29 Kasım 2014 tarihli SÖZCÜ’de, bu köşede; basının özgürlüğünün kural olduğunu, ancak “demokratik bir toplumun gereklerine uygun olmak şartıyla” ve bazı sınırlı gerekçelerle bu özgürlüğün kısıtlanabileceğini yazmıştık.

Bu gerekçeleri sıralayıp 17 Aralık sürecinde adı geçen dört bakan hakkındaki meclis soruşturmasına ilişkin haber yasağının, hangisiyle uyuştuğu hakkında fikir yürütmüştük.

AHLAKIMIZ BOZULMASIN DİYE MİYDİ?

Olabilecek gerekçeleri tek tek gözden geçirip yasağın olsa olsa memlekette olanları öğrenip de “sağlığımız, ahlakımız bozulmasın diye” yani “iyiliğimizi düşündüklerinden(!)” konulmuş olabileceği sonucuna ulaşmıştık.

GİZLEMEK KÖTÜ ŞÖHRET DEMEK

Örneğin, gerekçenin eski bakanların şöhretlerinin korunması şeklinde olmasının mantıklı olmadığını düşünmüştük. Çünkü soruşturmayı halktan “gizlemek”, tam tersi “kötü şöhrete” neden olmalıydı.

KÖTÜ ŞÖHRETİN NEDENİNİ MERAK ETTİK

Mahkeme kararında; “Eski Bakanlar Mehmet Zafer Çağlayan, Muammer Güler, Egemen Bağış ve Erdoğan Bayraktar’ın kişilik haklarının zedelenmesinin önlenmesi, şöhret ve diğer haklarının korunmasının sağlanması bakımından TBMM Soruşturma Komisyonu’nun istemiş ve getirtmiş olduğu bilgi ve belge içerikleri ile Komisyonun tanık, bilgi sahibi, bilirkişi sıfatıyla veya diğer ilgililer olarak beyanlarına başvurduğu
kişilerin Komisyona vermiş oldukları beyanlarına yönelik olarak 5187 Sayılı Basın Kanunu’nun 3/2. Maddesi gereğince soruşturma bitim tarihi olan 27/12/2014 günü mesai sonu bitimine kadar tüm yazılı, görsel ve internet ortamında yapılan yayınlar hakkında YAYIN YASAĞI KONULMASINA” denilmiş (Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliği, 25.11.2014 tarih, Değişik İş No. 2014/4205).

Yasak gerekçesi, tam da bize mantıksız gelen nedenmiş!.. Açıkçası “neler gizleniyor” diye, şimdi çok daha fazla “merak etmeye başladık”.