Ülkemiz varlar ve yoklar ülkesi. Zıtlıklar hep bir arada. Ülkede yaşanan çarpıklıkları, adaletsizlikleri, yanlışları bir çırpıda görmek için ‘varlar’ ve ‘yoklar’ listesini bir arada sunmak ve akılda tutmak, can sıkıcı olsa da, çok faydalı. - Ülkeyi yönetenlerin neredeyse sınırsız yetkileri var ama sorumluluk yok... - Yönetenlerin seçim derdi var ama geçim derdine çözüm bulma çabası yok... - Her türlü ekonomi programı, Orta Vadeli Program var ama ortada ciddi bir icraat yok... - Çakarlı makam aracına binen fiyakalı yönetici çok ama liyakatli, işinin ehli adam pek yok... - Torpil var ama liyakat yok... - Danışman var ama danışan yok... - Meclis var ama bütçe hakkı yok... - Demokrasi(!) var ama ifade özgürlüğü yok... - Anayasa var ama onu dikkate alan yok... - Tasarruf tedbirleri genelgesi var ama uyan yok... - Mevzuatına bakarsan bağımsız kurumlar, kurullar var ama bağımsızlıkları yeterince yok... - Kanunlar ve kurallar var ama onları hakkıyla uygulayacak kurumlar yok... - İstatistik kurumumuz var ama istatistiklere güven yok... - Yatırımcı çekmek için bol harcırahlı yurt dışı seyahatler var ama ülkeye yatırım yok... - 24 çeyrektir kesintisiz büyüyen ekonomimiz var ama vatandaşların çoğu için refah artışı yok... - Türkiye yüksek gelirli ülkeler ligine geçmiş ama bundan asgari ücretlinin, emeklinin, çiftçinin, öğrencinin haberi yok... - Yüzde 5’lik kesimde tüketemeyecekleri kadar çok para var ama yüzde 95’inde yok... - Bütçede para var ama herkese yok... - Bütçede garanti ödemelerine, faize para var ama emekliye, çiftçiye, dar gelirliye yok. - Yatırım fonları var ama içinde değer üretecek karşılık yok... - Havaalanı yıkmaya paramız var ama okul yapmaya paramız yok... - 800 milyon dolarlık dinozor parkımız var ama çocuklarımızın yıllık 800 milyon liralık okul sütü artık yok... - Beş yıldızlı otellerde ve birinci sınıf lokantalarda yenilecek yemeklerde KDV indirimimiz var ama o yerlerde yemek yiyecek paramız yok... - Günü kurtarmak için çaba var ama yapısal reformlardan söz eden yok... - Vaatler var ama gerçekleşme yok... - Yüksek enflasyon var, hayat pahalılığı var ama enflasyon ile etkin ve kalıcı mücadele yok... - Bir Merkez Bankamız var ama enflasyonu düşürecek yeterli ve etkin para politikamız yok... - Fiyat istikrar komitemiz var ama fiyatlarda istikrar yok... - Tarım ülkesi var ama ucuz gıda yok... - Çiftçi var ama ürününün karşılığı yok... - Gabar’da petrol var ama pompada indirim yok... - Üniversitemiz çok ama eğitim kalitemiz yok... - Vergi var ama sistem yok... - Vergi var ama vergi adaleti yok... - Vergi rekortmenleri listesi var ama rekortmenler ortada yok... - İşsizlik ödeneğinden kesilen vergi var ama bürokratın ballı ikinci maaşına vergi yok. - Vergi zamlarında otomatik artış sistemi var ama emeklinin en düşük maaş zammında yok... - Çıtçıtlı tırnak makasında ÖTV var ama milyon dolarlık lüks saatte yok... - Vatandaş konut alırken KDV var ama yabancı konut alırken KDV yok... - Devlet bütçesinden yapılan tüm eserlerde buralara bir kuruş katkı yapmamış siyasetçinin adı var ama gerçek finansör, vergi ödeyicisi vatandaşın adı yok... - Kamu zararı var ama bu zararın hesabını soran sonuç yok... - Denetim var ama caydırıcılık ve hesap verme yok... - Asgari ücret var ama bu ücretle hayatta kalma ve asgari bir hayat sürme imkânı yok. - Çalışmak için bekleyen milyonlar var ama onlara verecek işimiz yok... - İşsizlik fonu var ama o fondan işsize fazla bir şey yok... - Sosyal yardım var, yoksulluğu yönetmek var ama yoksulluğu azaltacak kalıcı çözüm yok... - Vatandaşın dertten kurtulmayan başı var ama bu başı sokacak bir evi yok... - Konut çok ama alacak para yok... - Buzdolabı var ama içine koyacak yiyecek-içecek yok... - Cüzdan var ama içine koyacak para yok... - Sorun var ama çözüm yok... - Açgözlülük var ama kanaat yok... - En kötüsü, yönetimden şikâyet edenler çok ama bunu rasyonel oy davranışına dönüştüren yok... Özetle; ülkede her şey var ama herkese yok. En büyük “yoklar” ise insanı insan kılan adalet, hakkaniyet, vicdan ve insan onuruna yaraşır yaşam seviyesi. Sorun sadece imkânsızlıklar değil, bu imkânsızlıkları kanıksamak ve hafızadan silmektir. Şikâyet etmenin konforuna sığınıp sandık başında şaşan milyonlar bu sistemin görünmez mimarlarıdır. Bu kadar “yokları” bir arada görünce Umberto Eco’nun o kasvetli sözü geliyor aklıma: “Ne yani, böylesi korkunç bir dünyanın bir de cehennemi mi var?”