Sözcü Plus Giriş
SONER YALÇIN

Rockefeller bekçileri

21 Kasım 2019

2000'ler başı…

Cnntürk'te çalışıyorum.

Dünyanın gündeminde Irak'ta kimyasal silah var mı yok mu tartışması vardı!

Haber toplantılarında ne zaman ağzımı açsam bana “komplo teorisyeni” gözüyle baktıklarını bilirdim.

Gerçekten inandılar mı bilmem; ABD'nin Irak işgalini desteklediler; yayınlarda Ortadoğu'ya özgürlük-demokrasi getireceğini söylediler. Ekranı Amerikan sever liboşlara ardına kadar açtılar. Haber merkezinden kaçıp program bölümüne geçtim.

Aradan yıllar geçti…

ABD'nin Ortadoğu'da /Suriye'de niçin var olduğunu Trump ne güzel açıkladı:

-“Petrolü alıyoruz, petrole sahibiz, petrol güvencedir, askerlerimizi sadece petrol için orada bırakıyoruz!”

Muhteşem! Gel de Trump'u sevme!

Tabii ki hemen… ABD Genelkurmay Başkanı Yardımcısı Tuğamiral William D. Byrne gibi ABD'li üst düzey komutanlar ve Pentagon, kendileri ile Trump'ın “petrol işgali” mesajı arasına mesafe koydu.

ABC televizyonunun pazar günkü “This Week” haber programına katılan ABD Genelkurmay Başkanı Mark Milley petrole hiçbir şekilde değinmeden, Amerikan askerlerinin “IŞİD'in yeniden ortaya çıkmasını” engellemek için orada olduğunu iddia etti! Meğer Amerikan askerinin hedefi, “IŞİD'in kalıcı olarak yenilgiye uğratılması” imiş! Suriye'nin kuzeydoğusundaki Deyrizor'da bulunan petrol sahalarının olduğu bölgede iki yeni askeri üs kurmaları da IŞİD ile “mücadele” içinmiş!

Trump bu “ince diplomatik” açıklamaları umursamıyor. Suriye petrolünü çıkarmak için –Rockefeller'a ait- ExxonMobil ile anlaşma yapmayı düşündüğünü açıkladı.

Trump adamım yahu… Gerçeği sadece o açıklıyor!

GERÇEK DEVRİMCİDİR

Trump'ın söylediklerini yıllarca anlatmaya çalıştık; emperyalizmin gerçek yüzünü göstermek istedik. Duymak bile istemediler. Çünkü:

Gerçek devrimcidir; ve devrimciliğe veda etmişlerdi, dönek olmuşlardı. Sığınacak “liman” arıyorlardı. Gerçeklerden kaçıyorlardı; ve gerçeği savunmakta inat edenlere düşmanlık yapıyorlardı.

Biz hâlâ aynı yerdeyiz: Mehmetçik'in Amerikan petrol kuyularına “bekçilik” yapmasına dün karşı çıktık. Hep çıkacağız…

Bugün… ABD, Mehmetçik'e bunu yaptıramadığından yeni “bekçi” buldu kendine: PKK-PYD!

Yani arkadaş! Diyarbakır'daki anneler yavrularının ABD petrol kuyuları için ölmesini istemiyor. Politik saflaşmayı emperyalizme karşı tavır belirliyor:

Kimden yanasınız?

Erdoğan nefretiyle FETÖ, liboş, PKK/PYD çizgisine savrulmak doğru mu?

Dün olduğu gibi bugün de “adamı” değil, Türkiye davasını savunmak doğru değil mi?

Kimileri Erdoğan nefretiyle, Batı aşkıyla emperyalizm kuklalarıyla aynı kulvarda buluşmayı siyaset yapmak sanıyor.

Biz: Dün olduğu gibi bugün de tam bağımsız Türkiye şiarından taviz vermeyeceğiz. Bu, Atatürk'ten miras ideolojimizin temel taşıdır.

Hayatın/siyasetin zorlamasıyla birileri bu çizgiye yakınlaşma zorunda kaldıysa, kendimizden neden kuşku duyalım?

Biz Erdoğan'ı tanıyoruz.

Biz Atatürk'ü tanıyoruz.

Aralarında kıyaslama yapılamaz. Ama Erdoğan günde iki kez doğruyu dile getiriyorsa “bu yanlıştır” diyemeyiz. Aksine dememiz meseleyi kişileştirdiğimiz anlamına gelir. Bu da halkla bütünleşmenizi engeller.

HATA KORKAKLIKTIR

Evet… Politik çizgimizi emperyalizme karşı tavırla belirleyeceğiz.

Trump'ın petrol kuyularında gönüllü bekçilik yapan PKK/PYD'ye bakışımızı da bu belirlemelidir.

Bu memleketin binlerce genç çocuğu “Kürdistan hayali” uğruna canını verdi. Sonuç ne oldu; Rockefeller petrol kuyularının bekçiliği!

Emperyalizm masaya yeni haritalar koyup sınırlar çiziyor ve “birileri” bu köleliğe destek veriyor.

İngiliz emperyalizminin maşası Kürt Şerif Paşa ve MOSSAD'tan maaş alan Kamuran Bedirhan çizgisine geliverdiler.

Sözü şuraya getirmek istiyorum:

Yıllar önce ABD'nin Irak'ı işgal için “kimyasal silah” yalanına “gönüllü” olanların, bugün kuzey Suriye konusunda aynı tavrı göstermesi tesadüf değildir.

FETÖ, liboş ve terör sever iş birliği yapmaktadır.

Dün ABD'nin Irak işgaline gerekçe üretenler bugün PKK/PYD'nin taşeron örgüt olmasına gerekçe arıyor. Kafaları bulandırmalarına izin vermeyin.

Türkiye'de politik ayrışmayı bu argüman üzerinden yapmalıyız. Yani… Mesele Türk-Kürt ayrışması değil; emperyalizme karşı duruştur aslolan… İdeolojik mücadelenin omurgası bu olmalıdır.

Gerçekler cephesine gelenlere “neden geldiniz” demek hatadır.

Hata, korkaklıktır.

Kendimize güveneceğiz.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more