Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Hedonutopia: ‘Ana akım mıdır nedir, ona çomak sokmak istiyoruz’
Hedonutopia: ‘Ana akım mıdır nedir, ona çomak sokmak istiyoruz’
Türkiye'de gerçekten alternatif müzikten bahsedilecekse onların adını anmadan bunu başarmak imkansız. Son 3 yılda, 3 albüm ile dinleyicilerin karşısında arz-ı endam eden, canlı performanslarıyla kendilerine hayran bırakan Hedonutopia'dan bahsediyorum. 20 Temmuz'da düzenlenecek olan One Love Festival'de sahne almaya hazırlanan grup ile müzikal serüvenlerini, ütopyalarını, festival dünyasını ve "ziyadesiyle özgün" olma hallerini konuştuk...
Sercan MERİÇ
Kültür Sanat 16 Temmuz 2019 - 11:25

11 yıllık bir grupsunuz ancak son yıllarda dinleyici kitlenizde önemli bir artış var. Size yönelik artan ilgiyi nasıl açıklarsınız?
Üç yılda üç albümü masaya fırlatınca ilgi artıyor. Devamı gelecek. Müzik kimyagerlerinin kazana atmayı unuttukları birkaç baharat var elimizde. Çorbamızın özelliği; başka yerde olmaması, objektif estetikle çok ağır pişmesi. Zamanla meşhur olan şu salaş yerlerden biri olmak fikri çok hoş.

Daha fazla kitleye seslenmek müzikal üretiminizi nasıl şekillendiriyor? Mesela anaakıma yaklaşmak zorunda kaldığınızı hissediyor musunuz hiç?
Büyük kitle karşısında çalmak müzisyenliğimizi perçinliyor. Canlı performansımız sürekli yükselen bir grafikte. Ana akım bir plak şirketinin (DokuzSekiz Müzik) sahip çıktığı alternatif müzik üreten grup olabilmek büyük ve nadir bir şans. Hele ki Türkiye'de. Değerlendirip, ana akım mıdır nedir ona çomak sokmak istiyoruz. Ve bunu sadece aşk şarkıları üzerinden denemeyeceğiz. Yeni bir estetik anlayışı, garantili ve bilindik yollarla veremezsiniz. Biz de aşk yaşadık lakin bunun birikimlerini aşkı yeni tadanları avlamak yerine kendi iç seslerine gönül vermeleri yönünde harcıyoruz.

Fırat Külçek (solda) ve Kerem Feyzi.

Sizinle ilgili bir tanım dikkatimi çekti: “Yerli sahne için ziyadesiyle özgün bir tarza sahip.” Dinleyicilerin çoğu da sizi böyle tanımlıyor. Bu tanıma siz katılıyor musunuz? “Ziyadesiyle özgün” olmak serüveninizi nasıl şekillendiriyor?
Hedonutopia müzik aracını kendi estetik isteklerimize uygun iç seslerle tasarladık. Aslına bakarsanız orijinallik iddiasındaki herkes böyle yapmalıydı. E, herkes öyle yapamayınca otomatikman “Nev-i şahsına münhasır” medeniyetler seviyesine yükseltildik. Hedonutopia müzik aracı saatte 300 kilometre hız yapabilecek şekilde tasarlandı. Ama 110 kilometreyle gitmeyi seviyoruz. Herkes artist olduğu an makas atıp son gaz gitmek durumunda değil! Artist artist.. O ne öyle!?! Gayen neydi akıbetin ne olacak? Bunu temrin et! “En iyisi değil ise neden yaptın?” (Beethoven)

‘İLİM KENDİN BİLMEMEK OLMUŞ, KABUL ETMİYORUZ’

Şarkı sözlerinizle öne çıkan bir grup değilsiniz. Kısa ve öz cümlelerle kendinizi anlatmaya yöneldiğinizi düşünüyorum. Buna katılır mısınız? Bu ne tür bir tercihtir?
Şarkı sözleri uzun uzun anlatılmak zorunda değildirler. Müzik ağacı günümüzde edebiyat sarmaşığına biraz fazlaca bulanmış durumdadır. Örneğin; sözlü bir şarkıyı her dinlediğinizde sözler size hep aynı telkinlerde bulunuyor ise bu iyi bir şeydir. Güvenilir limandır. Aynı altın gibi. İnsanlığı bezdiren altın gibi. Ama her duyduğumda farklı hissediyorum dediğiniz şey özeldir, bilirsiniz. Çok kişi bilmez ne yazık. İlim kendin bilmemek olmuş, kabul etmiyoruz. Ama farkındalık giderek artıyor. Sizce böylesi insanlar başarılı olmuş şarkı sözlerini mi intihaller? Yoksa şizo giyim üzerine renk teklifinde mi bulunur?

Synth melodilerin kullanımı hiç eskimeyecek bir şeymiş gibi. Synth kullanımının bugün hâlâ çok popüler olması nasıl oluyor?
Canlı performans ya da kayıt süreçlerinde sound yaratma üzerine türlü kolaylığı önünüze seren enstrümanlar bunlar. Bir de çok pahalı olunca vazgeçemiyor tabii insanlık. Ray Manzarek, Vangelis, Abul Mogard synth sınırlarını açtılar. Moog gibi markalar ortaya karakter bırakan synth’ler ürettiler. En uzun soluklu enstrümanlardan olacak olması, tek ya da birkaç janr ile sınırlandırılamayacak genişlikte olmasından kaynaklanıyor.

Bir söyleşinizde Sigur Ros’tan şu alıntıyı yapmıştınız: “Müziği ve ona bakışınızı değişirmek için geliyoruz.” Grubun ilk gününden bugüne değin dinleyici nezdinde neleri değiştirdiğinizi düşünüyorsunuz?
Müzik tek başına dünyayı kurtarmaz, biliyoruz. Ama sahnede bizi değiştiriyor, halden hale sokuyor. Dinleyicileri de öyle. Bize yazan edenlerden anlıyoruz bunu. Anlamını bilmedikleri ama anlamını bağırınca hissettikleri sözleri, en içten bağlarla bağlanmış melodilerle kaynatıp sunduk. Garipsenip benimsendiler. Bu bile birçok sanatçının final hayallerindendir. Biz erken final seviyoruz, çünkü 10 yıl sahnede pişirip sonra ürettik. Dev avcısıyız. Devlerin (!) canlı performanslarını cin gibi izliyoruz. Canlı performans kalitemize takık olmamız, dinleyicilerimizin iki kişi bol katmanlı müzik çok zor yapılır ezberini değiştirmemize ön ayak olmaktadır. Hesapsızca içtenlik muhteşem yan etkilere sebep olabilir.


GENÇLİĞİMİZ OLAĞANÜSTÜ

Genellikle tabir olarak toptancı bir anlayışla sarf edilse de, “Alternatif müzik” 2013’lerden bu yana çok gündemde. Alternatif müzik sahnesinin nevi şahsına münhasır ekiplerinden birisi olarak bu gündem gücü sizi nasıl etkiliyor?
1980 ihtilalinde altına eden insanların çocukları olarak doğsak bile, doğru zamanda doğru yerde olduk. Şanslıyız, şansa inanıyoruz. Şansımızı kıvılcımlaştırma konusunda yarımşar ömür harcadık ve bizi yavaş yavaş yok eden mesleklerden gelen paraları bu şansın bize gülme ihtimaline gömdük. Ülke olarak kendi çocuklarımızın ne yaptığına bakmazsak eğer herkesi ve her şeyi kaybedeceğimizi idrak ettiğimiz bir dönemin başındayız. Gençliğimiz olağanüstü! Onlara dünyayı gezdirmeliyiz ama ülkelerinde üretim imkanı sunmalıyız. Farkındalığın arttığı ve giderek artacağı günler yeni başlıyor.

Sizin ütopyanızda nasıl bir dünya ve nasıl bir müzik anlayışı söz konusu?
‘Arzu Ütopyası’ bizimkisi. Bir ada olaydı, içinde bâde duraydı. İyili kötülü her arzumuz gerçek olaydı. Ve bu imkanlar sonucunda nasıl müzikler ürettiğimizi görebilecek gönül gözleriyle birlikte yaşamak hayali bizimkisi. Boş işler, boş hayaller diyenleri duyar gibiyiz. Ve bitmek bilmeyen bu zihniyetlere tokat gibi cevap maiyetinde bir söz: “Gerçekçi olun imkansızı isteyin” (Che)


‘ŞANSLI ZAMANLARDAYIZ’

Türkiye’de birçok festival var sizler de çeşitli yerlerde sahne alıyorsunuz. Festival anlayışı ile ilgili eleştirileriniz, yapılması gerekenler neler sizce?
Ne kadar çok festival, 10 katı kalitede gençlik! Ne kadar çok kaliteli gençlik, 10 katı kalitede müzik yapan grup. Ve ne kadar çok kaliteli müzik grubu, gene bir 10 katı kültür ve ülke reklamı. Saygınlık ve kabul görme ise cabası. Festivallerimiz yükselişte! Her yıl düzenli tekrarlanmak püf noktası. Günü kurtarma telaşına sahip festival mantığı seneye daha güzelini nasıl yapabileceğini tartışmaya başlıyor yavaş yavaş. Gençlik var çünkü. Batmayacaklarını anlattı onlara gençlik. Para biriktirip de olsa geliyorlar. Festival sorumluları seçimleriyle geleceğin kültürel seviyesini yerinden oynatacaklarını fark etmiş ya da ediyorlardır. Birlikte üretim birlikte gelişim. Pek öyle görünmese de şanslı zamanlardayız. Rahat olalım, umutsuzluğa alışmayalım.

One Love Festival’de sahne almaya hazırlanıyorsunuz. 4 yıl sonra yapılacak festival ile ilgili sizin beklentileriniz nedir?
Hedonutopia olarak Audioban Sahnesinde 19:30'da geceyi tamamlayacak olmaktan heyecan duyuyoruz. Canlı performansımızı üst düzeyde yorumlayıp dinleyenlerimize haklı gurur yaşatmayı çok isteriz. Erkenden yerinizi almak isteyeceğiniz, hayatınızın aşkıyla karşılaşma ihtimalinizin yüksek olduğu bir ortammışcasına hoş kokulu sinyaller alıyoruz. Teşekkürler.