Sözcü Plus Giriş
DENİZ ZEYREK

Arınç’a, Arslan’a, Ensarioğlu’na yoksa kime olur ki?

28 Kasım 2020

AK Parti Merkez Yürütme Kurulu'nun (MYK) son toplantısında konuşulanların bir bölümü dışarı sızdı. Buna göre toplantıdan demokrasi seferberliğine, hukuk reformuna dair kararlar beklenirken, İhsan Arslan'a bir söyleşide yaptığı açıklamalar nedeniyle “disiplin soruşturması” çıktı. Aynı günlerde Bülent Arınç'ın bir söyleşide söyledikleri nedeniyle Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu'ndan istifaya zorlandığını, Galip Ensarioğlu'nun bir teröristin ailesine başsağlığına gittiği için terör soruşturmasına tabi tutulduğunu da unutmamak lazım.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, MYK toplantısında Arınç'a da İhsan Arslan'a da çok üzüldüğünü söylemiş. Arınç'ın “incindim” dediğini anımsatıp kendisinin de Arınç'a incindiğini vurgulamış. Erdoğan, İhsan Arslan'ın röportajındaki tartışma yaratan cümleleri MYK üyelerine tek tek okumuş ve “HDP diliyle konuşmuş” yorumunu yapmış.

Erdoğan'ın Arslan'a kızdığı bir başka unsur da söyleşinin yabancı bir medya kuruluşuna, yani BBC Türkçe'ye verilmiş olması.

Aynı MYK toplantısında bir de İnsan Hakları Eylem Planı sunumu yapılmış. Öğrendiğime göre bu plan tam iki yıldır hazırlanıyormuş. Haliyle Erdoğan o plandan sorumlu yardımcısına da kızmış, “hala bitiremediniz mi” diye sormuş. Bazı genel başkan yardımcıları da sunumda daha önce konuşulan bazı unsurların bulunmamasına tepki göstermiş.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ve Adalet Bakanı Abdulhamit Gül'ün açıklamaları reform ve demokrasi seferberliği konusundaki beklentiyi artırmıştı. Ancak Arınç ve Arslan gibi isimlerin dahi sırf düşüncelerini açıkladıkları gerekçesiyle bu muameleye maruz kaldıkları bu ortamda düşünce özgürlüğünden söz etmek, bir demokrasi seferberliğinin hayata geçirileceğini beklemek ne kadar gerçekçi olur ki?

Durum ortada!

Baban EYT eylemine katılmış, sana kamuda iş yok!

Biz gazeteciler son zamanlarda mağdur insanlardan çok mesaj alıyoruz.

İşsizler, atama bekleyenler, emeklilikte yaşa takılanlar, kapanan lokantaların işletmecileri ile çalışanları, işsiz kalan müzisyenler, ücretsiz izne mahkum olanlar, kısa çalışma ödeneği yüzünden mağdur olanlar, çeklerini/ senetlerini/ vergilerini/ SGK primlerini ödeyemeyenler, müflisler, mahkemelerde haksızlığa uğradıklarını söyleyenler ön sıralarda geliyor.

Son günlerde bunlara bir sorun grubu daha eklendi. Bu gruptakiler, özellikle de muhalefet belediyelerinin olduğu yerlerden yazıyorlar. Muhalefet belediyelerine iş başvurusu yapıyorlar. Belediye işe kabul ediyor ama 15 Temmuz sonrasında başlayan “güvenlik soruşturması” uygulaması kapsamında valilikten yazı istiyor. Valilikler ise başvuruların önemli bir bölümüne olumsuz yanıt veriyor. Üstelik bu raporlarda “adli kayıtlar” değil, fişlemeler öne çıkıyor.

Bana yazanlar arasında kendi imkanlarıyla “olumsuz” görüşün gerekçelerini öğrenenler de var. Örneğin güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlanan bir vatandaş, babasının Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) eylemine katıldığı için fişlendiğini ve kendisiyle ilgili rapora da bunun gerekçe yapıldığını öğrenmiş.

Bir başka vatandaşın babası da sosyal medyada Cumhurbaşkanı'na ağır eleştiriler yönelttiği için fişlenmiş ve o da babası nedeniyle olumsuz görüşe maruz kalmış.

Bir başka vatandaş, kardeşi eyleme katılmış, terör suçlamasıyla yargılanmış diye reddedilmiş.

Özellikle CHP'li belediyelerin işe alımlarında bu işin bariyere dönüştüğü açık. Kardeşi FETÖ'den, darbe suçundan içeride olan isimlerin bakan ya da büyükelçi olabildiği bir “adalet ortamında”, babası EYT eylemine katıldı, sosyal medyada Cumhurbaşkanı'nı eleştirdi diye işe dahi alınmaması tuhaf değil mi?

Hani suç kişiseldi (ki ortada suç da yok, fiş var)?

Gençlere bu yapılırken hangi reformdan söz ediyorsunuz siz?

TOBB ve TÜSİAD'ı hatırladık!

Ekonomi yönetimi yenilenince, reform söylemleri başlayınca ilginç bir trafik başladı. Yeni Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve TÜSİAD'la görüştü.

Ne yalan söyleyeyim, bu vesileyle biz de TOBB ve TÜSİAD'ın varlığını hatırlamış olduk.

Memleket yangın yerine dönerken, sanayici ve esnaf kan ağlarken TOBB ve TÜSİAD adeta arazi olmuştu.

Sahi, ekonominin iyi gittiği dönemde sık sık ekranlarda gördüğümüz TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ile TÜSİAD yöneticileri sanayici, esnaf zor günler yaşarken neredeydiler?