini, Meclisi tatil etmesini söylüyordum. Osman ondan sonra kaçıp gitmiş. İnanın o arada ne zaman geldi ben görmedim. Ben kavga da etmiyordum, Bozdağ’a söz yetiştirmeye çalışıyordum. Eğer ara verilmiş olsaydı bu olayın önüne geçilmiş olurdu.
Burada biz Türkiye Cumhuriyeti demokrasisini de Atatürk Cumhuriyeti’ni de müdafaa ve muhafaza etmek zorundayız. Bunun için fedakârca bugüne kadar çalıştım ve bu çalışmayı devam ettireceğim.
ORGANİZE OLDUĞU ŞURADAN BELLİ
Bu olayın organize olduğu şuradan da belli. O gün Başkanvekilliğinde Pervin Buldan nöbetçiydi. Onun değiştirilip Bekir Bozdağ’ın getirilmesi bunun bir organize iş olduğunu gösteriyor. Bekir Bozdağ bugüne kadar Meclis’te ne kadar sorunlu bir işlem yapılacaksa (Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşmesini de ona okuttular) oturumu hep o yönetti.
Olayın başka bir püf noktası da şu: Başkanlık divanında oturması gereken divan başkanı, üç milletvekili iki katip üyenin iktidar partisinden olmaması lazım. Bunu da yaptılar. Yani burada planlı, organize bir iş var.
Bunlar cumhuriyetin, demokrasinin değerlerini yıpratmaya çalışıyorlar. Bunlara karşı mücadele etmem gerekir. Ergenekon-Balyoz davaları döneminde cezaevi önünde kurulan altı metre yüksekliğindeki barikata çıkıp oradan atladım. Ayağımda sekiz yerde parçalı kırıklar oldu. Onların barikatları bana vız gelir. Ameliyattan 15 gün sonra, doktorumun izin vermemesine rağmen çift bastonla duruşmaya gittim.”
KALİBRENİZE UYGUN OLMALI
Meclis’te kavgalar olur ama küslük genelde olmuyor. Mahmut Tanal’a, Osman Gökçek’le barışıp barışmayacağını sorduğumda, “Benim onlarla işim olmaz. Siyasette küslük olmayacağı söylenir. Ama konuşacağınız insanın da kalibrenize uygun olması lazım. Kendi kalibremizden daha aşağı birisiyle konuşmam” dedi
Mahmut Tanal, şimdi evinde istirahat ediyor. Sağlığında bir sorun yok. Mahmut Bey’i ilkelerinden ödün vermeyen, bunun için mücadeleden kaçmayan bir milletvekili olduğunu da hatırlatalım.