Giyimine ve görünüşüne en az kadınlar kadar özen gösteren, manikürünü pedikürünü ihmal etmeyen, saçı için ekstra performans gösteren ‘şehirli’ erkeklere 2000’lerin başından itibaren ‘metroseksüel’ demeye başladık.
Ve birden son yıllarda bir ‘sakallı erkek’ patlaması yaşandı.
Türkiye’de bu ilk önce ‘dizilerin etkisi’ diye yorumlandı. E malum dizilerimizdeki ağalar, paşalar, padişahlar hep sakallıydı.

Ve ardından olabildiğince dar ve kısa paça pantolonları, son moda kıyafetleri, tıraşlı ama üzeri uzun bırakılmış saçları, en ‘olmazsa olmazları’ sakallarıyla ‘hipster’lar geldi.
DAHA ERKEKSİ
Ve şimdi ‘hipster’lığın bir adım ötesi, daha erkeksisi var... Dünyanın pek çok yerindeki adıyla ‘Lumbersexual’ (lambırsekşuıl) - Lumberseksüeller...
Sosyal medyada, mesela Instagram’da #Lumbersexual etiketiyle arama yaptığınızda göreceksiniz...
10 dakika önce ormanda ağaç kesmiş, odun taşımış da gelmiş gibi duran; genellikle bebek suratlı, mutlaka uzuuuunn sakallı, bol dövmeli, kaslı mı kaslı, oduncu gömlekli, havalı bir pantolon altına kaliteli bir ‘outdoor’ ayakkabı giymiş, ne olursa olsun ‘iyi giyinmiş’ erkekler... Ağırlıkla iyi kazanan, yaratıcı alanda iyi işleri olan erkekler.
Akım özellikle Amerika’da yükselişte.
İddia odur ki, 9-5 çalışmaya isyan ama özellikle de doğaya saygısızlığa tepki olarak doğmuş ve yükseliyor.
ARADA KALANLAR DA VAR
Noel Baba kadar uzun sakal bırakmayan, her daim oduncu gömleğiyle dolaşmayan, giyimleri ve genel tarzlarıyla lumberseksüellere gönderme yapan tipler var ki, şimdi o erkekler için bir ‘ara isim’ aranıyor; ağırlık ‘MetroJack’ ismi üzerinde.

Aktör Ryan Gosling, günlük hayatındaki tarzıyla ‘lumberseksüelliğin’ en iyi temsilcilerinden biri olarak gösteriliyor.
Lumberseksüel erkek modası ve onlara özel çalışan sosyal medya hesapları ve markalar var. Uçuk fiyatlara satılan ‘bilmem ne kemiğinden’ sakal tarağı, doğayla uyumlu cüzdanlar, organik malzemelerle yapılmış pantolonlar, havalı kolye ve bilezikler, el örgüsü şapka ve atkılar, özel dokunmuş tişörtler, şehirde çok gerekiyormuş gibi ‘ilkel şartlarda hayatta kalma setleri’... E bir ‘seksüel’ başlıyorsa ticareti de başlıyor tabii ki.
Kimseyi davet etmeden sosyalleşmenin formülü
Canınız bir şey yapmak istedi. Ama birlikte sosyalleşmek istediğiniz insanları tek tek arayıp mesaj atasınız yok. Bir Türk girişimci, Can Kağıtçıbaşı, 6 kişilik ekibiyle bir uygulama yapmış. İsmi Socialeyes. O an yapmak istediğin şey neyse (yürümek, kahve içmek, spor yapmak, film seyretmek gibi) bunu uygulama içerisinden seçiyorsun. Ardından bunu nerede yapmak istediğini de belirtip paylaşıyorsun. Yakınlardaki arkadaşlarının telefonlarına bir uyarı gidiyor. İsteyen sana katılıyor.
Kullanıcılarının yüzde 80’i ABD’de olan, en hızlı orada büyüyen uygulama şimdilik sosyalleşme, iş sonrası bir içki, yemek, gezi, vs. için kullanılıyor. Ancak arkadaş sınırlamasından çıkıp aynı aktiviteyi yapmak isteyen insanları bir araya getiren bir uygulama haline de gelebilir.

Örneğin, sahilde koşmak ya da ders çalışmak istediğinizde halihazırda bunu yapan birilerine katılabilmenizi sağlayabilir. Ya da ileride niye ortak taksi tutmak ya da eve çıkmak için de kullanılmasın:)
Türkler’in de hayatımızı kolaylaştıran uygulama işlerine girip başarılı olması hoşuma gidiyor.
Festival değil karnaval!
Belki haberlerden, belki dizilerden Adana benim için bir şekilde ‘maskülen’ bir şehir. Kebabı bile daha acılı olan onlarınki.. Ancak mesela “Senin gördüklerin arasında 14 Şubat’ı en fazla coşkuyla kutlayan il neresi?” deseler, bu sene oradaydım, “Adana” diyebilirim. Ziyapaşa Bulvarı’nda tüm kafe ve restoranlar dolu, kalpli balonlar, sokağa konulmuş dev ‘Aşk’ yazısıyla fotoğraf çektirenler, saksafonlu sokak konserleri... Benim için şaşırtıcıydı.
Türkiye’nin ilk ve tek sokak karnavalının orada yapılması ilginç de gelse, harika bir fikir, iyi bir organizasyon. Nisan’da Adana’da – Portakal Çiçeği Karnavalı’nın fikir babası, işadamı Ali Haydar Bozkurt’a “Japonya’da kaldığınız dönemin bu fikre etkisi oldu mu?” diye sorduğumda “Tabii ki olmuştur” diyor...

NERELERE GİTMELİ?
Bozkurt’un dostlarının, kokusunu özlediği portakal çiçeklerini Japonya’ya kavanozlarla göndermesinin yanı sıra Japonlar’ın çiçeklerine, bahara, kiraz ağaçlarının çiçeklenmesine ne kadar büyük bir anlam yüklediği malum.
Bu hafta sonu binlerce kişi, üçüncüsü yapılacak bu renkli karnaval için (festival değil, özellikle altını çizelim) Adana sokaklarında olacak. Adana’ya bu hafta karnaval için ya da sonrasında gidecekler için ücretsiz “Nisan’da Adana’da” uygulamasını da öneririm. Yemek yenilecek, görülecek yerlerin iyi bir listesini barındırıyor.