Derya gibi kalabalıklar meydanlara inip hep bir ağızdan, “Adalet istiyoruz... Yüksek ahlak istiyoruz... Fırsat eşitliği istiyoruz... Dürüstlük istiyoruz... Çalışmak istiyoruz... Hakkımızı istiyoruz...” demeye devam ediyorlar.
Otur dövün.
Bu dönem bitti.
★★★
CHP’nin dün Muğla Milas’da düzenlediği “Akbelen Ormanları’ndaki talana dur” deme mitinginde meydan doldu. Su havzalarının yıkımı, zeytinliklerin kıyımı, ormanların talanı, kent topraklarının ranta kurbanı, nadir metallerin soyulduğu yüksek şüphesine karşı güçlü halk öfkesi büyüyor.
★★★
Yeni dönem; meydanlara inmek. Demokratik tepkiyi yükseltip kör gidişe dur demek üzerine kuruluyor.
Tahminimi yazayım.
CHP’den seçilen Ankara Keçiören Belediye Başkanı, kendisinin de “olabilir” dediği iktidar partisi AKP’ye ya da iktidar ortağı MHP’ye geçip rozet taktırma töreni yaparsa Keçiören seçmeni vatandaş; “Boğaziçi Üniversitesi Profesörlerinin” bulduğu demokratik ifade biçimini deneyebilir.
★★★
Hemen her gün.
Sembolik olarak aynı saatte ve aynı sayıda Keçiören seçmeni vatandaş belediye binasının kapısına gelip sırtlarını kapıya dönerek ve ellerinde “Seni bize verdiğin sözleri tutman için seçtik, bizim rızamızı almadan istifa edip iktidar saflarına geçmeni kınıyoruz” pankartları taşıyarak Belediye Başkanı’nı protesto edebilirler. Avunup, dövünüp, şikayet edip sonra da kabullenerek oturmak yerine “Keçiören Belediyesi binasının kapısına sırtını dönüp durarak demokratik tepki yükseltmek dönemini başlatmış” olurlar.
Ben umutluyum.
Halk bunu yapabilir.
★★★
İşte dün Muğla Milas’ta meydanı dolduran yüzbinlerce vatandaş demokratik ifade hakkını kullanıp, “ormanımızı talan ettirmeyiz” diye bağırdı. İktidar halkın sesini duymaz görünüyor. Er ya da geç seçim sandığı gelecek. Sağırlaşmış kulaklara sandık tokadı da inecek.
★★★
Orman alanlarını, zeytinlikleri, bereketli toprakları altında altın var, bakır var, gümüş var ve çok değerli metaller var diye özel kiş ilere ya da şirketlere açan yasa 2003 yılında çıkarken; konuyu bilenler uyarmış, gerekçelerini şöyle dile getirmişlerdi: “Bu yasa çıkarsa ormanları sahipsiz bırakır, çıkar çevrelerine yarar, kaçak yapılaşmaya sebep olur, yasa dışı (mafya) kazançlara yol açar, suç işleyerek ormandan yer elde etmiş kişi ya da kurumların ödüllendirilmesine hizmet eder, ormana zarar vermeyen, yasalara ve Anayasa’ya saygılı vatandaşların da hukuka olan güvenini sarsar”
★★★
İktidar, sağıra yattı.
Uyarılara aldırmadı.
Orman alanları inşaat rantına, sömürge madenciliği yapan yabancı ve yerli maden şirketlerine açıldı. Ankara’da maden ruhsatı alım satım borsası oluştu. Bugünlere böyle gelindi. İşte dün Muğla’da meydan “ormanımı talan etme” tepkisiyle ayağa kalktı.
★★★
Anadolu’nun toprağını, suyunu, havasını tahrip edecek vahşi madenciliğe öfke büyüdü. Erzincan İliç’te, Artvin Cerrattepe’de, Kaz Dağları’nda, Madra zirvesinde, Sivas’ta, Seyfe Gölü Kuş Cenneti’nde, Diyarbakır’da, her yerde halk gördü; doğayı, ağacı, suyu, gölü, toprağı, siyanüre boğup, değerli madeni, metali alıp siyanür bulamacını bırakıp gidiyorlar.
★★★
Ormanımıza, bahçelerimize, toprağımıza vahşi madenciliği sokmadan maden ve değerli metalleri çıkartmanın bir yolu bulunmalıydı. Niçin bulunamadı? Bulanamadı mı? Bulmak istenmedi mi? Ayrıca çıkan maden ve değerli metallerden doğan “katma değeri” de ülkede tutabilmek için de “rafinaj ve işleme alanlarına odaklı yatırım ve yüksek teknolojiye kavuşmanın yolu” bulunmalıydı.
Bulanamadı.
Otur ağla dönemi kapandı.
Meydanlar silme doluyor.