Bu günleri göreceğimi hiç sanmazdım. Cumhurbaşkanı Erdoğan resmen Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik durumu “kriz” olarak nitelendirdi. Ama korkmayın, “geçiciymiş!”
Düşünsenize, Türkiye’nin yüzde 4,8 küçüldüğü 2009 yılı için bile “kriz” lafını kullanmamış, “teğet geçti” demiş bir Erdoğan’dan bahsediyoruz. Demek ki durum hakikaten fena!
Peki, nasıl bir krizden bahsediyoruz? Sadece dolar fiyatının artmasını “kriz” olarak nitelendiren geleneksel dar görüş açısından mı? Tabii ki hayır!
Bu işin bir geçmişi var. Erdoğan’ın, Başbakan olarak altyapısını hazırladığı bir mazi... Hiçbir şey yapılmayan, ekonominin sıcak para ile çevrildiği günler...
BURALARA NASIL GELİNDİ?
Amerika’nın basıp gelişmiş ülkelere saldığı dolarlar, Türkiye’de borsaya, borçlanma kağıtlarına geldikçe sorunların halı altına süpürüldüğü zamanlar... Adres yatırım değil de rant olunca bollaşan para ve borçla tüketime dayalı yaşatılan yalan büyümeler...
Haliyle ekonomideki bu sahte başarı algısının üzerine muhafazakar, din tandanslı bir profil çizince seçmenlerin oyları adete AKP’ye aktı.
Oysa ithalat patlaması ve cari açık rekorları devam ediyor, ülkenin borcu kat kat büyüyordu. Gün geldi deniz bitti, ekonomi çakıldı.
NEREDE HATA YAPILDI?
Hukuk devleti, kuvvetler ayrılığı ilkesi yok edildi, yolsuzlukların üstü örtüldü, istikrar bozuldu, güven tüketildi... Sermaye girişleri durma noktasına gelirken, içerideki yerli ve yabancı sermaye çıkış eğilimine girdi.
Halbuki petroldeki tarihi düşüş, enflasyonu ve cari açığı aşağı çekerek faiz indirimine zemin hazırlayacak bir şanstı... Durma noktasına giden ekonomi canlandırılabilirdi. Taa ki, koşulları oluşmadığı halde “faizi indir” diye Merkez Bankası’na saldırılana kadar... Onları vatan haini, paralelci ilan edene kadar...
Ne yatırımcının yabancısı ne de yerlisi “olur böyle şeyler” demedi. Olmamalıydı! Haliyle kavga sermaye kaçışını hızlandırıp, dövizi fırlattı, ekonomik krizi tetikledi...
NASIL GÖRMEZDEN GELİNDİ?
Zira Türkiye’nin döviz pozisyon açığı, tam 431 milyar dolar. Kurdaki her 1 kuruşluk artış, açığı 4.3 milyar lira büyütüyor.
Yatırımcıların güvendiği Babacan ve Şimşek ne yaptı. Korktu, sustu, pustu! Ekonomi Bakanı Zeybekci kurlardaki artış için “ihracatı destekleyen bir durumdur“ derken, Sanayi Bakanı Işık; “Döviz kurlarındaki hareket kamuoyu ve hane halklarını etkilemiyor” diye komediye devam etti.
Durumu kurtarmak adına Başbakan Davutoğlu, Ali Babacan ve Mehmet Şimşek ‘i de yanına alıp uluslararası bankacı ve yatırımcıları ikna için New York’a gitti, elleri boş döndü.
Bu duruma getirdikten sonra artık tek tesellimiz “geçici” olması... Elbet geçecek. Öp de geçsin bari...