
Ali GÜLEN / SÖZCÜ
Fotoğraf: SÖZCÜ
SÖZCÜ, Strasbourg’da bulunan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ndeki tarihi “fikir özgürlüğü ve sözde soykırımı” davasını adım adım izledi. Dava, bir yanda Türkiye Cumhuriyeti ile Perinçek, diğer yanda İsviçre, Ermenistan, Fransız ve Alman basını şeklinde yaşandı. Yani 4’e karşı 1 bir durum oldu. Fransız ve Alman basını dava sonunda, Perinçek’i peşinen mahkum etmişti. “Ne yani Ermeni soykırımı yok mu?” diye soruyor, anlamlı anlamlı kafalarını sallıyorlardı.
Yarı Alman, yarı Fransız kenti görünümdeki Strasbourg akşamdan büyük duruşmaya hazırdı. Sokaklarda kızlı erkekli Türk gençleri dolaşıyordu. Otellerde Türkler vardı, sadece yaz ayları ve Aralık’taki noel zamanı canlanan kent, akşam yine hareketliydi.
Mahkemenin önünde ise olağanüstü önlemler vardı. Binaya giden yolda, köprünün üzerinde 20 kadar Ermeni eylem yapıyordu, karşısında ve mahkemeden epey uzakta ise Türkler vardı, yaklaşık 1500 kişi...
Fransız Polisi, mahkemenin özel güvenliği çifte önlem almıştı. Üç dil bilen güvenlik görevlileri, listelerdeki isimleri tek tek tarıyor ve ona göre içeriye alıyordu.
Bu güvenlik duvarını aştıktan sonra hemen kapının girişinde, “Basın ataşesi sizi alacak” diye uyardılar ve gelen iki görevlinin eşiğinde önce zemin katta hazırlanan “Basın odası”na alındık. Ancak duruşma birinci kattaydı. Daha sonra orada basına ayrılan yere geçmeyi başardık.
Duruşma salonuna girdiğimizde ilk karşılaştığımız kişi CHP’li Süheyl Batum oldu. Salonun girişinde hemen sol tarafa oturmuştu. Biraz ilerisinde ressam Bedri Baykam vardı. Ön tarafta CHP’li Deniz Baykal ile yanında “kimseden doğru dürüst selam alamadığı” için asık bir suratla oturan eski Bakan Egemen Bağış vardı.
Mahkeme salonunda hakimlerin sağında, davalı Doğu Perinçek, Avukatları Mehmet Cengiz, Prof. Christian Laurent Pech vardı yanındaki masada müdahil olan Ermeniler, sonra Türkiye Cumhuriyeti ve en solda da İsviçre Hükümeti’nin temsilcileri yer alıyordu.
Duruşma saat 09.14te zil sesinin duyulmasıyla başladı. Hakimler salona girdikten sonra ikinci bir zil sesiyle herkes yerine oturdu ve ilk sözü avukat Mehmet Cengiz aldı.
Ardından Doğu Perinçek konuşmsını yaptı. Avrupa’nın fikir özgürlüğü sınavı verdiğini ve bu davanın Avrupa demokrasisi için sınav olacağını söyledi. Salondan, sessiz bir onay geldi. Türkiye’deki mahkemelerden çok farklı bir salondu, hemen her sıra ayrı bir görevli tarafından gözetleniyordu. Fotoğraf çeken ya da yazı yazmak için bilgisayarını açanlar anında uyarılıyordu. Perinçek savunmasını, fikir özgürlüğü, 1915 olayları konusunda fikir beyan edebilme hakkını savunuyordu. Bu hakkı, tüm mazlum haklar için savunduğunu söylüyordu.

Mahkeme nefret Söylemini reddetmeli
Perinçek mahkemede şu görüşler üzerinde durdu:
“Avrupa insanının özgürlüğü için buradayız. İsviçre Federal Mahkemesi’nin verdiği temyiz kararının doğruluğunu savunuyoruz. Özgürlük, statükoya karşı açıklamalar yapanlara gereklidir. İnsanların 1915 olayları konusunda yanlış fikirlerle donatılmaması gerekir. Ermeni tarihçiler de o dönem dış mihrakların bu olaydaki rollerine dikkat çekmiştir. İsviçre mahkemesine biz 90 kilo Rus ve Ermeni belgesi verdik. Alman generallerinin görüşlerine dayandık. Bize özgürlüğümüzü korumak için Avrupa hukuku gereklidir. Ermeni olayları, Türkler’i aşağılama için kullanılmaya başlandı. Oysa o dönemler Osmanlı Hükümeti, Ermeniler’i toptan yok etme amacıyla hareket etmemişti. Karşılıklı bir katliam olmuştu. Ben Ermeniler’in kültürel haklarını, Türk toplumuna katkılarını hep vurguladım. Ermeniler de mazlumdur. Avrupa hukukunun şimdi bu kararıyla nefret söylemini reddetmesi gerekir.”
İsviçre ve Ermeni Lobisi aynı cephede
AİHM’deki tablo, İsviçre gibi modern ve savaşlarda tarafsızlığı ile tanınan bir ülke için hiç de iyi olmadı. İsviçre, mahkemede Ermeni Lobisi ile aynı yanda yer aldı. Bunu da tam olarak anlamadıkları için çok uzun ve yarım saati aşan, kendi iç hukukları ve Avrupa hukuku ile ilgili analizlere girdiler. Mahkeme başkanı ve heyeti, bu sözleri iki kez bölmek zorunda kaldı.
Türkiye, gümbür gümbür savundu
Davaya Perinçek’in yanında müdahil olan Türkiye Cumhuriyeti, tezlerini savunurken kendinden emindi. Aşırıya kaçmadan, olayları reddetmeden, mahkemenin kararının soykırımı olup olmadığını kararlaştırma olmadığını çok iyi vurgulayarak net bir savunma getirdi. Fikir özgürlüğü konusunda karar verileceğini, Avrupa’nın değerlerinin kazanması gerektiğini savunan Profesör Christian Laurent Pech, “Ayrıca bu olayı, uluslar arası bir yalan olarak nitelemek de suç sayılmaz. O zaman fikir özgürlüğü zedelenir” diye bitirdi.
Ermeni tarafının kışkırtması
Ermine tarafı ise yine kışkırtma peşindeydi. Charlie Ebdo olayından başlayıp tribünlere oynayan ve davayı amacından saptıran, içinde bol bol “soykırımı”, “genocir” sözleri geçen uzun konuşmalar yaptılar. Amaçları, “Bu bir soykırımdır, başka bir şey tartışılamaz” bile demeye getirmekti. Ermeni tarafının bu sözleri hakimleri bile gerdi. Romen Hakim, “Siz bu iddiaları hangi uluslar arası yasaya ya da anlaşmaya dayandırıyorsunuz?” diye sordu ama somut yanıt alamadı. Onların bu tavrını daha sonra Fransız AFP basınının muhabirlerinin ve bazı Alman medyasının benzer soruları izledi. Perinçek’le özel görüen AFP muhabirleri, bir Ermeni radyosu ve Alman basını, “Ne yani şimdi Ermeni soykırımı yok mu?” diye ısrarlı sorular soruyordu.
Perinçek: Kazanıyoruz
Duruşmadan sonra bütün basın Doğu Perinçek’in çevresini sardı. Perinçek’e davayla ilgili beklentileri ve görüşleri soruldu. Perinçek uluslar arası basın kuruluşlarının bu sorularına kısa ve net yanıtlar verdi. İşte basınla yapılan söyleşinin satırbaşları;
- Çok sayıda Ermeni kaynağını da okuduk. Orada da çok fazla, görüş var ve bu olayların emperyalist devletlerce abartıldığı belirtiliyor. Alman Dışişleri Bakanlığı da, bize yakın görüş belirtti. Şimdi İsviçre’ye gittiğinde onları da mı yargılayacaklar?
- Ermeniler’den ricam, daha çok Ermeni aydını okumaları. Biz ülkemizi savunduk. Kışkırtılan bazı Ermeni grupları Ruslarla, emparyalistlerle bir oldu. Bir karşılıklı boğuşma yaşandı.- Hiç kimse mazlumları susturamaz. Özgürlükler kısıtlanamaz, soykırım denemez. Avrupa hukuku kazanacak. Avrupa geleneği, Galileo, Goethe, Robespierre, Cromwell’ler kazanacak. Avrupa’nın özgür düşüncesini Ermeni soykırımı iddialarıyla yok etme düşüncesi yok olacak.
- Ben ilk fırsatta Ermenistan’a da gitmek istiyorum. Benim onlarla ilgili özel dostluk hislerim vardır. Ben Erzincan’da büyüdüm, çok sayıda Ermeni komşumuz vardı.
BAĞIŞ SALONDA TEK BAŞINA
AB eski bakanı ve yolsuzluk kahramanı Egemen Bağış, duruşma salonunun ortasında tek başına kaldı. Yanına kimse gelmedi, hatırını soran bile olmadı. Halk onu böyle cezalandırdı.
Duruşmayı izleyenler arasında AKP milletvekilleri Şaban Dişli ile Egemen Bağış, CHP milletvekilleri Gülsüm Bilgehan, Haluk Koç, Deniz Baykal ve Süheyl Batum da vardı.
ERİVAN’IN AVUKATI CLOONEY
Strasbourg'daki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde görülen davanın temyiz duruşması için Doğu Perinçek ve beraberindeki yaklaşık 200 partili Fransa'nın Strasbourg kentine geldi. 17 Aralık 2013'te Perinçek lehine sonuçlanan dava sonrası temyiz duruşmasını AİHM'nin temyiz organı olarak görev yapan 17 yargıçtan oluşan Büyük Daire gördü.

Ünlü aktör George Clooney'nin eşi Avukat Amal Alamuddin Clooney de davaya müdahil olan Ermenistan'ın hukuk ekibinde yer aldı.
DAVANIN GEÇMİŞİ
Doğu Perinçek ve İsviçre’nin yanı sıra Türkiye, Ermenistan ve çoğu Ermeni diasporasına dahil 11 sivil toplum kuruluşunun müdahil olduğu AİHM’de 17 Aralık 2013’te Perinçek lehine sonuçlanan davada karar, oybirliğiyle değil 2’ye karşı 5 oyla alınmıştı. Bunun yanı sıra konunun siyasi ve uluslararası boyutu, bu yaklaşımın yüzde 100 izleneceği yönünde öngörüde bulunmayı engelliyor. AİHM, 2013 kararında, “Kanıtlanması zor ve dar kapsamlı hukuksal bir kavram” olarak tanımladığı “Ermeni soykırımı” tartışmasına girmekten özellikle kaçınsa da Ermeni soykırımı iddiaları ve Yahudi soykırımının birbiriyle karşılaştırılamayacağı vurgusu yapmıştı.
