Bir adam bir ağacın önünde durdu. Ağaçla arasında 10 adım vardı. Elindeki taşı ağaca atıp vurabilirsem, “bundan sonraki hayatım çok iyi gidecek” diye düşündü.

Taşı attı.

Tutturamadı.

Yerden bir taş daha aldı. Ağaca 2 adım daha yaklaştı. Aynı dileği mırıldanarak taşı attı. Yine tutturamadı.

★★★

Adam, “Bu kader değil” diye düşündü. Yerden bir taş daha aldı. Ağaca 5 adım daha yaklaştı. Ağaçla arasında sadece 3 adım kalmıştı.

Taşı attı.

Yine tutturamadı.

Hayatının iyi gitmeyen, acı veren, umut tüketen, bunaltan, bezdiren yanları birikmiş çoğalmıştı. Adam hayatı değişsin istiyordu.

★★★

Bana hayatı zehir eden bu şartlar doğuştan değil, benim suçum da değil diye düşündü. Eğildi yerden yeni bir taş daha aldı. Ağaca daha da yaklaştı. Ağaçla arasında sadece yarım adım kalmış, nerdeyse uzansa ağacı tutabilecekti.

Taşı attı.

Tam isabet.

★★★

Adam, “Başardım” diye bağırdı. Hayatımı çekilmez kılan bütün dertler bundan sonra bitecek diye sevindi. Eve dönerken yolda, kahvede, parkta, meydanda kime rastladıysa; erkek-kadın-genç- ihtiyar herkese; “bir taş alın, ağaca atın” ve gelecek umudunuzu yükseltin diye öğütledi. Bu “ağacı taşlayan adam” hikayesini ben uydurmadım. Bu hikâye ünlü düşünür Jean Jacques Rousseau’nun “insan doğuştan kötü değil, temelde iyi bir varlıktır, onu bozan kötü yönetimdir” diyen hayat felsefesine gönderme yapmak için anlatılır.

★★★

Bizim ülkemizde erkek, kadın, genç, yaşlı her 100 insandan 80’ni uyandı. Derya kalabalıklar meydanlara inip hep bir ağızdan, “Adalet istiyoruz- Yüksek ahlak istiyoruz- Fırsat eşitliği istiyoruz- Dürüstlük istiyoruz- Çalışmak istiyoruz- Hakkımızı istiyoruz” diye iktidar ağacını taşlamaya başladılar. Türkiye’de “Otur Dövün” arabesk dönemi bitti.

Meydanlar doluyor.

★★★

Dün ülkemizin 7 büyük kenti İstanbul, Aydın, Bursa, Karabük, Kayseri, Mersin, Trabzon’da; “sefalet zulmüne son” diye bağıranların meydan mitingleri vardı. Tüm Emekliler Sendikası’nın öncülük ettiği 7 kentteki meydan mitingine, diğer illerden de gelip katılanlar oldu. Alman Şairin yazdığı “Kurtuluş Yok Tek Başına” cümlesi Türkiye’de atasözü haline geldi. Meydanlar, “Ya hep beraber-Ya hiçbirimiz” diye doluyor.

★★★

Bence Türkiye’de “Beyaz İhtilal” oluyor. Halk, “bize bugün yaşatılanlar doğuştan kusurlarımızın sonucu değil. Kötü, bilgisiz, küçük hesapçı, dar görüşlü bir yönetimin zehirli meyveleridir” deme kararı aldı.

Halk ağaca taş atıyor.

★★★

Bence toplum büyük çoğunluğu ile “kendisine dayatılan yönetim biçiminin faşizm olduğuna” kanaat getirdi ve böyle bir yönetim altında hayatın iyiye gitmeyeceğine karar verdi. Halk, ayağa kalktı, tarih yazıyor. Tıpkı ağaca taş atan adam gibi “iyi düşünce, kötü düşünceleri tedavi edecek umudunu” taşıdığı için meydanları doldurdu.

★★★

Bence toplum önderini arıyor. Yeni bir demokrasi dersi yazmaya karar verdi. Meydanları “üçlemeler yaparak” doldurup haykırmaya başladı.

Barış içinde olacağız.

Birlik içinde duracağız.

İyilik içinde el sıkışacağız.

★★★

Yoksulluğa hayır.

Eşitsizliğe hayır.

Kişi kayırmaya hayır.

Aldatan bizden değildir. Aldanan da bizden değildir. Kızlarımız annelerinden ileride olmalı. Oğlanlarımız, geleceğe babalarından daha umutlu sarılmalı. Torunlarımız, özgürlüğün tadına dedelerinden daha fazla varmalı.

★★★

Hak-Hukuk-Adalet.

Adaletsiz yaşanamaz.

Diktatörlükle yürünemez. Vatanımız hep güzel olmalı. Günlerimiz hep aydınlık kalmalı. Rüşvete lanet olsun. Ahlak çürümesi son bulsun. Devleti soyma, soydurma, belediyeyi çalma, çaldırma dursun.

★★★

Sandığı önümde görmeliyim. Seçeceğim adayımı hapiste değil yanımda bulmalıyım. Vatanımızı yaşanacak bir ülke yapmalıyım. Biz bu vatanı bırakılıp gidilecek değil hasretine dayanılamayıp gelinecek ülke saymalıyız.

★★★

Saraylar sizindir.

Bu vatan bizimdir.

Uyandık biz; uyuyan millet olmayacağız. Kurtarıcı beklemiyoruz. Kurtarıcımız kendimiz olacağız.

★★★

Halk meydanlarda.

Bunları bağırıyor.

Faşizm istemiyor.

Duyabilene!