Sözcü Plus Giriş
HÜSNÜ MAHALLİ

ABD kılavuz olunca!

16 Ağustos 2019

Kuveyt savaşında yenilgiye uğrayan Saddam ordusunun Kuzeyde Kürtlere operasyon yapacağı söylentileriyle Kürtler komşu ülkelere kaçtı.
Bunun üzerine ABD, İngiltere ve Fransa'dan 77 uçak Çekiç Güç adı altında Türkiye'ye geldi ve Saddam'a ‘36. Paralel'in kuzeyine geçemezsin' dedi.
Üç aylığına gelen Çekiç Güç'e itiraz eden Demirel, Ecevit ve Erbakan daha sonra başbakan olunca tezkereyi uzattılar.
Mart 2003'te Irak işgal edildiğinde Çekiç Güç gitti ama Kürtler Kuzey Irak'a egemen oldu.
1 Mart 2003'te TBMM tezkereyi reddetti ama Erdoğan Başbakan olunca Amerikan uçaklarının Türk hava sahasını kullanmasına izin verildi ve Irak işgali sonrasında Kuzey Irak federal bir bölge olarak yarı bağımsız oldu.
Şimdi sıra Suriye'de.
Hesaplar yine Türkiye üzerinden.
Haziran 2015 seçimlerine kadar Suriye'de PYD ve Türkiye'de HDP/PKK ile iyi geçinen AKP o tarihten sonra her ikisine düşman kesildi.
O gün bugün AKP'nin Suriye politikası iki eksen üzerinde gelişti:
1-Kürtler.
2-Silahlı İslamcı gruplar.
Birincileri Fırat'ın doğusunda diğerleri Fırat'ın batısında.
Ağustos 2016'da önce ABD sonra da RUSYA'nın onayıyla Cerablus'a oradan da El-Bab, Azez ve son olarak Afrin'e giren Türkiye hiçbir şekilde Esad'la barışmaya yanaşmıyor.
Oysa barışsa tüm sorunlar kendiliğinden çözülecek.
Türkiye; Cerablus'tan Afrin'e kadar uzanan 350 kilometre sınır boyunca en az 50-60 bin ÖSO militanına maaş veriyor, tüm gereksinimlerini karşılıyor, hastane, okul, fabrika ve cami kuruyor ve hiç çıkmayacakmış gibi davranıyor.
Şimdi sıra Fırat'ın doğusunda.
ABD ile anlaştık.
Güvenli Bölge, Tampon Bölge ya da Barış Koridoru adıyla oluşturulacak bölgede TSK 500 kilometre sınır hattında ABD ile işbirliği yapacak. Böylece TSK Irak sınırından idlib'e kadar uzanan hat boyunca 5-70 km derinliğinde bölgelerde fiilen bulunmuş olacak.
Sonuç olarak;
1- İmzalanan anlaşmayla Türkiye Fırat'ın doğusunda ABD'yi muhatap alarak onun Suriye işgalini kabullenmiş oldu.
2- Bu anlaşmayla Türkiye PYD'nin ABD koruması altında ‘Barış Koridoru' altında varlığını ve dolayısıyla olası bağımsızlığını onaylamış oldu. Böylece Türkiye Çekiç Güç olayında olduğu gibi bu kez Suriye'nin kuzeyinde benzer durumun yaratılmasına katkı sağlamış oldu.
3- Bu anlaşma ile Türkiye PYD/PKK'nın yanısıra Suriye Demokratik Güçleri'nin de Rakka ve çevresinde olası bağımsızlığını da onaylamış oldu.
Üstelik bu bölgede işbirliği yapılan ülke yani ABD şimdiye kadar onlarca kez Türkiye'ye kazık atmış, PYD/PKK'yı orduya dönüştürmüş ve hiçbir konuda güvenilmeyeceğini onlarca kez kanıtlamıştır.
İşin içinde AKP'nin ABD sevdası olunca her şey normal.
Bu sevda olmasaydı Türkiye gidip Katar'da ABD'nin askeri üssüne 30 kilometre uzaklıkta askeri üs kurmazdı.
Bu üsten kalkan Amerikan uçakları Suriye'yi bombalıyor, YPG/PKK'ya silah taşıyor ve ABD Irak'ın işgal operasyonunu buradan yönetmişti.
Garip işler oluyor.
Olup bitenlenlere kızan Putin ve Ruhani 11 Eylül'de İstanbul'a geliyor. Ama gelmeden önce her ikisi Esad'a ‘Biz İstanbul'a gidinceye kadar İdlib'in işini bitir' demişe benziyorlar.
Suriye ordusu son bir hafta içinde İdlib çevresinde tüm stratejik bölgeleri ele geçirdi.
Böyle devam ederse Fırat'ın doğusunda ABD'ye yanaşan Ankara Fırat'ın batısında çok ciddi sıkıntılarla karşılaşacak demektir.
Ankara nasıl bir hesap yapıyor bilinmez ama ne düşünüyorsa yanlış düşünüyor.
Anlaşılan son sekiz yılın tüm yanlışlarından ders almamış.
Göreceli olarak ‘zafer ya da kazanım' gibi görünen her şey er ya da geç hüsranla bitecektir.
Görünen köy kılavuz istemez.
Kılavuzu ABD olanın başı beladan kurtulmaz.
Bunu önlemenin bir yolu olmalı.
Onu da CHP bulmalı.
Hemen.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more