Yaşam sürekli bir öğrenme, anlama ve gelişim sürecidir.

Hayat boyunca karşılaştığımız olaylar, yaşadığımız deneyimler ve tanıdığımız insanlar bize yeni şeyler fark etme ve kendimizi daha iyi tanıma fırsatı verir.

Bazen yaşadığımız bir zorluk, daha önce hiç fark etmediğimiz bir yönümüzü ortaya çıkarır.

O zorluğun bizi neden bu kadar etkilediğini ve onunla nasıl başa çıkabileceğimizi anlamaya çalışmak bir farkındalıktır. Birinin söylediği sıradan bir sözün bizi neden rahatsız ettiğini düşünmek, o duygunun kaynağına inmek de öyle…

Her farkındalık, insanın kendini daha iyi anlamasına, ne istediğini ve neyi istemediğini keşfetmesine olanak sağlar. Nelerin bize iyi geldiğini ve nelerin artık hayatımızda olmaması gerektiğini daha iyi anlarız.

***

Çünkü insan çoğu zaman neye kızdığını bilir ama neden kızdığını bilmez. Neden korktuğunu düşünmeden korkar, neden aynı hataları yaptığını sorgulamadan onları tekrarlar.

Bazen de yıllarca kendisine ait olduğunu sandığı düşüncelerin, alışkanlıkların ve hatta korkuların aslında başkalarından öğrendiği kalıplar olduğunu fark eder.

Her deneyim, insanın yolculuğunda yeni bir durak, yeni bir ders ve kendine dair yeni bir keşiftir aslında. Çünkü bizi büyüten ve değiştiren çoğu zaman başımıza gelenler değil, onlardan aldığımız derslerdir.

Kaynak olarak ekle

***

Her yeni farkındalık, ilk anda insana kendini çaresiz hissettiren bir duvara çarpmak gibi gelebilir. Aslında bu duvarlar genellikle korkularımız, alışkanlıklarımız ya da kendi koyduğumuz sınırlardır.

Kendi sınırlarını aşmak, insanın kendine olan güvenini tazeler.

Bir zamanlar yapamayacağını düşündüğü bir şeyi yaptığında, korktuğu halde adım attığında ya da yıllardır değiştiremediği bir alışkanlığından vazgeçtiğinde yalnızca o engeli aşmış olmaz. Kendisiyle ilgili eski bir inancı da yıkmış olur.

Çünkü sınırlarını hiç zorlamadan yaşamak, aynı yerin etrafında dönüp durmak gibidir. Güvenlidir ama insanı bir yere götürmez.

Hayat ise zaman zaman bildiğimiz yolların dışına çıkmayı, bazı alışkanlıklardan vazgeçmeyi, korkularımızla yüzleşmeyi ve gerektiğinde yeniden başlamayı gerektirir.

Her adım, biraz daha özgür olmak, biraz daha kendin olabilmek demektir.

***

Ancak fark etmek her zaman rahatlatıcı değildir.

Bazen tam tersine insanın huzurunu kaçırır. Çünkü bir şeyi fark ettiğiniz anda artık onu görmezden gelmek eskisi kadar kolay değildir.

Yıllardır sürdürdüğünüz bir ilişkinin size iyi gelmediğini, yaptığınız işin sizi mutsuz ettiğini, bazı insanlara gereğinden fazla taviz verdiğinizi ya da korkularınız yüzünden istediğiniz hayatı yaşayamadığınızı fark edebilirsiniz.

Oysa asıl mesele duvarın varlığı değil, onun karşısında ne yaptığımızdır.

Tabii ki insan bildiği yerde kendini güvende hisseder. Tanıdık bir düzen insanı mutsuz etse de bilinmeyen bir gelecekten daha güvenli gelebilir.

Bu yüzden birçok insan değiştirmek istediği hayatı değiştiremez. Şikâyet eder ama alışkanlıklarından vazgeçemez. Gitmek ister ama kalır. Başlamak ister ama erteler.

Duvarın öteki tarafında ne olduğunu bilmemek insanı korkutur.

***

Elbette her duvarı yıkmak zorunda değiliz. Bazı sınırlar bizi korur. Ancak bizi koruduğunu düşündüğümüz çoğu sınır, bir süre sonra bizi içine hapseden duvarlara dönüşür.

Oysa duvarlar bize yolun bittiğini değil, o duvarı aşıp daha ileri gidebileceğimizi söyler. İşte gerçek anlamda yaşamak sınırları aşabildiğimiz yerde başlar.

Çünkü hayatın yaşamaya değer kılan şeyler, önümüzde uzanan rahat yolda değil, aşmaya cesaret ettiğimiz o duvarın öteki tarafındadır.