Reklamsız Sözcü
SONER YALÇIN

Nazım ile Deniz’i buluşturan Tanya

6 Mayıs 2015

Adı, Zo­ya Ana­tol­yev­na Kos­mo­dem­yans­ka­ya….
Zo­ya, “ya­şa­m” de­mek…
Rus­ya'nın gü­ne­yin­de­ki Gav­ri­lovs­ky'­de 13 Ey­lül 1923'te doğ­du.
Or­to­doks ra­hip­ler çı­ka­ran bir ai­le­ye men­sup­tu. De­de­si ra­hip Pyotr Kos­mo­dem­yansky, yap­tı­ğı mu­ha­le­fet ne­de­niy­le Bol­şe­vik­ler ta­ra­fın­dan 1918'de öl­dü­rül­dü.
Ba­ba­sı Ana­toly de te­olo­jik oku­du ama me­zun ol­ma­dı; çün­kü ai­le Si­bir­ya'ya ta­şın­dı. Ba­ba­sı kü­tüp­ha­ne­ci ol­du. An­ne­si Lyu­bov öğ­ret­men­di.
Ai­le 1930'da Mos­ko­va'ya dön­dü.
Zo­ya, okul ça­ğın­da ki­tap­la­ra düş­kün ol­du; ede­bi­ya­tı çok sev­di. Tols­toy, Puş­kin, Ler­mon­tov gi­bi Rus ede­bi­yat­çı­lar ve Cer­van­tes, Dic­kens, Go­et­he, Sha­kes­pe­are, Mo­li­ere oku­du. Oku­duk­la­rı hak­kın­da­ki dü­şün­ce­le­ri def­te­ri­ne yaz­dı: “S­ha­kes­pe­are'­in tra­je­di­le­rin­de bir kah­ra­ma­nın ölü­mü­ne her za­man yük­sek ah­la­ki bir za­fer eş­lik edi­yor.”
Genç ya­şın­da Be­et­ho­ven ve Çay­kovs­ki din­le­di.
Sov­yet­ler Bir­li­ği Ko­mü­nist Par­ti genç­lik ör­gü­tü “Kom­so­mo­l”­a ka­tıl­dı.
Hit­ler, 22 Ha­zi­ran 1941'de “Bar­ba­ros­sa Ha­re­ka­tı­” em­ri­ni ve­rip, Na­zi­ler Sov­yet­ler Bir­li­ği'ni iş­ga­le baş­la­yın­ca, genç Zo­ya gö­nül­lü ola­rak as­ke­re ya­zıl­dı. An­ne­si vaz­ge­çir­me­ye ça­lış­tı, din­le­me­di: “Düş­man bu ka­dar ya­kın­ken baş­ka ne ya­pa­bi­li­riz?”
İş­gal al­tın­da­ki böl­ge­ler­de oluş­tu­ru­lan dü­zen­siz as­ke­ri güç­le­re ka­tıl­dı; ya­ni Par­ti­zan ol­du; “Tan­ya­” kod adı­nı al­dı.
Ta­rih:27 Ka­sım1941.
Zo­ya/”Tan­ya­”, bir Al­man sü­va­ri ala­yı­nın ko­nuş­lu ol­du­ğu Pet­risc­he­vo kö­yü­nü yak­mak için emir al­dı. At ahır­la­rı ve ev­le­ri ate­şe ver­me­yi ba­şar­dı. An­cak, bir Rus iş­bir­lik­çi­si­nin ih­ba­rıy­la ya­ka­lan­dı. Ge­ce bo­yun­ca ya­pı­lan iş­ken­ce ve te­ca­vü­ze rağ­men ko­nuş­ma­dı. Er­te­si sa­bah il­çe mer­ke­zi­ne gö­tü­rül­dü ve idam edil­di. Gü­lüm­se­ye­rek çık­tı­ğı seh­ba­sın­da son söz­le­ri şu ol­du:
“Yol­daş­lar! Ne­den bu ka­dar kas­vet­li­si­niz? Öl­mek için kork­mu­yo­rum! Hal­kım adı­na öle­ce­ğim için mut­lu­yum!”
Sov­yet­ler Or­du­su Ocak 1942'de bu top­rak­la­rı ele ge­çi­re­ne ka­dar, Zo­ya/”Tan­ya­” idam seh­ba­sın­da ası­lı kal­dı…

Yurtseverlik aşkı

Yıl, 1945…
Nazım Hikmet, Bursa Cezaevi'nde…
Tolstoy'un “Savaş ve Barış” çevirisini yeni tamamlamış; La Fontaine‘den Masallar çevirisi üzerinde çalışıyordu. Elle yazmak çok zamanını alıyordu; cezaevindeki dokumadan kazandığı parayla ikinci el daktilo aldı.
Sağlık sorunları vardı.
Ama… Çok mutluydu; kasvet günleri bitmişti; Naziler savaşı kaybetmişti.
O günlerde yazdı; “Tanya” şiirini…
“Tanya, Bursa Cezaevi'nde karşımda resmin,
Bursa Cezaevi'nde.
Belki duymamışındır bile Bursa'nın adını.
Bursa'm yeşil ve yumuşak bir memlekettir.
Bursa Cezaevi'nde karşımda resmin.
Sene 1941 değil artık sene 1945.
Moskova kapılarında değil artık
Berlin kapılarında dövüşüyor seninkiler,
bizimkiler,
bütün namuslu dünyanınkiler.
Tanya,
senin memleketini sevdiğin kadar
ben de seviyorum memleketimi,
Seni astılar memleketini sevdiğin için,
ben memleketimi sevdiğim için hapisteyim.
Ama ben yaşıyorum,
ama sen öldün.
Sen çoktan dünyada yoksun,
zaten ne kadar az kaldın orda:
on sekiz senecik.
Doyamadın güneşin sıcaklığına bile.
Tanya,
sen asılan partizan,
ben hapiste şair.
Sen kızım, sen yoldaşım.
Resminin üstüne eğiliyor başım:
kaşların incecik,
gözlerin badem gibi,
ama renklerini fotoğraftan anlamam mümkün değil.
Fakat yazıldığına göre,
koyu kestaneymişler.
Bu renkte gözler çok çıkar benim memleketimde de.
Tanya,
saçların ne kadar kısa kesilmiş,
oğlum Memet'inkilerden farkı yok.
Alnın ne kadar geniş, ay ışığı gibi,
rahatlık, ve rüya veriyor insanın içine.
Yüzün ince uzun, kulakların büyücek biraz.
Henüz çocuk boynu boynun:
henüz hiçbir erkek kolu sarılmamış anlıyor insan…”
Nazım'ın şiiri yıllar sonra bir devrimcinin ağzından hiç düşmeyecekti…

Deniz'in sevdiği

Ta­rih: 9 Ekim 1971.
De­niz Gez­miş, Hü­se­yin ve Yu­suf As­lan, An­ka­ra Sı­kı­yö­ne­tim Ko­mu­tan­lı­ğı 1 No'­lu Mah­ke­me­si ta­ra­fın­dan ida­ma mah­kum edil­di.
De­niz ve Yu­suf 25; Hü­se­yin 23 ya­şın­day­dı.
O gün­ler­de….
Ki­mi za­man De­ni­z'­in se­si du­yu­lur­du; An­ka­ra Ma­mak Ce­za­evi'n­de…
En sev­di­ği şi­ir “Tan­ya­”yı söy­lü­yor­du.
Bi­lir­di ar­ka­daş­la­rı; De­ni­z'­in Tan­ya'yı ez­be­re bil­di­ği­ni ve her fır­sat­ta “ha­di De­niz, Tan­ya'yı söy­le­se­ne­” der­ler­di. O da hep söy­ler­di gür se­siy­le…
İdam­dan iki gün ön­ce…
De­niz, Yu­suf ve Hü­se­yi­n'­e Ma­mak Ce­za­evi'n­de­ki ar­ka­daş­la­rıy­la “he­lal­leş­me iz­ni­” çık­tı.
Ko­ğuş­la­rı do­laş­tı­lar; tüm dev­rim­ci­ler­le ku­cak­laş­tı­lar.
De­niz Gez­miş, “Tan­ya­”yı son kez o gün söy­le­di:
“Sa­bah ol­du Tan­ya'yı giy­dir­di­ler…
Göğ­sü­ne bir de ya­zı yaz­dı­lar:
Par­ti­zan.
Kö­yün ala­nı­na ku­rul­du da­ra­ğa­cı.
At­lı­lar çek­miş kı­lı­cı, hal­ka ol­muş pi­ya­de as­ke­ri.
Zor­la sey­re ge­tir­di­ler köy­lü­le­ri.
İki san­dık üst üs­te, iki ma­kar­na san­dı­ğı.
San­dık­la­rın üs­tü­ne
yağ­lı ur­gan sal­la­nır,
ur­ga­nın ucu il­mik.
Par­ti­zan kal­dı­rı­lıp çı­ka­rıl­dı tah­tı­na.
Par­ti­zan,
kol­la­rı bağ­lı ar­ka­dan
dur­du ur­ga­nın al­tın­da dim­dik.
Naz­lı, uzun boy­nu­na il­mi­ği ge­çir­di­ler…
Tan­ya ses­len­di kol­hoz­lu­la­ra il­mi­ği­nin için­den
‘- Kar­deş­ler, üzül­me­yin.
Gün yi­ğit­lik gü­nü­dür.
So­luk al­dır­ma­yın fa­şist­le­re,
ya­kın, yı­kın, öl­dü­rün…'
Kol­hoz­lu­lar ağ­lı­yor­du. Cel­lat çek­ti ipi.
Bo­ğu­lu­yor naz­lı, boy­nu ku­ğu ku­şu­nun.
Fa­kat di­kil­di ayak­la­rı­nın ucun­da par­ti­zan
ve ha­ya­ta ses­len­di in­san:
“- Kar­deş­ler
hoş­ça ka­lın.
Kar­deş­ler,
kav­ga so­nu­na ka­dar.
Du­yu­yo­rum nal ses­le­ri­ni
ge­li­yor bi­zim­ki­ler!”
Ve… Ta­rih: 6 Ma­yıs 1972
“Tan­ya­” şii­riy­le öz­deş­le­şen De­niz Gez­miş, sa­at 01.25'te idam edil­di.
Ara­dan yıl­lar geç­ti…
Ki­mi sol­cu­lar, yurt­se­ver­li­ğin ne ol­du­ğu ko­nu­sun­da ka­fa ka­rı­şık­lı­ğı ya­şı­yor…
Tan­ya'dan, Na­zı­m'­dan ve De­ni­z'­den utan­mı­yor…
Yurt­se­ver­li­ğin fa­şist­lik ol­du­ğu­nu ya­zı­yor­lar.

Soner Yalçın
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp