Bir talih kuşumuz vardı ondan da soğuttular!

Çocukluğumun en büyük mücadelelerinden biri 31 Aralık akşamları uyuyakalmadan gece yarısına kadar dayanabilmekti. Öyle yeni yıla uyanık girmek falan değil, TRT'deki Milli Piyango çekilişini beklemek için (14-15 yaşlarından itibaren dansözü beklemişliğimiz de vardır).

Gözlerimiz ağırlaşır, uykuya yenilmeden hemen önce büyüklere “beni uyandır” diye yalvarırdık ama onlar da uyuyakaldığı için genelde mücadeleyi kaybederdik.

Uyanık kalabilmişsek eğer, TRT çekiliş noktasına bağlandığında, elimizde bilet heyecanla bekler, dönen cihazlardan düşen toplara pür dikkat bakardık.

Uyuya kalmışsak o gece, 2 Ocak gününü beklemek zorunda kalırdık, çünkü bütün ikramiyeleri gösteren ekler veren gazeteler, bizim oralara bir gün gecikmeli gelirdi.

Milli Piyango sonucu beklemek, zengin olmayı beklemek değildi bizim için.

“Piyango bana çıksa” diye başlayan bir cümleyi “at, bisiklet, müzik seti ve çokokrem alırdım” diye bitiren bir çocuğun eğlenceli ritüeli ve yılbaşı klasiğiydi sadece.

Hatta Milli Piyango'yu hayal kurmakla o kadar özdeşleştirmiştim ki lisede din kültürü ahlak bilgisi öğretmeni “haramdır” dediğinde, “hayal kurmak haramdır” gibi algılamıştım.

★★★

Önceki gün bir markette alışveriş yapıp parasını öderken kasiyer, “Milli Piyango bileti ister misiniz” diye sorduğunda tereddütsüz “hayır” dedim.

Çocukluğumuzun en eğlenceli ritüeli, şimdi benim için neden bu kadar itici olmuş olabilir ki?

Marketten çıkıp eve yürürken bu sorunun yanıtını düşünüyordum.

Yanıtı açıktı: Yaşananlar yüzünden Milli Piyango'dan soğumuştum.

Hasılat paylaşımı yoluyla işletmenin özel şirkete devredilmesi sürecindeki kayırmacılık zaten can sıkıcıydı. Buna bir de yeni dönemdeki tuhaf olaylar eklendi. İşte size birkaç örnek:

– 49 rakamdan 6'sını bilene büyük ikramiye verilen Sayısal Loto'nun 6 Haziran 2020 günü yapılan çekilişinde çıkan 6 numaradan 5'i 21 gün sonra 27 Haziran 2020 yapılan çekilişte de çıktı (6 Haziran: 5-11-24-39-41-44 / 27 Haziran: 5-11-24-30-39-41). Bunun olma ihtimalini matematikçi okurlarım hesaplasın lütfen.

– Klasik Sayısal Loto, 3 Ağustos 2020 gününden itibaren 90 rakamdan 6'sı bilindiğinde büyük ikramiye veren Çılgın Sayısal Loto'ya dönüştü. Bu dönüşümden sonra 56 çekiliş yapıldı ve o 56 hafta boyunca ne “6” ne de “5 artı 1” çıktı. Matematiğim fena değildir ama emin olmak için bir de matematikçiden de teyit ettirdim. 90 sayı arasından 6'sını tutturma ihtimali 1/ 622 614 630 (622 milyonda bir). 56 haftadır MP hesabında toplanan paranın büyüklüğünü, o para ile kazanılan faiz vs gelirleri düşünebiliyor musunuz?

– Fikir sanat ürünlerinin telifinden, bebek bezinden dahi yüzde 18 Katma Değer Vergisi alan devletimiz, Milli Piyango'nun Katma Değer Vergisi'ni sıfırladı. Yazarımız Nedim Türkmen'e göre bu değişiklikle şirkete 10 yıl boyunca 18 milyar liralık bir servet transfer edilecek.

Daha da uzatıp sizin şevkinizi de kırmak istemem ama benim tadımı kaçıran bunlar gibi bir sürü tuhaf olay daha var.

Ezcümle, yoksulların, garibanların, orta direk mensubu hayalperestlerin bir “talih kuşu” vardı. Onu da yandaş şirketin kafesine bağladılar.

Gurur duydum

Berlin Filarmoni Orkestrası (BFO) dünyanın en ünlü orkestralarından biridir. 7 Aralık 2020 günü BFO'nun resmi internet sitesinde, hem de ön sayfada şöyle bir duyuru yayınlandı: “Eylül 2019'dan bu yana 1. Keman bölümümüzün üyesi olan Hande Küden deneme süresini tamamladı.”

Bu Hande Küden'in artık BFO'nun kadrolu üyesi olduğu anlamına geliyor. Biyografisine baktım. Adana'da doğmuş büyümüş, orada konservatuvara gitmiş. Büyük emek harcamış, azmetmiş ve 13 yaşından bu yana kurduğu hayali gerçekleştirmiş. Gerçekten gurur verici bir gelişme bu. Kendisini kutluyor, başarılarının devamını diliyorum.

Yavaş ve Taşdelen'e teşekkür mal sahibine öneri

Önceki gün SÖZCÜ'deki köşemde “Ankara Sanat Tiyatrosu Ankara'dır, sahip çıkın” başlıklı bir yazı yazmış, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen'e “gerekirse alın o binayı sahibine verin” çağrısı yapmıştım. İki başkanla da görüştüm. Sorunu çözmek için seferber olmuşlar. AST'a her türlü desteği vereceklerini açıklamışlar. Kendilerine bir Ankaralı olarak teşekkür ediyorum.

Ancak iki başkanın binanın sahibini bir türlü ikna edemediklerini de öğrendim. Bina Asrın Kürk Deri şirketinin sahibine aitmiş. O da otel yapmak istediğinden, geri adım atmıyormuş.

Kendisine naçizane bir tavsiyem olacak: Güzel bir mimari çözüm bulabilir, AST'ı yapacağı otel binasında muhafaza edebilir. Bu o otele prestij de katar, hareketlilik de getirir.

Aksini yapar ve çağrılara kulak tıkarsa, “58 yıllık tiyatroyu ve milyonlarca insanın anılarını tarihe gömen kişi” ilan edilir ve oteli de bitmeyen boykotlardan başını alamaz.

Benden söylemesi!