Sevgili okuyucularım, geçtiğimiz sezon en çok konuşulan dizilerin başında pazar akşamları yayınlanan Yargı geldi. Özellikle her bölümde yaşanan akıcı senaryo zenginliği diziye inanılmaz bir ivme kazandırdı. Dizi hem erkekler hem de kadın izleyici tarafından takip edildi. Ekonomi ekranında geçtiğimiz aylar Amerika Birleşik Devletleri’nin Merkez Bankası Fed’in 0.25/50 ve 0.75 baz puanında faiz artırmalarından sonra dolar kurunun yukarı doğru haraketliliği ve ülkemizdeki enflasyon verileri çok sıkça konuşuluyor. Dolar endeksinin dünyada artmasından dolayı ekonomi yorumcuların özellikle önümüzdeki süreçte tahmin ettikleri rakamları değişik yorumlarla aktarıyorlar.
Gündüz kuşağında ise inanılmaz bir rekabet vardı. Show TV’de Didem Arslan birçok enteresan konuyu işlerken reytingleri de bir hayli iyi gitti. Bunu samimiyetle ifade edebiliriz. Yine aynı kanalda saat 13.00’de başlayan Gelin Evi’ni başarılı bir şekilde Aslı Hünel sunuyordu. Çok iyi bir sanatçı olan Aslı Hünel aynı zamanda iyi de programcı olduğunu kanıtladı. Dijital platform her geçen gün ivme kazanmaya devam ediyor. Baştan Başla dijital içerik platformu Gain de yayın hayatına başladı. Yönetmenliğini Fatih Ahmet Kaya’nın yaptığı yeni programında Şef Sinem Çapraz sürdürülebilirlik konusuna değiniyor. Yemeğin ve sürdürülebilirliğin gerçek doğasını anlamaya çalışıyor. Zwilling ile birlikte bu sürdürülebilirlik yolculuğuna çıkan Sinem Şef, sadece doğanın ve yemeğin sürdürülebilirlik içindeki rolünü değil, kendisinin de bu felsefe içindeki konumunu deneyimle birleştirerek keşfetmeye çıkıyor.
İyi bir dünya sofralarımızdan başlar. En çok israfı mutfaklarımızda yaptığımızı düşünürsek, sürdürülebilirliğin en önemli paçalarından biri gıda israfını azaltmaktır. Bunun için de her zaman ihtiyacımız olan kadarını almak ve geri kalanını da doğaya geri vermemiz gerekir. Doğadan gelen hiçbir şey çöp değildir. Geri dönüşüm doğanın bir parçasıdır.
Sürdürülebilirlik, bugün yaşadığımız bu dünyayı gelecek nesillere de güzel bir şekilde bırakabilmektir. Eğer gelecek nesillere güzel bir dünya bırakmak istiyorsak, gelenek ve göreneklerimizi, köklerimizi de onlara aktararak sürdürülebilirlik zincirini çok daha güçlü kurmuş oluruz. Atalarımızdan bize aktarılan tüm tecrübe, bilgi, teknik ve geleneklerle birlikte dünyamızı bir sonraki nesillere bırakmalıyız. Günümüzde çevreyi düşünmeden yapılan her eylem mercek altına alınmak ve hatta tekrar değerlendirilmek zorunda. Şimdiki zamanda artık çok daha net biliyoruz ki yaşadığımız bu dünyanın geleceği, doğanın kendini yenileme gücüne bırakılmalı. Bunu hep birlikte başarabiliriz, bu yüzden dünyanın bize ihtiyacı var. Bu konuda en temel aksiyonlardan birisi de sürdürülebilirliği bir yaşam felsefesi olarak hayatımıza entegre etmek. Sevgi ile kalın...
Dijital platform ivmeli gidiyor