Sevgili okurlar... Bugün Türk ulusu için kurtuluş fitilinin ateşlendiği gün: 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı. Büyük Atatürk’ün, 107 yıl önce ordudaki adıyla Mustafa Kemal Paşa’nın “Ya istiklal, ya ölüm” diye başkaldırışı Türk ulusunun kaderini ve tarihin akışlını değiştirmişti... 19 Mayıs’la ilgili, daha önce de bahsettiğim ilginç bir anıyı sizlerle tekrar paylaşmak istiyorum. ★★★ Emekli Hava Albayı Kemal İntepe, hatıralarında anlatıyor: “1941 yılında İngiltere’ye uçuş eğitimi için gitmiştik. Londra’ya vardığımızda, yaşlı bir İngiliz hava binbaşısı, irtibat subayı olarak görevlendirilmişti. Adı Mr. Salter olan bu subay Türkçe’yi bizlerden daha iyi konuşuyordu. Mr. Salter’i birkaç defa eşi ile birlikte ikindi çayına davet ettim. O da beni akşam yemeklerine evine çağırıyordu. Bir akşam bana şunları anlattı: ★★★ ‘1919 yılında Piyade Binbaşı Salter olarak Samsun’daki İngiliz İşgal Tabur Komutanı idim. 18 Mayıs 1919 günü İstanbul’daki İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanlığı’ndan şifreli bir telsiz telgrafı aldım. Bu telgraf, “16 Mayıs 1919 günü, Mustafa Kemal adında bir Türk generalinin, Bandırma Vapuru ile İstanbul’dan ayrıldığını, eğer Samsun’a inecek olursa tutuklanarak İstanbul’a gönderilmesini” istemekte idi. ★★★ Gerekli emirleri verdikten sonra Samsun’a indim. Şehir her zamankinden daha kalabalıktı. Bu kalabalık pazar kalabalığından farklı görünüyordu. Siyah çizmeli, külot pantolonlu ve siyah kalpaklı, sert bakışlı kimselerin çokluğu dikkatimi çekti. Sonradan bunların Türk subayları olduğunu öğrendim. Durum çok nazikti. 4 gün önce Yunanlar İzmir’i işgal etmişler, Türkler buna çok sert bir tepki göstermişlerdi. Rum tercümanım çok korkuyordu. Bütün gece hiç uyuyamadım.’ ★★★ ‘19 Mayıs günü sabah erkenden iskeleye gittim. Sabah namazından çıkan herkes sahile inmişti. Kurtarıcılarını bekliyorlardı. Askerlerimle çevreyi kordon altına aldım. Denizde, Batı tarafında bir duman göründü. Sahildeki kalabalık heyecanlıydı. Bir de baktım ki, her askerimin arkasında siyah çizmeli, kara kalpaklı bir Türk subayı duruyor. Hepsinin silahlı olduğu muhakkak. Vapur iyice göründü. Görevimi iskele üzerinde yapamayacağımı düşünerek motoruma atlayıp vapura doğru hareket ettim.’ ★★★ ‘Vapura ilk varan benim motorum oldu. Beraberimde getirdiğim iki erimi motorda bırakarak, tercümanımla birlikte vapurun iskelesine tırmandım. Güvertede beni selâmlayan iki tayfaya: “Vapurdaki generali görmek istiyorum” dedim. Bir tanesi önümüze düşerek bizi salonun kapısına kadar götürdü. Kapıdaki görevli, durumu içeriye bildirdi ve geriye dönüp bizi salona aldı... Herkes ayakta idi...’ ★★★ ‘Ortada, mavi gözlü, keskin bakışlı kişi ile göz göze gelince ne söyleyeceğimi şaşırdım. O kadar etkilenmiştim ki, sert bir asker selâmı verirken ağzımdan şu sözler döküldü: “Taburum emrinizdedir!” Bunu nasıl söylemiştim? Daha önce hiç böyle bir şeyi aklımdan bile geçirmemiştim. Rum tercümanım şaşırdı, bir an durakladı. Ben kendisine dönüp bakınca hemen toparlandı ve Türkçe olarak generale iletti. Mustafa Kemal Paşa’nın yüzünde hafif bir tebessüm belirdi, teşekkür etti ve beni de yanına alarak dışarıya çıktı. Öteki sandallar da vapura ulaşmışlar, çevreyi doldurmuşlardı.’ ★★★ ‘Mustafa Kemal Paşa, gemiye çıkan birkaç kişiyle tokalaştıktan sonra, vapurdan benim motorumla ayrıldık. İskeleye vardığımızda muavinim olan subaya, taburu safta toplayıp silah çattırmasını ve hepsinin Türk makamlarına teslim olmasını emrettim. Önce şaşırdı, biraz durakladıktan sonra sert bir asker selâmı vererek ayrılıp emrimi aynen yerine getirdi. Taburu o siyah çizmeli, kara kalpaklı kişiler teslim almıştı. Tutuklamam emredildiği halde ben Mustafa Kemal Paşa’ya teslim olmuştum.’ YARIN: Askeri mahkemede yargılanan İngiliz Binbaşı Salter’in savunması. GÜNÜN SÖZÜ Hür olmayan ülkelerde insanlara hayat hakkı yok gibidir! (Atatürk)