YEDİ UYUYANLARIN TARİHÇESİ
“Çok eski zamanlarda İsa'ya aşık yedi genç bir mağaraya kapanmıştı. Efes'te: Yemliha, Mislina, Mürselina, Mernuş, Tebemuş, Sazenuş, Kefeştatayuş'muş adları, bir de köpekleri vardı. Bir dönem Paulus'un vaazlarına kulak asmayan Efesliler, güçlü hatibin şehre ikinci gelişinde, İsa'nın dinine ilgi göstermeye ve bunun üzerine düşünmeye başlamışlardı.Efesliler, tanrı anaları görmüştü. şehrin kurucusu Amazon tanrıçaydı, ulu Artemis'ten doğmuştu.”
İçerisinde Artemis Tapınağı, Meryem Ana Evi ve Ashab-ı Kehf gibi yapıtları bulunduran bu olağanüstü eser, İzmir’in Selçuk ilçesinde yer alıyor. Selçuk’un en önemli turistik yerleri arasında bulunuyor. “Efes, Helenistik ve Roma dönemlerinde en parlak zamanlarını yaşamıştı. Roma imparatoru Augustus dönemlerinde Asya Eyaleti’nin başkenti olarak nüfusu 200.000 kişiye ulaşmıştı. Doğu ile batı arasında bir kapı vazifesi gören Efes aynı zamanda önemli bir liman kentiydi.
Anadolu’nun eski tanrıça geleneğine dayalı olan Artemis kültürünün en büyük tapınağı da Efes içerisinde yer alıyor. Tarihte ve günümüzde çok önemli bir yere sahip olan Efes, Herakleitos, Artemidoros, Hipponaks, Zenodotos ve Soranos gibi ünlü isimleri yetiştirmiş. Efes'te bulunan; 24 bin kişilik antik tiyatro, haşmetli kütüphane ve meclis salonu ile zengin ve fakir yerleşim alanlarını bir arada görme fırsatı sunuyor.
MERYEM ANA EVİ ZİYARETÇİLERİNİ BEKLİYOR
Meryem Ana evi, doğanın güzellikleri içine saklanmış bir yapı. Binlerce ziyaretçisi olan Meryem Ana evinin bulunduğu sokağı dolduran insanlar, adeta karıncalar gibi kalabalık ve hareketli. Burası, İzmir Selçuk'taki Bülbüldağı'nda İsa'nın annesi Meryem'in son yıllarını St. Jean (Yuhanna) ile birlikte geçirdiğine inanılan kilise ve bu yüzden de Hristiyanlar için hac yeri olarak öne çıkıyor.
Meryem'in mezarının da Bülbüldağı'nda olduğu düşünülüyor. Burası sadece Hristiyanlar için değil Müslümanlarca da kutsal sayılmış ve bu yüzden de farklı dinlerin mensuplarını kendisine çekiyor.
Bu kilisede hastalar şifa arıyor, adaklar adanıyor. Kilise’nin Meryem Ana adını alması, 431 yılında Efes’te toplanan Ekümenik Meclis’in, Meryem’in İsa’yı Tanrı’nın oğlu olarak doğurduğunu ilan etmesiyle mümkün olmuş.