Kış kapıda... Dar gelirli için kış demek, aynı zamanda doğalgaz, elektrik, kömür ve diğer ısınma maliyetleri demek. Yüksek enflasyon nedeniyle ücretleri ve maaşları eriyen milyonlar için enerji maliyetleri, bütçede açılacak büyük bir gedik demek. Elektrik ve doğalgazda devlet desteği geriliyor Türkiye, uzun süredir enerji fiyatlarının vatandaşın cebine daha az yansıması için sübvansiyon uyguluyor. Yükün bir kısmı bütçeden yani yine vergilerimizden karşılanıyor. Devlet desteğinin görünür olması için faturalarda, gerçek fatura tutarı ile bunun kaç lirasının sübvanse edildiği bilgisi de yer alıyor. Elektrik ve doğalgazda devlet desteğinin bir faturası var. Bu faturayı en net, Merkezi Yönetim Bütçesi’nden BOTAŞ ve Elektrik Üretim A.Ş.’ye yapılan “görevlendirme giderleri” kaleminde görüyoruz. Son beş yıl sekiz aylık dönemdeki görevlendirme giderleri toplamı 1 trilyon 69 milyar liraya ulaşıyor. Bütçe açıkları da son yıllarda rekor seviyelerde. 2026 yılı sonunda 2.7 trilyon liraya yakın bütçe açığı öngörülüyor. Açıkların daha da artması bekleniyor. 2027-2029 OVP’ye göre bütçe açığının 2029 yılında 4.4 trilyon liraya kadar çıkması öngörülüyor. Bu kadar yüksek bütçe açıkları nedeniyle bazı harcamaları kısmak gerek. Bunu garanti ödemelerinden veya faiz harcamalarından yapamıyorlar. O zaman nereden kısılacak? İşte ilk akla gelenlerden biri elektrik ve doğalgazdaki destekler oluyor. Hane başına sübvansiyonlu kullanım limitleri kademeli olarak aşağıya çekiliyor. Böylece enerji desteğinin kapsamı da ufak ufak daraltılmış oluyor. 17 milyon kişi “Isınma Yoksulu” Isınma yoksulluğu, yeterli ısınmaya ve enerjiye ulaşmada zorluk yaşamayı ifade ediyor. Bu yoksulluk; yeterince ısınamayan ev, sağlık sorunları, nem ve yalıtım problemleri, çocukların ders çalışamaması, yaşlıların soğukta yaşamak zorunda kalması demek. TÜİK’in 2025 Yılı Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri ‘ne göre fertlerin yüzde 19.6’sı evin ısınma ihtiyacını ekonomik olarak karşılayamadığını belirtti. Bu oran, yaklaşık 17 milyon kişinin evinin ısınma ihtiyacını ekonomik olarak karşılayamadığını gösteriyor. Yani yaklaşık her beş kişiden biri ısınma sorunu yaşıyor. Lüks rezidans ile iki göz fakirhane aynı kapsamda Elektrik ve doğalgazda desteğin kademeli olarak azaltılması pek çok dar gelirli için önemli bir sorun. Ancak diğer önemli bir sorun da desteğin uygulanma şekli. Şöyle düşünün: 20 milyon liralık, tek kişinin yaşadığı 50 metrekarelik lüks bir rezidans da; altı kişinin yaşadığı dar gelirli bir gecekondu da tüketim esaslı destek mekanizmasının içinde yer alabiliyor. Çünkü elektrik ve doğalgaz faturalarındaki desteklerin önemli bir bölümü tüketim miktarı üzerinden kurgulanıyor. Kullananın ihtiyaç durumunu, evde kaç kişinin yaşadığını, evin lüks olup olmadığını veya hane gelirini her durumda dikkate almıyor. Bu nedenle bütçeden yapılan enerji sübvansiyonları, ısınma yoksulluğuna karşı yeterince hedefli bir ilaç olamıyor. Peki dünyada ne yapılıyor? İngiltere: Düşük gelirli ve enerji maliyeti yüksek hanelere kış döneminde 150 sterlinlik Warm Home Discount desteği sağlıyor. Bunun yanında enerji verimliliğini artırmak amacıyla düşük gelirli hanelere yalıtım ve ısıtma sistemlerinin iyileştirilmesine yönelik farklı destek programları da uygulanıyor. Fransa: Dar gelirli hanelerin elektrik, gaz veya diğer enerji faturalarını karşılamasına yardımcı olmak amacıyla “Enerji Çeki” uygulamasını kullanıyor. Almanya: Enerji maliyetlerindeki artışın dar gelirli haneler üzerindeki etkisini azaltmak amacıyla farklı sosyal yardım ve konut destek mekanizmaları uyguluyor. Amerika Birleşik Devletleri: LIHEAP programıyla düşük gelirli hanelerin ısınma ve soğutma giderlerini karşılamalarına yardımcı oluyor. WAP programıyla da düşük gelirli konutlarda enerji verimliliğini artıracak yalıtım ve benzeri iyileştirmeler yapılıyor. Avrupa Birliği: Sosyal İklim Fonu aracılığıyla enerji yoksulluğu yaşayan kırılgan hanelere yönelik enerji faturası desteğinin yanı sıra bina renovasyonu, enerji verimliliği ve temiz ısınma sistemlerine geçiş gibi kalıcı çözümleri destekliyor. Özetle; birçok ülke, herkese aynı şekilde uygulanan genel enerji sübvansiyonlarından, daha hedefli ve gelir durumunu dikkate alan desteklere doğru yöneliyor. Dar gelirli hanelerin enerji faturalarını karşılamak, yalıtımsız konutları iyileştirmek, enerji verimliliğini artırmak ve böylece enerji tüketimini kalıcı olarak azaltmak.