İletişim Uzmanı Dr. Sedef Kabaş’ı yakından tanırım.Aile terbiyesinin ve üst düzeydeki eğitiminin yanı sıra, ilkeli, üretken, disiplinli çalışma anlayışı ve sağlam kişiliğiyle medyamızda haklı güven ve saygınlık kazanmış değerli bir arkadaşımızdır.
Perşembe akşamı Halk Arenası’nın konukları arasındaydı.
Programda, evrensel yayıncılık ilkelerine sıkı sıkıya bağlı kalarak, kimseyi ötekileştirmeden açıkladığı görüşleri ve dik duruşuyla seyircinin büyük beğenisini topladı.
Ertesi sabah, tebrik mesajlarını okurken, kötü bir haber aldı.
Attığı bir tweet’te savcıyı hedef gösterdiği öne sürülüyor ve 1 yıldan 5 yıla kadar hapsi isteniyordu.
Bunun üzerine kendisini aradım ve yeni bir röportaj yaptım.
İşte sorularım ve Sedef Kabaş’ın cevapları:
UĞUR DÜNDAR (U.D.): Başınıza gelenleri nasıl yorumluyorsunuz?
SEDEF KABAŞ (S.K.): Bence Sn. Başbakanımız Davutoğlu artık Fransa’ya sadece tatile gitsin! Ya da sağlıklı olmak adına yürüyüş yapıyorsa, ta Fransa’ya kadar gitmesine de gerek yok...
(U.D.): Attığınız bir tweet nedeniyle hakkınızda 5 yıla kadar hapis istenmesine şaşırdınız mı?
(S.K.): Hayır, ama Türkiye adına üzüldüm... Benim üzerimden insanların cesareti kırılsın; yazmasınlar, konuşmasınlar, eleştirmesinler istiyorlar... Herkesi denetleyemezler ama yarattıkları algı ile herkesin içine korkuyu ekebilirler... Türkiye “ileri demokrasi” dönemini de geride bırakıp, “sınır ötesi” demokrasi dönemine geçmiştir... Demokrasi o kadar ileri gitti ki, ülke sınırlarımızı geçip, uzaklaştı, adeta gözden kayboldu...
(U.D.): Korkuyor musunuz?
(S.K.): Kesinlikle, hayır... Dürüst, şeffaf, suça karışmamış, alnı ak kişiler mahkeme önüne çıkmaktan korkmazlar... Haksızlık, hırsızlık, yolsuzluk yapanlar korkar... Ben bir suç işlemedim... Sadece bir eleştiri yaptım. Hepsi bundan ibaret... Bu tweet’in içinde hakaret yok, küfür yok, hedef gösterme yok, tehdit ise hiç yok... Savcı beyin şahsına yönelik bir tweet değil, savcı beyin verdiği karara yönelik bir eleştiri... Türkiye Cumhuriyetinin en büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonu olarak değerlendirilen 17-25 Aralık sürecine dahil olanların ifade vermesi, delillerin ciddiyetle değerlendirilmesi, sürecin her açıdan araştırılması gerektiğine inanıyorum. Oysa sanki hiçbir şey olmamış gibi soruşturmaya takipsizlik kararı verildi... Bu karar şu demek; hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet, hukuk dışılık söz konusu değil... Ayakkabı kutuları, para sayma makineleri, tapeler, görüntüler hiçbir şüphe içermez... Bu konuları sormayın, sorgulamayın, araştırmayın... Soruşturmaya bile gerek yoksa, 4 bakan neden istifa etti? Bu karar kamu çıkarını gözeten bir karar mı oldu? Peki, bu karar kamu vicdanını rahatlattı mı? Tam tersine yolsuzluk algısı tavan yaptı...
(U.D.): Terörle mücadele edenleri hedef, hatta tehdit etme suçlaması ile karşı karşıyasınız...
(S.K.): Terörle mücadele edenleri hep alkışladım... Hatta son dönemlerde ülkemizde terörle daha etkin mücadele edilmesi gerektiğini düşünüyorum... Ama “terörle mücadele etmek” başka, 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmasının kapatılması kararını vermek başka... Böyle bir bağlantı nasıl kuruluyor, anlamak mümkün değil... Terörle mücadele edeceğiz, ama yolsuzluklara karşı da mücadele edeceğiz...
(U.D.): Hâlâ tweet atmaya devam ediyorsunuz!..
(S.K.): Evet, görüşlerimi ifade etmeye devam ediyorum... Daha önce ne söylüyorsam, aynı şekilde söylemeye devam ediyorum... “Lütfen dikkatli yaz” diyorlar. Ben zaten dikkatli yazmaya özen gösteriyorum, yani hiçbir tweetimde hakaret, küfür veya tehdit söz konusu değildir... Bunlara başvuranlar aciziyet içindedir... Hiciv, ironi, taşlama ve eleştiri her zaman olacaktır...
(U.D.): Kamuoyundan, medyadan nasıl bir destek geldi?
(S.K.): Halktan inanılmaz büyük destek geldi, gelmeye de devam ediyor... Sivil toplum örgütleri, akademi, hukuk ve iş dünyamızın önde gelen pek çok değerli ismi bu süreçte desteklerini ifade ettiler... Dostlarım, ailem ve eşim hep yanımda oldu... Yurtiçi ve yurtdışı medyasında yaşadıklarım geniş yankı uyandırdı... Ancak şunu da ilave etmeliyim, beni hem mesleki, hem de şahsen tanıyan kimi köşe yazarları iki satır bile olsa kalem oynatmadı, ya da oynatamadı...
(UD): Türkiye’nin geleceğine dair neler düşünüyorsunuz?
(S.K.): Sanırım sadece bir eleştiriden ibaret bir tweet nedeniyle 5 yıl hapis cezası istenen dünyadaki ilk kişi ben olabilirim! Ancak bu beni karamsarlığa itiyor mu? Hayır... Türkiye güçlü bir ülke... Hiçbir parti, hiçbir siyasi görüş, hiçbir mevki ya da kişi Türkiye’den daha büyük değil... Zaman kaybediyoruz, hiçbir ülke düşünen, yazan, üreten, bilinçli vatandaşlarına eziyet ederek ilerlememiştir... Biz de şu anda maalesef, patinaj yapıyoruz... Oysa ben bu ülkenin ortak aklının, sağduyusunun güçlü olduğuna inanıyorum... Akıllı yönetici, başkalarının da aklından yararlanandır... Akıllı yönetici farklılıkları tehdit değil, zenginlik olarak görendir... Güçlü devlet vatandaşına tahakküm eden değil, vatandaşını güçlendiren devlettir...
(U.D.): Bundan sonraki süreçte neler olabilir?
(S.K.): Hukuk sistemi adalet dağıtmak için vardır... Hukuku bir silah haline dönüştürürseniz, adalet dağıtamazsınız... Yargıtay Başkanı Sn. Ali Alkan’nın son konuşmasında söylediği gibi siyasetin etkisinde gibi algılanan bir yargı birey için bir güvence olamaz... Hukuk sistemi gücünü özgür, tarafsız, adil, vicdanının sesini dinleyen hakim, savcı ve avukatlardan alır... Ben böyle insanlarımız olduğuna inanıyorum... Adalete güveniyorum...
(U.D.): Son olarak ne söylemek istersiniz?
(S.K.): Kötü bir işin en güçlü şahidi, vicdanımızdır. Benim vicdanım rahat...
* * * *
Sevgili okurlarım,
Sedef Kabaş’ın biricik oğlu, canının parçası Yavuz’u, dün 5 yaşına bastı.
En anlamlı doğum günü hediyesi, “ileri demokrasiden(!)” gelmişti.
1 yıldan 5 yıla kadar hapis istemi!..