Her insan, kendi ölçüsünde bir ışık taşıyabilir. Herkes büyük işler yapamaz; ama herkes küçük bir haksızlığı önleyebilir. Herkes kitap yazamaz; ama herkes doğru bir söz söyleyebilir. Herkes kurum kuramaz; ama herkes güvenilir bir insan olabilir. Herkes toplumu değiştiremez; ama herkes bulunduğu yeri biraz daha adil, biraz daha temiz, biraz daha sıcak bırakabilir. İnsan, en çok görünmediği yerde belli olur. Kimse yokken ne yapıyor? Denetlenmiyorken dürüst mü? Alkış yokken çalışıyor mu? Çıkarı yokken iyilik yapıyor mu? Güçsüz birinin hakkı söz konusu olduğunda sesini yükseltiyor mu? Kendi aleyhine de olsa doğruyu söyleyebiliyor mu? İnsan yaşamının onuru burada saklıdır. Sonunda hepimiz aynı büyük sorunun önünde duracağız: Bu yaşam okulundan ne öğrendik? Acı bizi yalnız kırdı mı, yoksa olgunlaştırdı mı? Varlık bizi şımarttı mı, yoksa cömertleştirdi mi? Bilgi bizi kibirlendirdi mi, yoksa derinleştirdi mi? Emek bizi yordu mu yalnız, yoksa insan yaptı mı? Sevgi bize sahip olmayı mı, yoksa korumayı mı öğretti? Ve en önemlisi: Biz geçtikten sonra geride ne kalacak? Bir ev, bir ad, bir unvan, birkaç eşya, birkaç fotoğraf kalabilir. Ama asıl kalacak olan, davranışlarımızın başkalarında bıraktığı izdir. Kimi insan gider, ardında korku kalır. Kimi insan gider, ardında kırgınlık kalır. Kimi insan gider, ardında karanlık kalır. Kimi insan gider, ardında güven, iyilik, emek ve aydınlık kalır. İşte iyi yaşamak, ardında aydınlık bırakmaktır. Yaşam bir okuldur; ama öğretmeni yalnız kitaplar değildir. Hastalık öğretir, sevgi öğretir, ölüm öğretir, emek öğretir, çocuk öğretir, yoksulluk öğretir, yalnızlık öğretir, dostluk öğretir, haksızlık öğretir. Yeter ki insan öğrenmeye kapalı olmasın. Çünkü öğrenmeyen insan yaşlanır, ama olgunlaşmaz. Çalışmayan insan yorulmaz, ama eksilir. Sevmeyen insan incinmez belki, ama büyümez. Acıdan ders almayan insan, aynı karanlıkta döner durur. İnsan doğasının onuru, bütün bunların içinden yine ışığa yürüyebilmesidir. Topraktan yıldızlara bakabilmesidir. Kayıptan sevgi, acıdan erdem, emekten anlam, zamandan bilgelik çıkarabilmesidir. Yaşamın büyük okulunda en güzel başarı budur: İnsan kalmak. Doğru kalmak. Yararlı kalmak. Işığa dönük kalmak. Çünkü insanın gerçek mimarlığı taşta değil, kendindedir. Ve kendini adaletle, emekle, sevgiyle, sabırla kurabilen insan, bu yeryüzünde küçük bir ömür sürse de, ardında uzun bir aydınlık bırakır.