Sözcü Plus Giriş
YILMAZ ÖZDİL

Kafir öyle mi?

27 Şubat 2019

“Mezardakiler bile kalkıp oy kullansın” misali, seçim yaklaştı, hortlaklar ortaya çıkmaya başladı.
Sarıklı cübbeli bir yobazın videosu sosyal medyada dolaşıyor mesela… Güya dua ettiriyor, “bu seçim İslam'la küfürün savaşıdır” diyor, Akp'ye oy vermeyenlere “kafir” diyor, “kafir güruhuna fırsat verme, onlara bir başkanlık, bir muhtarlık bile ihsan eyleme yarabbi” diyor.

Herkes merak ediyor.
Kim bu yobaz?

Halbuki biz onu Menemen'den gayet iyi tanıyoruz…

Sarıklı cübbeli müritleriyle Manisa'dan Menemen'e gelerek, camide sabah namazı kılan ahaliyi “din elden gidiyor” diye kışkırtan, “imanımızı kurtarmaya geldik, ne duruyorsunuz davranın” diye tahrik eden, minareden havaya ateş açarak galeyana getiren, cahili cühelayı peşine takarak, yeşil bayrakla hükümet konağına yürüyen, kendisine katılmayanlara tehditler savuran, bu bayrak altında toplanmayanların kılıçtan geçirileceğini söyleyen, hükümet meydanında topluca zikir çeken, tabancayla yaraladıkları Kubilay'ı cami avlusunda yüzüstü yatırarak, testere ağızlı bağ bıçağıyla kafasını gövdesinden ayıran, o güzelim sarı saçlarından tutarak taşa vuran, sırığın ucuna takıp sokak sokak dolaştıran, müdahale etmeye çalışan kahraman bekçilerimiz Hasan'la Şevki'yi de oracıkta şehit eden, “cumhuriyet bitmiştir” diye haykıran, “işte kafirlerin sonu” diye haykıran Derviş Mehmet'in sevinç çığlıklarından tanıyoruz.

Sivas'tan tanıyoruz biz onu, yüreğimiz yanarak hatırlıyoruz…

Camilerde el altından bildiri dağıtıp, “müslümanlara küfür ediyorlar, dinimizle alay ediyorlar, susacak mısınız?” diyerek tahrik eden, kültür şenliği için şehre gelen aydınlarımızı “kılık değiştirmiş şeytanlar” diye hedef göstererek, ahaliyi sokağa döken, hükümet konağını taşlayan, “cumhuriyet Sivas'ta kuruldu, Sivas'ta yıkılacak, laiklere ölüm” sloganlarıyla Madımak Oteli'ne doğru yürüyen, “yakın ulan yakınnn” diye bağırarak, zemin kattaki perdeleri tutuşturan, varlığıyla onur duyduğumuz insanlar diri diri yanarken “işte cehennem ateşi” diye vahşi kahkahalar atan, “işte kafirlerin sonu” diye haykıran gözü dönmüş güruhun sevinç çığlıklarından tanıyoruz.

Sadece Cumhuriyet ve demokrasi tarihimizden değil, tee Osmanlı döneminden, 31 Mart vakasından da gayet iyi tanıyoruz…

Hukuk ve Anayasa kavramına tahammül edemeyen, Meşrutiyet'i hazmedemeyen yobazların “din elden gidiyor” yalanından, günümüzün yandaş medyası gibi bedava dağıtılan Volkan gazetesinden, Said-i Nursi'nin de köşe yazarı olduğu o kindar gazetenin ektiği nifak tohumlarından, “şeriat isteriz” sloganlarıyla Ayasofya meydanından yürüyüşe geçerek, yeşil bayraklarıyla Meclis-i Mebusan'ı basan tarikatçılardan, kendilerine katılmayanları “kafir” ilan eden, orduyu-milleti birbirine kırdıran, sarıklı İngiliz casusu Derviş Vahdeti'nin sevinç çığlıklarından tanıyoruz.

1922 yılında çekilen ve Yunan arşivlerinde yeralan şu fotoğrafa iyi bakın lütfen… İzmir-Manisa sınırı, işgal yıllarının son demleri, Atina'dan kumpanya getirilmiş, Yunan askerleri moral depolamak için tiyatro seyrediyor, onların arasında, onların himayesinde, sarıklı cübbeli arkadaşlar var, Kuvayi Milliye'ye “kafir” diyen arkadaşlar!

Biz bu yobazı, milli mücadeleden tanıyoruz.
Fotoğrafı bile var elimizde…
İşgal günlerindeki eşkalinden tanıyoruz.

Dolayısıyla, kim olduğuna dair herhangi bir merakımız yok.

Ama, Akp'ye gönül veren ve milletin birliğini, memleketin bekasını önemseyen yurtsever vatandaşlar şunu merak edip sormalı…
Ortaçağ karanlığından fışkırmış ruhu karanlık yobazlar niye bizim partiyi destekliyor?

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more