Sözcü Plus Giriş

Kılıçdaroğlu: Türkiye’nin gerçek gündemine dönmesi gerekiyor

31 Mart Yerel Seçimi sonuçlarını değerlendiren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu "Bu başarı salt CHP üyelerinin veya sempatizanlarının başarısıdır dersek doğruyu söylememiş oluruz. Bu başarı o kentte yaşayan bütün yurttaşların ortak başarısıdır. Asıl görevimiz bundan sonra başlıyor. Belediye başkanlarımız artık bundan sonra bir partinin değil kentin belediye başkanı olacak. Belediye başkanlarımız her kuruşun hesabını verecek." dedi. Seçimlerin artık sona erdiğini ifade eden Kılıçdaroğlu "Türkiye'nin, gerçek gündemi olan ekonomiye dönmesi gerek. 'Biz bu krizden nasıl çıkarız', siyasetin düşünmesi gereken temel konu bu olmalı." diye konuştu

11:09 -

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, JW Marriott Otel’de haber kanallarının Ankara temsilcileriyle bir araya geldi, yerel seçimlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

– “Türkiye’nin, gerçek gündemi olan ekonomiye dönmesi gerek. ‘Biz bu krizden nasıl çıkarız’, siyasetin düşünmesi gereken temel konu bu olmalı”
– “Türkiye bir ekonomik krizden kurtulacak ve vatandaş rahata erecekse, bizden bir şey istiyorsanız, biz o konuda da her türlü yardımı yapmaya hazırız”
– “(YSK’nın KHK’den ihraç edilenlerle ilgili kararı) YSK’ya seslenmek isterim. Bunların seçime girmelerine siz izin verdiniz. Seçimi kazananlara sizin mazbatalarını teslim etmeniz gerekir. Mazbatalar verilirse Türkiye bir demokrasi ayıbından kurtulmuş olacaktır”

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Ankara’da televizyon kanallarının temsilcileriyle bir araya geldi. Demokratik standartları yükseltmek ve Türkiye’ye huzuru getirmek için mücadeleye girdiklerini vurgulayan Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasını aldığına değinerek, şunları söyledi:

“Ankara’yı, Antalya’yı, Adana’yı ve Mersin’i kazandık. Belediye başkanlarımız görev başındalar. Zorluklar var elbette. Bir ısınma dönemi var; ama şunu ifade edeyim ki biz ve belediye başkanlarımız makamlarına oturdukları gün neyi yapacaklarını çok iyi biliyorlar. Ona göre bütün hazırlıklarımız tamamlanmıştı. ‘Bu başarı salt CHP üyelerinin veya sempatizanlarının başarısıdır’ dersek doğruyu söylememiş oluruz. Bu başarı kazanılan kentte yaşayan yurttaşların ortak başarısıdır. Onlar bu ülkede huzur istiyorlar, siyasette kavga ve gerginlik istemiyorlar. Birlikte yaşayacaksak huzur içinde yaşamalıyız. Ülkenin dertlerini bir araya gelip konuşmalıyız.”

‘BURSA İÇİMDE YARADIR’

Seçimde kazanamadıkları belediyelerle ilgili konuşan Kılıçdaroğlu, “Bursa, Zonguldak ve Giresun’da beklediğimiz sonuçları alamadık. Bursa içimde bir yaradır. Buranın da Nilüfer Belediye Başkanımız tarafından yönetilmesi gerekiyordu. Orada eksiğimiz ya da hatamız var. Zonguldak ve Giresun’da da belediye başkan adaylarımız kazanamadı. Burada yaşayan vatandaşlarımızı suçlamıyoruz. Bir kabahat varsa bizim kabahatimizdir. Bir eksilik varsa bizim eksikliğimizdir. Geriye dönüp ‘Nerede hata yaptık, nerede eksiğimiz oldu’ bunları oturup düşüneceğiz” dedi.

‘ÖNGÖRDÜĞÜMÜZ STRATEJİ TUTTU’

CHP lideri Kılıçdaroğlu, seçim kampanyası sürecinde belli yerlerde miting yaptıklarını, kanaat önderleri ve STK’lar ile bir araya geldiklerini, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile ortak miting düzenlediklerini hatırlattı. Kampanya boyunca olumlu dil kullanmaya özen gösterdiklerini kaydeden Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: “Rakiplerimiz bize aklımızdan dahi geçmeyen pek çok acımasız eleştiriyi yaptı. Ne teröristliğimiz ne dinsizliğimiz kaldı, her şeyi söylediler. Ben bu halkın ferasetine güvendiğimi söyledim ve gerçekten halkımızın takdirine layık olduk belli bölgelerde. İlçe belediyelerde görülen; ama halkın ilde de görmesi gerektiğini düşündüğümüz arkadaşlarımızı aday gösterdik. Beylikdüzü’nden Ekrem beyin çıkması, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olması gibi. Başarılı olan bir kişiyi getirip, başarısını daha büyük kitleye sunması için halk seçti ve öngördüğümüz strateji tutmuş oldu. İYİ Parti ile ilişkilerimiz, SP ile dirsek temasımız sürdü. İki partinin değerli başkanlarına teşekkür ediyorum. ‘Millet ittifakı’, demokrasiyi savunan bir ittifaktı. Bu başarının sağlanmasında ‘millet ittifakı’nın büyük rolü olduğunu ifade etmek isterim.”

‘HARCADIKLARI HER KURUŞUN HESABINI VERECEKLER’

Kılıçdaroğlu, belediye başkanlarının, herkesin başkanı olduğunu vurgulayarak, “Asıl görevimiz bundan sonra başlıyor. Belediye başkanlarımız artık seçildikleri beldede herkesin belediye başkanlarıdır. Bir partinin değil o kentin belediye başkanlarıdır. Bizim başkanlarımız harcadıkları her kuruşun hesabını millete verecektir. Bugüne kadar rastlanmayan bir taahhütten söz ediliyor, harcanan her kuruşun hakkını halka verecektir, liyakati esas alacaklardır belediye yönetiminde partizanlığı değil işi ehline teslim edeceklerdir. Belediyelerimizde asgari ücret  2 bin 200 lira. Şimdi aldığımız belediyelerde de 2 bin 20 lira olan asgari ücretin 2 bin 200 liraya çıkarılması içim çalışmalara başladılar” diye konuştu.

10 MADDELİK TEMEL İLKELER KİTAPÇIĞI

Belediye başkanlarına 10 maddelik temel ilkeler kitapçığı vereceklerini de belirten Kılıçdaroğlu, “Seçim meydanlarında verilen sözler bir siyasi taahhüt değil sadece. Bunun için belediye başkanlarımızın önüne 10 maddelik temel ilkeler koyacağız. ‘Bu temel ilkeleri masanızın üzerinde tutacaksınız, her hafta bir kez okuyacaksınız’. Halka verdiğimiz taahhüdün ne kadar değerli olduğunu kamuoyuna duyurmak zorundayız” dedi.

‘KAZANANLARA MAZBATASINI TESLİM ETMENİZ GEREKİR’

“Eğer bir konuya değinmezsem demokrasi açısından ayıp etmiş olurum.” diyen Kılıçdaroğlu, Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) Kanun Hükmünde Kararnameyle (KHK) ihraç edilen belediye başkanlarıyla ilgili kararına işaret etti.  Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:  “O da KHK’yle görevlerinden atılanların, seçimde elde ettikleri başarı sonrası, bunların başarılarının teslim edilmemesidir. YSK’ye itiraz yapıldı. Buradan YSK’nin değerli üyelerine seslenmek isterim. Bunların seçime girmelerine siz izin verdiniz. Bunlar savcılıklardan ‘iyi hal kağıdı’ aldı. Bunlar il ve ilçe seçim kurulları ve YSK tarafından kabul edildi. Bunlar ilan edildi. Bir kısmı seçimi kazandı, bir kısmı kazanamadı. Seçimi kazananlara sizin mazbatalarını teslim etmeniz gerekir. Aksi halde büyük bir demokrasi ayıbına imza atmış oluruz. Toplum olarak imza atmış oluruz. Ya hiç izin vermeyecektiniz, seçime girmeyeceklerdi. O başka bir konuydu, onu ayrıca tartışırız ama izin verdiğiniz bir kişinin seçimi kazandıktan sonra ‘Hayır, sen seçimi kazandın ama KHK ile kamudaki görevine son verilmişti, ben sana mazbatayı vermem’ demek doğru değildir. İnsan haklarına, demokrasiye, hukukun üstünlüğü ilkesine aykırıdır. Mazbatalar verilirse Türkiye bir demokrasi ayıbından kurtulmuş olacaktır.”

Bir kişinin seçilme hakkını sahip olup olmadığını belirleyen ana unsurun yargı olduğuna vurgu yapan Kılıçdaroğlu, KHK’nin ise olağanüstü dönemde alınmış bir bakanlar kurulu kararı olduğunu hatırlattı. Bu kişilerin haklarını aramak için mahkemelere başvurduğuna, yargı sürecinin de henüz tamamlanmadığına dikkati çeken Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:  “Bu hakkın teslim edilmemesi sanki yargı süreci tamamlanmış, bunlar seçilme haklarını yitirmişler, onlara bu hak teslim edilmez gibi bir garip sonuç çıkıyor ortaya ki böyle bir tablo yok Türkiye’de. Biz demokrasiyi savunuyorsak, sadece kendimiz için değil, bizim gibi düşünmeyen, bizden farklı olan insanlar için de hakkı, hukuku ve adaleti savunmak zorundayız. YSK’yi bu bağlamda yeniden göreve davet etmek, aldığı kararı yeniden gözden geçirmesini istemek de bizim en doğal hakkımızdır, demokrasiyi savunan bir siyasal partinin genel başkanı olarak.”

“Ekonomi ve dış politikada ciddi sorunlar var

Türkiye’nin süratle seçim ortamından kendisini kurtarması gerektiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, ülkenin ekonomi ve dış politikada çok ciddi temel sorunları olduğunu söyledi.  Buralarda yaşanan sorunların doğrudan vatandaşa yansıdığına dikkati çeken CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Ekonomide ciddi bir kriz yaşıyoruz. Reel sektör krizi… İşsiz sayımız geniş tanımıyla 8 milyonu aştı. Son bir yılda
işsiz sayısı 1 milyon 700 bini aştı. Genç işsizlik oranı çok yüksek. Enflasyon patladı ve mutfaklarda yangın var. Türkiye’nin, gerçek gündemi olan ekonomiye dönmesi gerek. Türkiye bu hale nasıl geldi, onu sormuyorum şu anda. Geldi bir şekilde. Bunu herkes biliyor. ‘Biz bu krizden nasıl çıkarız’, siyasetin düşünmesi gereken temel konu bu olmalı.” diye konuştu.

Bütün dünyanın Türkiye’yi izlediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, Merkez Bankasının rezervleri konusunda, uluslararası alanda ciddi kaygılar, kuşkular olduğunu savundu.  Alınan hiçbir ciddi önlem olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, günü kurtarma üzerine politika inşa edildiğini söyledi.  Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti: “Patates, soğan yeteri kadar yok ithal edelim, sıfır gümrükle. İyi de bu sorunu çözmüyor ki. Hala ekonomide yaşanan ciddi krizin farkında değiller. Bu krizin toplumu ne kadar derinden vurduğunun farkında değiller. İşveren artık kendisini kurtarmak istiyor. ‘Nasıl batmaktan kurtulurum.’ Bu arayış içinde.
Siyasal iktidar önündeki bu tabloyu sağlıklı bir şekilde değerlendirmiyor. Neden? Çünkü devlette liyakati yok ettiler. Bir dönem devletteki bütün ekonomik gidişatı izleyen, dünyadaki ekonomik gidişatı izleyen, oluşacak uluslararası krizin Türkiye’ye yansımalarını hesaplayan ve siyasi otoritenin önüne koyan bürokrasi yok edildi. Liyakat yok edildi. Saray bürokrasisi ile Türkiye’deki ekonomik kriz çözülmez.”

Kalkınma planımız yok

21’inci yüzyılda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir kalkınma planı  olmadığını ileri süren Kılıçdaroğlu, “Saray bunun ne kadar farkında merak ediyorum? Kalkınma planı olmadan neyi yapacaksınız? Neyi öngörüyorsunuz?” ifadesini kullandı. Daha önce açıklanan programların hiçbirinin tutmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, sağlıklı, tutarlı çalışmalar yapılması gerektiğini söyledi. Tanzim satışlarla veya her işverenin bir işçi istihdam etmesiyle sorunların çözülemeyeceğine değinen Kılıçdaroğlu, “Seçimlerden sonra 2,5 milyon kişiye istihdam yaratılacaktı. Bırakın 2,5 milyonu, bırakın 50 bin, 10 bin kişiyi
tam tersine 1 milyon 700 bini aşkın kişi işsiz oldu. Bu kadar büyük tutarsızlıkla Türkiye ekonomisi yönetilemez.” şeklinde konuştu.

İktidarın öncelikli olarak “ekonomik krizi aşma konusunda alınacak kararlarla krizin yükünü toplumun hangi kesimine yükleneceğinin” kararını vermesi gerektiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:  “Eşit mi paylaşılacak bu yük, yoksa belli grupların sırtına mı yüklenecek bu yük? Bugüne kadar gelinen süreçte, sade vatandaşın, çalışanların sırtına yüklendiğini görüyoruz. Yükü omuzlayan en güçlü grup, rantiye sınıfı. Asgari ücretliden tutun, işsize, emekliye, çiftiye kadar herkes bu krizin bu yükünü bir şekilde yüklendi gidiyor. Önlem var mı? Yok. En son bir paket açıkladılar, kaçıncı paket artık biz de bilmiyoruz. Bireysel emeklilik sistemini zorunlu hale getiriyorlar. Yani vergi getiriyorlar. Kime? Ücretliye. Zorunlu sigorta var zaten, adı Sosyal Güvenlik Kurumu. Esnaf, işçi, işveren, serbest çalışan zorunlu olarak ödüyor. Sosyal sigorta sistemi bütün dünyada var. Peki BES ne? BES kişinin iradesine bağlı. Gidersiniz ister bir ek emeklilik sistemi satın alırsınız, ya da almazsınız. Onu da zorunlu hale getiriyor. Allah akıl fikir versin, ne diyeyim ben başka.”

 “Hala yöntem belirlenmiş değil”

Ekonomik ve Sosyal Konsey adında toplumun sosyal, ekonomik kesimlerinin tümünü kapsayan Anayasal bir kurulun olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, sorunların çözümü için bu konseyin 3 ayda bir toplanması gerektiğini dile getirdi. Konseyin en son 5 Şubat 2009’da toplandığını anımsatan Kılıçdaroğlu, “Şimdi 2019 yılındayız. 3 ayda bir toplanması gereken bir kurul, 10 yıldırtoplanmıyor.” dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu, konsey toplanmadan, sosyal taraflar dinlenmeden birilerinin telkiniyle çözüm üretilmeye çalışılmasını eleştirerek, şunları kaydetti:  “Türkiye bu ekonomik kriz içinde gerçekten zor bir süreci yaşıyor. Vatandaş yaşıyor. Kendisini yakan insanlar var. İki gün önce Kızılay Meydanı’nda ‘Borcumu ödeyemiyorum’ diye kendisini yakan insanlar var. Meclis duvarının dibinde kendisini yakan işsizler… Bunlara bakmak gerekiyor. Krize rağmen israf diz boyu. İlk açıkladıkları 100 günlük eylem planında bir cümle vardı, ‘Kamu idarelerinin harcamalarının gözden geçirilmesini ve bu şekilde tasarrufların artırılmasını sağlayacak yöntem belirlenmesi.’ Yani devlette tasarruf nasıl olacak bunun yöntemini belirleyecekler. Ne zaman karar verdiler buna? 3 Ağustos 2018’de. Şimdi 2019’un nisanındayız, hala yöntem belirlenmiş değil.”

“Türkiye gerçek gündemine dönmeli”

“Devlette nasıl tasarruf yapılır diye öğrenmek istiyorsanız, bir ev hanımını çağırın size nasıl tasarruf yapılır devlette bütün bunların ayrıntılarını verir.” diyen Kılıçdaroğlu, şu ana kadar devlette nasıl tasarruf
yapılacağının belirlenmediğini söyledi. Böyle bir devlet yönetim anlayışının olamayacağını ifade eden Kılıçdaroğlu, 11 Ağustos 2018’de “ekonomik krizden nasıl çıkılacağına” dair saydığı 13 maddeyi hatırlattı. Kılıçdaroğlu, dış politikada da ciddi sorunlar yaşandığına dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin, gerçek gündemine dönüp, bu sorunları tartışması ve bu sorunlara çözüm üretmesi gerekiyor. Bizim ürettiğimiz çözümleri iktidar sahipleri yetersiz bulabilirler, eksik de yanlış da bulabilirler ama en azından biz 13 madde halinde çözüm üretiyoruz. Onlardan da çözüm bekliyoruz. Bizim eksiğimiz varsa onlar tamamlasın, yanlışımız varsa onlar düzeltsin ama mutfaktaki yangını mutlaka söndürmek zorundayız. Biz, eğer bir sorun varsa sadece o sorunu dile getirmiyoruz, o sorunun nasıl aşılacağı konusundaki düşüncemizi de kamuoyuyla paylaşıyoruz. Bu bizim bizim siyasete anlayışımız. Doğrudur veya yanlıştır ama kendi görüşlerimizi paylaşıyoruz.”

“Demokratik standartları geliştirmeliyiz”

CHP’nin her türlü görüşü vermeye hazır olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Türkiye bir ekonomik krizden kurtulacak ve vatandaş rahata erecekse, bizden bir şey istiyorsanız, biz o konuda da her türlü yardımı yapmaya hazırız. Bugüne kadar iktidar sahipleri sağlıklı bir çözüm üretmedikleri gibi, sorunların arasında yuvarlanıp gidiyorlar.” ifadesini kullandı. Kılıçdaroğlu, iktidarın sorunları kamuoyundan gizlemek için hep başkalarını suçladığını, gereksiz tartışma zeminiyle kamuoyunu oyaladığını kaydederek, şöyle konuştu: “Artık Türkiye’nin buna ‘Dur’ demesi lazım. Vatandaş perişan, sıkıntılı vaziyette. Sermaye Türkiye’ye gelmiyor. Hiç kimsenin can ve mal güvenliğinin olmadığı bir Türkiye’ye yabancı sermaye niye gelsin? Ben, bunu söylediğim zaman kızıyorlar. Bir daha söylüyorum, bugünkü hukuk sistemi içinde, bugünkü demokratik anlayış içinde ki buna demokrasi denirse, onlar demokrasi diyorlar, hiç kimsenin can ve mal güvenliği yoktur. Her an herkes gözaltına alınabilir, tutuklanabilir, her an herkesin sorgulamasına gizlilik kararı konabilir. Avukatınız, sizin neden gözaltına alındığınızı bile bilmiyor.

Türkiye’nin bu girdaptan çıkması, demokratik standartlarını yükseltmesi lazım. Türkiye’nin bunları yaparken dayatmalardan beslenerek değil kendi özgür iradesiyle yapması lazım. AB böyle istiyor, öbürü böyle istiyor diye değil, biz demokrasiyi istediğimiz için yapmalıyız. İktidarıyla, muhalefetiyle, siyasal partileriyle oturup kendi ülkemizdeki demokratik standartları geliştirmeliyiz. Kendi özgür irademizle yapmalıyız.”  Kemal Kılıçdaroğlu, açıklamalarının ardından haber kanallarının temsilcileriyle görüştü.

ANKARA (DHA-AA)

Son güncelleme: 10:09 19.04.2019
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more