İnsanın En Büyük Kör Noktası

"Hayatta en acıklı şey, bir insanın probleminin kendinden kaynaklandığını görememesidir" demiş Carl Jung.

Bence bu söz, insan psikolojisini anlatan en çarpıcı cümlelerden biri.

Kendi problemlerinin kaynağını göremeyen bir kişi, aynı hataları tekrarlar ve hayatında sürekli olarak benzer sorunlarla karşılaşır.  

***

İnsan kendini objektif değerlendirmekte zorlanır.

Çünkü kişi, benlik saygısını korumak ister. Hatalarımızı kabul etmek, eksiklerimizle yüzleşmek ve bazı sorunların kaynağının biz olabileceğini düşünmek rahatsız edicidir. Bu nedenle çoğu zaman savunma mekanizmalarımız devreye girer.

Bahaneler üretiriz.

Suçu başkalarına yükleriz.

Kendimizi haklı gösterecek kanıtlar ararız.

Böylece kısa süreliğine rahatlarız ama aynı problemi yaşamaya devam ederiz.

***

Hepimiz zaman zaman yaşadığımız sorunların nedenini dışarıda ararız. Suçlu patronumuzdur, eşimizdir, arkadaşlarımızdır, ailemizdir, ekonomik şartlardır ya da şanssızlığımızdır.

Kimi her ilişkisinin sonunda "Hep bana denk geliyor" der.

Kimisi çalıştığı her iş yerinde yöneticileriyle sorun yaşar.

Kimisi girdiği her arkadaş grubunda dışlandığını düşünür.

Kimisi ise sürekli kandırıldığını, haksızlığa uğradığını veya değerinin bilinmediğini söyler.

Elbette gerçekten dış etkenlerden kaynaklanan problemler vardır. Ancak sürekli aynı sorunları yaşıyorsak, artık dönüp bir kendimize bakmamız gerekir.

***

Bugün, ülkemizde pek çok insan pahalılıktan, adaletsizlikten, eğitimdeki yetersizliklerden şikâyet ediyor.

Ancak bu şikâyetlerin ardında yatan gerçek sebepleri görebilmekten, analiz edip anlamaktan çok uzaklar.

Sorunların nedenini sürekli dış faktörlerde aramak, sorunun temelini görmemek toplumu çözümden de uzaklaştırıyor.

Oysa gelişim, rahatsız edici soruları kendimize sormakla başlar.

Sorunun kaynağını göremeyen kişi ise yalnızca sonuçlarla mücadele eder.

Aynı ilişkileri yaşar, aynı tartışmaları yapar, aynı hayal kırıklıklarını tekrar tekrar deneyimler. Hayatta en zor şeylerden biri, aynaya bakıp "Bu sorunda benim de payım var" diyebilmektir.

Kaynak olarak ekle

Çünkü sorunun tamamı başkalarındaysa değiştirebileceğiniz hiçbir şey yoktur. Fakat sorunun bir kısmı sizdeyse, çözümün de bir kısmı sizin elinizdedir.

***

Sorunlara çözüm bulamamamızın bir diğer nedeni birbirimizi dinlemememizden kaynaklanmakta.

Bazen sohbet ederken karşımdaki kişinin aslında beni dinlemediğini, sadece kendi söylediklerine odaklandığını fark ediyorum. Böyle o kadar çok insan var ki!

Herkes kendini anlatmaya kaptırmış, başkasının ne söylediğini umursayan yok.

Aslında dinlemek, sadece karşımızdaki kişinin konuşmasına fırsat vermek değil, aynı zamanda onun söylediklerini anlamak ve empati kurmaktır.

Dinlemeyen, doğal olarak karşısındakini anlayamaz.

***

Konuşurken birbirini tam anlamayan toplumumuz, okuduğunu da tam anlayamıyor maalesef.

Ne yazık ki eğitim sistemimiz, eleştirel düşünmeyi, dinlemeyi ve anlamayı öğretmekten uzak.

Oysa dinlemek, anlamak ve kendini ifade edebilmek, bir eğitim sisteminin çocuklara verebileceği en değerli kazanımlar.

Eğitimdeki bu eksiklikler, günlük yaşama da yansıyor.

Anlamadan ezberlemeye dayalı bir eğitim, uzun vadede bireylerin eleştirel düşünme becerilerini de zayıflatıyor.

Bu kısır döngü, toplumun genel bilgi seviyesini düşürüyor. Aynı zamanda iletişim becerilerini zayıflatıyor ve bireylerin kendilerini doğru ifade edebilmesini engelliyor.

Bunların hepsi bir araya gelince, toplumda sağlıklı iletişim kurmak neredeyse imkânsız.

İletişim problemi yaşadığının ve böyle bir eksikliğinin olduğunun farkında olmayan insanlarımız ise doğal olarak buna bir çözüm de aramıyor.

Herkes sorunun kendinde olmadığına inanmış bir kere…

Oysa insan değişmeye ancak kendisiyle yüzleşebildiğinde başlar. Kendi payını göremeyenler ise hayatı boyunca aynı hikâyeyi farklı insanlarla yaşamaya devam eder.