Ekonomide dengeler öylesine bozuk ki bırakın emekli maaşlarına ek zammı, bir bardak su verecek halleri yok.

Nitekim Erdoğan konuya son noktayı, “Emekli maaşlarına 7 bin lira eklemek demek bütçeden yaklaşık 1.4 trilyon liralık, 10 bin lira eklemek demek 1.9 trilyon liralık bir kaynağı buraya aktarmak demektir” söylemiyle koydu.

★★★

Bu kadar ince hesap sonrası insanın aklına 2024 bütçesinde, vazgeçilerek muafiyet sağlanacak vergi tutarını ifade eden “vergi harcamaları” ödeneği, 2.2 trilyon lira olarak geliyor...

Bir avuç kişi ya da şirkete ayrıcalık için, bu tutardaki vergiden halk adına alınan kararla feragat edildi. Kime soruldu? Ben yaptım oldu!

★★★

Ocak ayında 121 milyar lira olan faiz ödemelerinin, 2024 yılı bütçesindeki toplam tutarı 1.2 trilyon lira. Kur Korumalı Mevduat için hesap sahiplerine ödenen faiz ve kur farkı ise 850 milyar lira...

Tüm bu giderleri saymaya başlarsak ardı arkası kesilmez. Onun için emekliye ekstra para vermeyeceğinizi söyleyip geçin... Bahanelerin altına sığınmaya kalkarsanız işin içinden çıkamazsınız!

İşin enteresanı Erdoğan’ın kendinden emin bu söylemi sonrası iktidarın ortağı MHP başkanı Bahçeli; “Emeklilerimizin çağrıları haksız değildir, gerekli iyileştirmeler cömertçe yapılacaktır” diyerek gayet kendinden emin konuştu.

İkisinden birinin söylemi gerçekleşmeyecek ve boynunu eğdirecek. Söylemlerinin aslında fazla bir değeri olmadığının ve ülkeyi yönetenin kim olduğunu gösterecek. Bakalım bu gerçek iktidar turnusolü bize ne gösterecek?

Savaştan kaçmaz sefaletten kaçar!

Dünya kıskanıyor denilen Türkiye’nin vatandaşları ülkeden tası tarağı toplayıp kaçıyor.

En önemli sorun kötü ekonomi olarak görünse de Türkiye’nin demokrasiden hızla uzaklaşması, hak ve özgürlüklerin kısıtlanması, anayasa ve yasaların yok sayılması, adalet kavramının içinin boşalması gibi insanı ülkeden soğutan onlarca kavram söz konusu...

★★★

Avrupa Birliği İltica Ajansı’nın açıkladığı “2023 AB Ülkeleri İltica Raporu”, Türkiye’den iltica başvurularında önceki yıla göre yüzde 82 oranında artış yaşandığını söylüyor.

Türk vatandaşları, iltica sıralamasında Suriye ve Afganistan vatandaşlarının hemen ardından üçüncü olarak yer alıyor.

Türkiye’den AB ülkelerine iltica başvurusunda bulunanların sayısı 100 bin 870’e yükseldi. Bu sayı Ardahan, Tunceli ve Bayburt illerinde yaşayan insan sayısından fazla...

★★★

Suriye 13 yıldır iç savaşta. Ülkenin pek çök bölgesi yıkıma uğradı ve çatışmalar sürüyor.

Afganistan’da ise Taliban rejimi iktidara geldi ve ülkede cehaletin yaptığı zirve ile ortaçağın bile gerisine dönüş var.

Dolayısıyla bu iki ülkeden insanların kaçmaya çalışması gayet anlamlı...

Peki Türk vatandaşlarının kaçışı? Bize savaştaki ülkeler kadar kötü bir tablo sunulması... Sizce kimin eseri?

Bu yönetim, insanları sadece fakirleştirmedi... Ülkeyi de terk ettirdi.

Ateşle oynama şansını zorlama!

Altı haftadan bu yana sürekli gerileyen Merkez Bankası net döviz rezervleri açıklanan son verilerle geçen hafta 6 milyar dolar daha azaldı.

Nedir bunun anlamı?

Dolaylı yollarla kurlara müdahale edilmeye çalışıldığı için, sınırlı artışların ötesindeki yükselişlere izin vermemek adına rezervlerden satış yapılıyor.

Oysa kurlar serbest bırakılmadıkça, kur seviyesi hakkında yapılacak tüm tahminler ciddi sapma gösterebileceğinden; tehlikeli ve aldatıcı olabilirler.

★★★

O zaman neden serbest bırakamıyorlar? Onlar da biliyor; kurlar serbest kalırsa, Türk Lirası’nın değer kaybını durduramazlar.

Diğer yandan en uzağa giden ok en çok gerilmiş yaydan çıkar. Yine ateşle oynuyorlar... Yine milletin bir yerlerini yakacaklar.

Daha önce de yandık, yandık ki ah ne yandık. Ne ders aldık? Hiç! Gittik oyu yine ampule bastık. Biz akıllanmayız, onu anladık!