Serbest piyasa ekonomisini, toplum olarak bir türlü içselleştiremedik. Muhterem medyamız, et fiyatları artınca “durumdan vazife çıkarıp” yayına başladı. Halkı, zalim zamcılardan korumak üzere hükümeti göreve çağırdı. Medya baskısına dayanamayan Tarım Bakanı, ithalat kılıcını kuşandı ve fiyatları artıranların üzerine savlet etti. Ancak yapabilecekleri sınırlıydı. 2016 yılında ete narh koyamazdı. Çünkü narh, uyulması zorunlu en yüksek satış fiyatı demekti. Uymayan kasaplar cezalandırılmalıydı. Hatta hapse atılmalıydı. Dükkândaki mallarına el koyup, belediye zabıtası eliyle düşük fiyattan halka satmak gerekirdi. Bunlar olacak işler değildi. O da hatırı geçen birkaç et tüccarını yanına alıp resim çektirdi. “Anlaşma oldu, ette tavan fiyat uygulamasına geçildi” dedi. Arkasından da “yoksa 50 bin ton et ithal ederiz” diye tehdit savurdu. Zarar üretme mekanizması olan Et ve Süt Kurumu’na tavan fiyattan et satma talimatı verdi.

OFİS ÇİFTÇİNİN KARAGÜN DOSTUDUR

Tarım ekonomisi (Agricultural Economics) iktisadın özel bir alanıdır. Tarım, sanayi ve ticarete benzemez. Tarımda (ki buna hayvancılık da dâhildir) üretim hava şartlarına bağlıdır. Üretimi artırma veya azaltma kararı ile sonuç alınması arasında en az bir yıl vardır. Üreticilere belli bir gelir garantisi verilmesi, yani taban fiyat uygulaması, gıda maddesi üretimini istikrarlı hale getirir. Haydarpaşa Garı’nın yanında bir silo vardır. Üzerinde “Ofis (Toprak Mahsulleri Ofisi) Çiftçinin Kara Gün Dostudur” yazar. Tarım Bakanlığı’nın misyonu bundan daha veciz ifade edilemez. Ne yazık ki; taban fiyat uygulamaları, hemen her ülkede istismar edilir.

TARIM DESTEKLERİ (FARM SUBSIDIES)

Tarım destekleri, serbest piyasa mekanizmasının işleyişini bozar. Bu sebeple, gelişmiş ülkelerle, gelişmekte olan ülkeler arasında yaşanan dış ticaret ihtilaflarının derininde, zengin ülkelerin kendi çiftçilerine sağladıkları destekler gelir. Çiftçisini korumak isteyen ülkeler, başta Hindistan ve Brezilya olmak üzere ABD’den tarım desteklerini azaltmasını istemekteler. Çünkü tüm sanayileşmiş ileri ülkeler, aynı zamanda dünyanın en büyük tarım üreticileridir. Bu üretimi de çiftçilerine (eksin, ekmesin) her yıl para desteği vererek sağlar. Zengin ülke çiftçileri, devlet desteğiyle, iç piyasada tüketilmeyecek kadar çok gıda maddesi üretir. Bu zengin ülkeler, stok fazlası tarım ürünlerini maliyetinin altında fiyatla ihraç eder. Ama aynı ürünleri kendi halklarına ihraç fiyatından sunmaz. Kabak, fakir ülke çiftçilerinin başına patlar. Onlar, benzer tutarlarda desteklenmedikleri için ithal tarım ürünleriyle fiyat rekabetine giremezler. Pes edip üreticiliği bırakır, şehir varoşlarına yığılırlar. Neticede az gelişmiş fakir ülkeler kendini besleyemez hale düşer. Günün sonunda tarım ürünü ithalatı, fiyatı ucuz olduğu için değil, ülkede yeteri kadar üretim yapılmadığı için zorunlu hale gelir. Meşhur sözdür; çobandan odacı olur, odacıdan çoban olmaz.
Son söz: Ucuzluk için, tüketim değil, üretim desteklenir.