Davutoğlu: Rakibiz ama düşman değiliz
Başbakan Davutoğlu katıldığı programda gündeme dair önemli konularda soruları yanıtladı.
Davutoğlu katıldığı Tv Net'te katıldığı programda soruları yanıtladı. Davutoğlu'nun hedefinde ise HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş vardı. Davutoğlu ayrıca MHP il başkanının "İstanbul mitingi öncesi terör saldırısı olacak" sözlerine de "kara bir propaganda yapılıyor" diyerek cevap verirken, “Arkadaşlar bugün haber ettiler; bir partinin il başkanı, spekülatif, tahrikkar bir haberle burada saldırı olacağı gibi bir haber de yayıyor.” dedi.
İşte Başbakan Davutoğlu'nun yaptığı açıklamalar
Davutoğlu, Demirtaş'ın Amerika’ya gittiğinde bazı lobilerle görüştüğünü iddia etti. Davutoğlu, “Bazı thing-thanglerin kapalı kapılarında neler konuşulduğunu, Demirtaş’ın Amerika’ya gittiğinde kimlerle ne temas yaptığını incelemek lazım. Oradaki hangi lobilerle görüştüğünü… Bunları ben söyleyeyim de inceleyenler incelesin. O zaman anlaşılır bizden kimin rahatsız olduğu.” dedi.
VİRÜSLERE SAVAŞ İLAN ETTİK
Tv Net’te İbrahim Karagül’ün sorularını cevaplayan Ahmet Davutoğlu, AK Parti’nin tek başına iktidar olması durumunda terörle mücadelenin devam edeceğini söyledi. “Yetki bizde olursa, bütün bu silahlı yapılar dağılana ve şehirlerimiz üzerinde hiçbir bir baskı olmayana kadar bu mücadele sürecek.” diyen Davutoğlu, “Her yöntemi, her yolu denedik. Suriye ve Irak'taki bazı gelişmeler ve uluslararası bazı mihrakların yönlendirmeleri ile PKK ve DEAŞ terör örgütü Türkiye’yi zayıflatma yönünde bir hamle yaptılar. Özellikle 7 Haziran’dan sonra, hani beden biraz zayıf düşerse virüsler, mikroplar türer ya da puslu havayı çakallar sever diye; bir puslu hava gördüler terör virüsünü bedenimize tekrar sokmaya çalıştılar. O zaman bizim yapacağımız şey açık; bedenimizi kuvvetlendireceğiz. Nasıl kuvvetlendireceğiz? Demokrasi ile seçimle. Virüslere savaş ilan ettik. Onlar bizim bedenimizi zaafa düşürmek istiyor o zaman biz virüsleri etkisiz kılacak her türlü tedbiri alırız. O yüzden terörle mücadele bağlamında 31 Ekim ile 2 Kasım arasında bir fark olmayacak.” ifadelerini kullandı.
"ONLARLA DEMOKRATİK ŞARTLARDA MÜCADELE EDECEĞİZ"
Sunucunun ‘Terörü meşrulaştıran yapılarla nasıl mücadele edeceksiniz?’ sorusuna da Davutoğlu, “Onlarla demokratik şartlarda mücadele edeceğiz. Zaten bunlar sırtımızı dağa verdik dedikleri için onlar da zayıflayacaktır. Türkiye’de her türlü aykırı fikir tartışılabilir, her türlü aykırı fikir gündeme gelebilir. Her türlü aykırı fikir için dahi parti kurulabilir. Biz bunlarla uğraşırız. Demokrasi içinde mücadelemizi sürdürürüz. Hukuki olarak suç teşkil eden bir husus varsa da demokratik hukuk devleti kuralları içinde onun gereği yapılır.” şeklinde cevap verdi.
AKP'Yİ BELKİ DE GÖĞE ÇIKARIRLARDI
Mısır darbesinin olduğu dönemde Türkiye’de de Gezi olaylarının çıktığını belirten Davutoğlu, bunu Türkiye’yi zayıflatma çabaları olarak yorumladı. Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Mısır darbesinin olduğu dönemde Türkiye’de de Gezi provokasyonu yapıldı. O günden bugüne Türkiye’de saldırı altında, Ortadoğu’daki demokrasi rüzgarları da saldırı altında. Biz buna direniyoruz. Bu AK Parti’ye düşmanlığın sebebi bu direnci göstermemiz. Teslim olsaydık, şöyle deseydik; ‘zaten Müslümanlar demokrasi ile yaşayamazlar, Müslümanlar geri kalmış, sınırlarımıza çekiliyoruz, iddialarımızdan vazgeçiyoruz’ deseydik AK Parti’yi belki de göğe çıkarırlardı överek.
Mısır darbesi ile eş zamanlı olarak Türkiye’de de bir türbülans oluşturmaya çalıştılar. Orada başarılı olamayınca 17-25 Aralık’ta, orada olamayınca Kobani olayları bahane edilerek, orada olmayınca HDP’yi enterne ettiler. Çözüm sürecinde muhatap olan HDP birden en katı AK Parti karşıtı olarak, paralelle birlikte aynı safta yer aldı. Bazı thing-thanglerin kapalı kapılarında neler konuşulduğunu, Demirtaş’ın Amerika’ya gittiğinde kimlerle ne temas yaptığını incelemek lazım. Oradaki hangi lobilerle görüştüğünü… bunları ben söyleyeyim de inceleyenler incelesin. O zaman anlaşılır bizden kimin rahatsız olduğu.”
‘RUSYA’NIN GELİŞİ BİR ZAAFIN ESERİ’
Ortadoğu’daki gelişmelere ve yaşanan çatışmalara da değinen Davutoğlu, İran’ın ve Rusya’nın Suriye’de müdahil olmasını değerlendirdi. Davutoğlu, “Eğer Esed ülkede meşru güçleri ile ülkeyi kontrol edebilseydi İran’a da Rusya’ya da ihtiyaç yoktu. Esed, gayri meşru güçlerle, halkına zulmeden yapılarla kontrol edebilseydi yine ihtiyaç hissetmezdi. Rusya’nın gelişi bir güç değil, bir zaafın eseri. Esed bunlarla ayakta duramadı. Sonra İran Hizbullah’ı gönderdi, Hizbullah da çözüm olmadı. Şii milisleri gönderdi Irak’tan, İran’dan, devrim muhafızları gönderdi, onlar da başarılı olamadı. En sonunda Rusya geldi, Rusya’nın gelmiş olması başarılı olacağının işareti değil. Rusya geldikten sonra yaptıkları operasyonların yüzde 90’ı özgür Suriye ordusuna. Rusya da biliyor ki; bir zalim yönetime karşı ayağa kalkmış bir halkı bastırabilmek mümkün değildir. Rusya dün, Özgür Suriye Ordusu ile işbirliği yapabileceğini söyledi. Afganistan tecrübesini bilir Rusya. Ülkenin sadece yüzde 14’ünü kontrol altında tutan bir zalim diktatör üzerinden bir ülkede düzen gelmeyeceğini en iyi Rusya bilir.” şeklinde konuştu.
7 HAZİRAN'DA DAHA HEYECANLI BİR KATILIM VARDI
Davutoğlu, yaklaşık 22 ilde mitingi düzenlediklerini belirterek, “Bu seçimlerde belli illere yoğunlaştık. 81 ile de gitmek mümkün olmadığı için, benim katıldığım 22 civarında miting oluyor. Ankara saldırısı olunca bazı mitinglerimizi erteledik, bazı mitinglerimizi iptal ettik. Diğer partiler mitinglerini iptal etmiş olmalarına rağmen, bizim mitinglerimiz çok coşkulu, çok katılımlı ve halkımızın sandığa gitme iradesini yansıtan mitingler oluyor. Van’da yaptık mesela, 7 Haziran’dan daha heyecanlı bir katılım vardı. Şanlıurfa’daki bunları özellikle zikrediyorum ki terör tehdidi itibariyle kritik illerimiz.” ifadelerini kullandı.
MHP'Lİ İL BAŞKANININ İDDİALARINA YANIT
Davutoğlu, İstanbul mitingine ilişkin ilginç bir iddiada da bulundu. MHP’li il başkanını spekülatif ve tahrikkar haber yaymakla suçlayan Davutoğlu, şunları söyledi: “Bugün İstanbul mitingimizde çok büyük bir katılımla, coşkuyla gerçekleşti. Hava muhalefeti ve açık söyleyeyim bir ihanetle de karşı karşıyayız. Bir de doğal bir şey vardı; saat değişim falan. Bazı çevreler, tam da teröristlerin istediği şekilde bir panik havası oluşması için özel çaba sarf ediyorlar. Mesela Fuatavi neden tweet hesabı, benim Şanlıurfa ve Kayseri mitinglerimde terör saldırısı olacağı propagandası yaptı. Bir takım çevreler bu iki şehirde ‘aman terör olacak’ diye korkutmaya çalıştı. İstanbul’da da dün gece, arkadaşlar bugün haber ettiler, bir partinin il başkanı, spekülatif, tahrikkar bir haberle burada saldırı olacağı gibi bir haber de yayıyor. Hatta ‘hastaneler boşaldı, terör saldırısı olacak oraya taşınacak hastalar.’ Bu kadar sorumsuzca, bu Meclis’te grubu bulunan bir partinin il başkanı, söyleyim MHP’nin il başkanı, teröre karşı mücadele ettiğini iddia eden bir partinin hatta teröre karşı olduğunu iddia eden bir parti ki tam da teröristlerin istediği gibi ortam oluşması için kara propaganda yapıyor. Herkesin ortak kader bilinci ile davranması gereken günlerdeyiz. Siyasi rakibiz ama birbirimizin düşmanı değiliz. Siyasi rakibiz ama bu ülkenin istikrarı hepimize lazım, huzuru hepimize lazım.”
‘BUNLARIN HEPSİNİN DEREBEYLİĞİ VAR’
1 Kasım seçimlerinin sonuçlarına ilişkin tahmininin ne olduğuna yönelik soruya net cevap vermeyen Davutoğlu, bazı siyasi parti ve terör örgütlerinin bir araya geldiğini ileri sürdü. Davutoğlu, bu konudaki sözlerini şöyle sürdürdü: “Öyle bir tablo eli karşı karşıyayız ki bazı siyasi partiler, terör çevreleri, paralel yapı, ne derseniz deyin Türkiye için neyi istediklerini söylemiyorlar. Neyi istemediklerini söylüyorlar; o da AK Parti. Onların bir araya getiren husus pozitif bir mutabakatla Türkiye’yi birlikte şöyle bir vizyona taşıyalım diye bir husus değil. Negatif bir misyonla AK Parti’den kurtulmak. Bunun yolu var. Seçime girersiniz. Seçim neticesinde millet bunu istemezse AK Parti nihayet silahlı bir gücü var değil. Kendisine has başka maddi… AK parti bir parti. Buna millet karar verir.
Bunların hepsinin bir derebeyliği var. PKK’nın Kuzey Irak’ta, paralel yapının bürokrasi içinde kendince bir derebeylik kurma çabası vardı, CHP’nin belli toplumsal kesimler üzerine, MHP’nin başka şekilde… AK Parti’nin mevcudiyeti 2002’den beri bütün bu güç odaklarını zayıflattı ve geriye sadece mille irade ile şekillenen güç kaldı. Bunlar da seçimle tek başına iktidara gelme ümitleri olmayan partiler oldukları için bir araya gelerek AK Parti’den kurtulurlarsa geride kalan gücü paylaşmayı düşünüyorlar.
Çözüm sürecini en sert bir şekilde eleştiren paralel yapı şimdi bir anda nasıl HDP ile el ele geldi? Anadolu’da HDP’ye oy verin diye kampanya yapıyorlar. Bu akıl alacak bir şey mi? Hz. Peygamber’e Diyarbakır’da yapılan hakareti görüyorlar.
Kedisini İslami cemaat olarak tanımlayan bir yapı hem hazmediyor hem ilişkiye geçiyor hem de bunlara oy verin diye Allah razısı için kandırdığı kitleleri oya teşvik edebiliyor. İkisinin anlaştığı tek şey var; AK Parti zayıflasın. AK Parti zayıflarsa kendileri için kullanacakları güç yapıları doğacağına inanıyorlar.”
Karagül’ün ‘Paralel yapı tehdit olmaktan çıkıyor mu’ sorusuna da Davutoğlu, şöyle cevap verdi: “Ciddi ölçüde zayıfladı. Tehdit olma niteliği nereden geliyordu? Dini, seküler kim olursa olsun sivil toplum faaliyeti yapar. İstediği faaliyeti yapabilir. Ama şunu yapamaz; sivil toplum görünümü altında seçime girmeden, halka hesap vermeden, bürokrasiye sızarak, bürokrasi üzerinden gücü, güç kullanımını meşruiyet dahilinde kendi eline alamaz.
Poliste örgütlendiler, yargıda örgütlendiler, bürokrasinin diğer kanatlarında da örgütlenerek yavaş yavaş bürokrasi üzerinden devleti kontrol etmeye çalıştılar. Bunu eskiden askeriye içindeki cuntalar yapardı, ya da 28 Şubat’ta brifinglerle yapılırdı, şimdi fetvalarla yapılmaya kalkışıldı. Suç aynı suç, kullanılan araç değişik olabilir. Bizim de ona karşı tutumumuz şu oldu; sivil toplumsan sivil toplumluğunu bileceksin. Dini cemaatsen dini cemaatliğini bileceksin. Orada çalış, hiç kimse sana karşı bir şey yapamaz.
Bu güç bürokrasideki etkinlikleri bakımından büyük ölçüde gitti. Toplumsal kabul bakımından, meşruiyet bakımından gitti. Eskisi gibi himmet toplantıları yapıp, Allah rızası için insanları kandırabilecekleri bir ortam yok. Maskeler bu anlamda düştü. HDP’nin oy artışında paralel yapının oy etkisi açık bir şekilde var. Alanda HDP’ye oy verin diye kampanyalar yürütüldü."
TOPLUMSAL VAATLERLE İLGİLİ
Topluma yönelik vaatlerine ilişkin soruya da Davutoğlu, “Toplumun bir anlık resmini yatay olarak kesin, o toplumun her kesimine bir şey söyleyelim. Bir tek kişinin hayatını dikey olarak alın, doğumundan emekliliğine kadar her aşamasında mutlaka bir dokunalım. Bir yatay keseceğiz; işçi var, çiftçi var, esnaf var, emekli var, genç var, yaşlı var, kadın var, çocuk var… Bunları yatay olarak kestiğinizde bunların her birine değeceksiniz. Bir de bir kişi doğdu, emekliliğine kadar devlet bir yerine dokunmalı. Devletle ilgili meşruiyet algısı değişmeli.” şeklinde cevap verdi. Davutoğlu, daha sonra bu vaatleri sırayla açıkladı.
