Sevgili okurlarım hiç kimse kusuruma bakmasın ama herkes gibi ben de burada KK olayını yazmaktan artık bıktım. Bana lütfen kızmayın çünkü ben de bir insanım... Ve benim de bir sinir sistemim var. Haftalardan beri bu memleketin bütün dertlerini ve sorunlarını bir tarafa bıraktık ve piyasaya sürülen bir kişinin yaptığı cambazlıklarla uğraşıyoruz! Tayyipgiller bu cambazlığın merkezinde... CHP’nin o şahıs tarafından bölünmesini, parçalanmasını büyük bir zevkle bekliyorlar. Ancak bu iş sizler gibi beni de son derece rahatsız ediyor... Çünkü olanlar mide bulandırıcı. O nedenle bu konuya bugün değinmiyorum. Yarından başlayarak değinmeye devam ederim. ★★★ Dün bir cezaevinden mektup aldım. Önce o kısa ve özlü mektubu sizlere aynen aktarıyorum. “Selamünaleyküm Emin abi” diye başlıyor ve devam ediyor: “Şakran Cezaevinde iki buçuk yıldır haksız yere tutuklu bulunuyorum. Adaletten bahsetmeme gerek yok. Zaten bu ülkede adalet namına bir şey kalmadığına inancım tam artık. Kaldığım kurumda (koğuşta) 14 ranza var. Yani 14 yatak. Diğer yatakları yere atıyoruz. Koğuşta eskiden en fazla 36 kişi oluyordu. Bir şekilde dönüşümlü olarak yatabiliyorduk. 30 metrekare yatma alanı var. Son iki aydır ise 48 kişi kalıyoruz. Sesimizi hiçbir şekilde duyuramıyoruz. Adalet Bakanlığı kör zaten bu konuya. AİHM ve Anayasaya göre tutuklu bir birey suçlu sayılamaz. Cezası onaylanmamış birey suçlu değildir. Eğer biz suçlu değilsek neyin cezasını çekiyoruz? 14 kişilik 30 metrekarelik alanda 48 kişi kalmak neyin cezası, neyin bedeli? Abi yardımcı olup bunu köşende duyurursan çok mutlu olurum. Şimdiden yapacakların adına teşekkür ederim. Mehmet İnan.” ★★★ Hiç bilmediğim ve tanımadığım bu arkadaş herhalde okur yazar biri. Derdini basitçe ve düzgün bir Türkçeyle anlatmış. (Bu hapishane İzmir’de.) Mektubunda hapishane yönetiminin ‘Görüldü’ damgası var. Şimdi kendimizi onun yerine koyup düşünelim, 30 metrekarelik bir yerde 14 yatakta 48 kişi yatıyor. Bu durum her şeyden önce insan haklarına aykırıdır. Peki ama bu daracık alanda gece nasıl yatıyor veya uyuyor bu insanlar? Koyun koyuna mı, yerde mi, yoksa içeride başka çareler mi üretmişler. (Bu arada hemen bir not düşeyim. Mehmet İnan mektubunu yanlış adrese göndermiş. Dolayısıyla elime gecikmeli olarak dün geçti. Eğer durum bu arada düzeldiyse ilgili kurumlardan düzeltme beklerim.) Son iki üç yıldan bu yana hapishanelerden yüzlerce mektup aldım, bazılarını burada yazdım. Hepsini saklıyorum ve ciddi bir araştırmacı ekip çıkarsa daha önce de söylediğim gibi hepsini, ciddi araştırmalar için tomarlarla vermeye hazırım. ★★★ Bu yazıyı bugün niçin yazdığıma gelince... Kafamda uzun süredir bir konu var ama yazmak bir türlü kısmet olmadı... Recep Tayyip bizim hapishaneler konusunda acaba ne düşünüyor? Parti propagandası yapmak ve muhalefeti kötülemek için her gün ortalama bir adet nutuk atıyor da hapishanelerin durumuna nedense hiç değinmiyor! Oysa oralarda eldeki son rakamlara göre 357 bin hükümlü ve 52 bin tutuklu yatıyor. 400 bin’i aşan muazzam bir rakam. Peki, Türkiye’de irili ufaklı kaç hapishane var? 403 hapishane. ★★★ Orada görkemli Saray’ında gününü gün eden biri... Her konuda tam yetkili. Üstelik her şeyi bilir, her konudan anlar! Uçan kuşu sorun, bilir!.. Para deseniz elinde bol kepçe var. Üstelik sonsuz örtülü ödenek paraları da onun emrinde. Milyarlarca lirayı istediği gibi kullanıyor. (Biliyorsunuz, örtülü ödenek harcamalarında fiş, fatura, makbuz falan gerekmez.) Evet, her konuda kürsülere çıkan Recep Tayyip, iş bizim hapishanelere gelince suskunluğa bürünür, ağzını açamaz. Savunma sanayisini bilir, yaptığımız silahlardan uçaklardan, füzelerden söz eder. Otoyolları, köprüleri ve akla gelen her şeyi bilir ve bol bol konuşur. Peki, ama bu beyefendinin hapishanelerdeki 400 bin insanımızın oralardaki yaşam koşullarından acaba haberi var mıdır? Elbette vardır da, işine gelmediği için o 440 bin kişinin durumuna hiç değinmez. Şakran Hapishanesinde insanlar 30 metrekarelik yatma alanında 48 kişi 14 ranzayı paylaşıyormuş, ona ne! O büyük işlerin adamı, bir dünya lideri. Hapishane koğuşlarıyla ilgilenecek değil ya!