Sözcü Plus Giriş

Türk denizcilerin rehin alınması neden önlenemedi?

‘M/V Mozart’ isimli gemiden 15 Türk denizcinin kaçırılması korsan saldırılarını bir kez daha gündeme getirdi. Peki Afrika kıtasında yaygın olan bu saldırıların sebepleri neler? Korsanlar 6-7 saat kapıyı açmak için uğraşmasına rağmen bu sürede neden müdahale edilemedi?

Yaşar ÖZER
Güncellenme: 23:02, 29/01/2021
Türk denizcilerin rehin alınması neden önlenemedi?

23 Ocak Cumartesi günü Nijerya açıklarında korsanlar Türk şirketine ait Liberya bandıralı ‘M/V Mozart' isimli gemiye saldırmış, saldırıcı sonucu 19 kişilik mürettebattan Azerbaycanlı Ferman İsmailov hayatını kaybetmiş ve 15 Türk personel korsanlar tarafından rehin alınmıştı. Türk personeller hâlâ korsanların elinde. Saldırı sonrası serbest kalan üç denizcinin ise bugün Türkiye'ye gelmesi bekleniyor.

Olaydan bir gün sonra Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, “Korsan saldırısına uğrayan gemimiz saat 11.00'de Gabon'un Gentil Limanı'na demirlemiştir” açıklamısını yapmıştı. Korsanlar dün ilk teması kurdu. Boden Denizcilik firmasının Almanya-Hamburg ofisiyle iletişime geçip tüm mürettebatın iyi olduğuna dair kanıtlar sundular. Mürettebatın kurtarılması için diplomatik girişimler sürüyor.

Bu olay denizcilerin yaşadıkları sorunları ve korsanlık gerçeğini bir kez daha gündeme getirdi. Saldırıyla ilgili birçok soru işareti ortaya çıktı. Örneğin her gemide uluslararası mevzuatlar gereği birden fazla alarm butonu bulunuyor. Yani saldırı başladığında denizcilerin alarm butonuna basmama ihtimali yoktu. Zaten korsanlar 6-7 saat boyunca mürettebatın bulunduğu bölgeye ulaşmak için kapıyı açmaya çalıştı. Peki neden bu zaman zarfında kimse müdahale edemedi? Olayla ilgili bu soruyu ve daha fazlasını Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kaptan Muhammer Arslantürk'e sorduk. Aynı zamanda bir eğitimci olan Arslantürk’ün 30 yıllık bir denizci geçmişi var. Geçmişte uzun yıllar boyunca “Uzakyol Kaptan” olarak da görev yapan Arslantürk, şu anda ise Türk Boğazlarında Kıdemli Kılavuz Kaptan olarak görevini sürdürüyor.

Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kaptan Muhammer Arslantürk

GEMİYE NEDEN MÜDAHALE EDİLEMEDİ?

Kaptan Muhammer Arslantürk, ‘Gemi Güvenlik Alarm Sistemi’ ile geminin temel bilgileri ve güncel pozisyonunun doğrudan daha önce belirlenmiş adreslere gittiğini belirtiyor. “Bu adresler bayrak devletinin belirlediği adreslerdir” diyen Arslantürk, uyduya gönderilen verilerin direkt olarak geminin taşıdığı bayrak devletinin denizcilikle ilgili bakanlığına ulaştığını söylüyor. Böylece bu alarmları takip için anlaşılan profesyonel bir kuruluş, bölgeye yakın askeri güçler veya arama kurtarma birimleri gibi birimlerle iletişim kuruluyor. Geminin böyle bir durumda uyulması gereken protokollere bağlı kalması gerektiğini belirten Arslantürk, “Şirket ve gemi bu planı geminin ticari faaliyet göstereceği sahaya göre güncellemelidir” diyor.

Korsanların saldırıdan sonra 15 mürettebatı yanlarına alıp gemiden uzaklaşmalarının en önemli sebeplerinden biri de bu. Saldırı gerçekleştiğinde yetkililere haber gittiği için korsanların mümkün olan en kısa zamanda gemiyi terk etmeleri gerekiyordu. Ancak ortada bir sorun var. 6-7 saat boyunca gemide kaldıkları hâlde hiçbir askeri güç veya arama kurtarma birimi yardıma gelmedi. Kaptan Muhammer Arslantürk'e göre bunun en önemli sebebi denizcilerin rehin alındığı bölgedeki hukuk ve otorite boşluğu.

İlginizi ÇekebilirTürk mürettebatın olduğu gemiye baskın düzenlenmişti! Korsan dehşeti kameradaTürk mürettebatın olduğu gemiye baskın düzenlenmişti! Korsan dehşeti kamerada

Somali örneği

Son 15 yılda birçok kez korsanlık olaylarıyla gündeme gelen Somali, bir Doğu Afrika ülkesi. Son olayın yaşandığı Nijerya ise Batı Afrika’da bulunuyor. Somali dört farklı gücün kontrol ettiği ve 1988 yılından beri iç savaşların yaşandığı bir ülke. 2011 yılında 200’ün üzerinde korsan saldırısının gerçekleştiği Somali’de bu sayı 2012’den itibaren düşmeye başlamış ve 2015 yılında hiç korsan saldırısı yaşanmamıştı. Çünkü bölgede uluslararası güçler devreye girdi. Kaptan Arslantürk, Gine Körfezi’nin bir parçası olan Benin Körfezi’nde yer alan Nijerya ve komşu ülkelerin Somali kadar karışık olmasa da yine de bu gibi olaylara müdahale için yeterli olmadıklarını belirtiyor. Arslantürk, gemiden saldırı alarmı verildikten sonra Nijerya veya Gabon’daki gemilerin müdahale için gitmesi gerektiğini söylüyor ve ekliyor: “Tıpkı Somali’de yapıldığı gibi Batı Afrika’da da uluslararası güçlerin devreye girmesi lazım.” Çünkü denizcilerin emniyeti için bu çok önemli.

SALDIRILARIN YÜZDE 95'İ GİNE KÖRFEZİ'NDE
Somali'deki korsanlığın genelde balıkçı köylerinde yaşayan insanlar tarafından yapıldığı biliniyordu. Bu insanların ülkedeki bölgeleri yönetenler tarafından teşvik edildiğine dair iddialar da vardı. Ancak Avrupa Birliği ve NATO tarafından alınan önlemler sonuç verdi. Bugün Somali açıklarından geçecek ticaret gemiler, belli bir noktada toplanıp bir savaş gemisi eşliğinde riskli bölgelerden geçiş yapıyor. Korsanlığa karşı önlem olarak eski komandoları paralı asker tutan şirketler de var. Ancak bu ekonomik açıdan yaygın bir yöntem değil. Bu yüzden 2020 yılında tekrar artış gösteren korsan saldırıları için en etkili çözümün Somali'deki yöntem olduğu düşünülüyor. Uluslararası Ticaret Odası'nın (ICC) 2020 raporuna göre 2020'de dünya genelinde 195 korsan saldırısı oldu. Bu sayı bir önceki yıl 162 olarak belirlenmişti. 2020'deki saldırılar sonucu 135 denizci kaçırıldı. Kaçırma olaylarının yüzde 95'i Gine Körfezi'nde gerçekleşti. Saldırıların çoğunu Nijeryalı korsanlar üstleniyor. Böyle giderse tıpkı Somali'deki gibi bir önlem Gine Körfezi için de alınabilir.

SALDIRILARIN ÖNÜNE GEÇMEK İÇİN NE YAPMALI?

İstatistiklere bakıldığında 21. yüzyılda deniz korsanlığı olayları en çok Afrika Kıtası açıklarında meydana geliyor. Uzmanlar bu durumu Afrika'daki yerel otoritelerin zayıf olmasına, hatta bazı bölgelerde hiç olmamasına bağlıyor. İşin ekonomik boyutu da önemli tabii. Peki bu saldırıların önüne geçmek için nasıl bir yol izlenmeli?

Kaptan Muhammer Arslantürk'e göre ülkelerin iş birliği yaparak bulacakları global bir çözüm şart. “Eğitimler sadece korsanlık ihtimaline karşı bir hazırlıktır” diyen Arslantürk, şöyle devam ediyor: “Korsan tehdidi dikkate alınarak yapılan sefer planlamaları (karadan en az mesafenin belirlendiği), tehdit bölgesinde düzenli raporlama (iki saatte bir), Aden Körfezi’nde uygulanan askeri konvoylara ETA'nın ayarlanması, silahlı korumaların sefere katılması, düzenli yapılan talimler, saldırı esnasında saklanılacak ‘citadel' denilen güvenli odanın layıkıyla hazırlanması, geminin etrafına tel örgü ve dikenli tel çekilmesi gibi birçok hazırlık yapılabilir.”

GERÇEK BİR HİKÂYE: KAPTAN PHILLIPS
'Kaptan Phillips' filmi, gemi adamlarına verilen güvenlik farkındalık eğitiminde bir bakış açısı sunması açısından izlenmesi tavsiye edilen bir film. 2013 Amerikan yapımı filmin başrollerinde Tom Hanks ve Barkhad Abdi yer alıyor. Film, deneyimli kaptan Richard Phillips'in 2009 yılında Somalili korsanlar tarafından rehin alınmasını anlatıyor. Richard Phillips bugün 65 yaşında.

DENİZCİLER BU PSİKOLOJİ İLE NASIL BAŞ EDECEK?

Rehin alan bir denizcinin bu psikoloji ile baş etmesi büyük önem taşıyor. Rehine olayları karada bile oldukça zorken bu olayın denizde yaşanması işi daha da zorlaştırıyor. Açık denizlerde görev yapan denizcilere yönelik daha olay gerçekleşmeden bu anlamda verilen bir eğitim yok. Kurslar esnasında konuyla ilgili dökümanlar verilebilecek olsa da Kaptan Arslantürk'e göre bir denizciyi rehine psikolojisine hazırlamak oldukça zor.

Arslantürk bunun sebebini şöyle anlatıyor: “Açıkçası herhangi bir personeli rehine psikolojisine birkaç günde hazırlamak çok zor. Profesyonel askerler bile ömürleri boyunca uzmanlar tarafından bu tarz destek eğitimler almalarına rağmen benzer zorlukları tecrübe ettiklerinde birçoğunda ‘travma sonrası stres bozukluğu' (PTSD) denilen bir rahatsızlık görülüyor. Bu işin psikolojik boyutu denizcilik endüstrimizin üzerine düşmesi gereken bir konudur. Özellikle başından bu gibi hadiseler geçen personelin belirli bir süre profesyonel destek alabilmeleri sağlanmalıdır.”

ʻʻ
'Denizcilerin yıpranma haklarını geri istiyoruz'
'Ayrıca dikkat çekilmesi gereken bir konu var. Denizciler çok zor şartlar altında görev yapıyorlar. Denizcilik madencilikten sonra tüm otoritelerce dünyanın en zor ikinci mesleği olarak kabul ediliyor. Yaşanan son olay da bunun bir örneği. Bu yüzden 2008 yılında meslektaşlarımızın elinden alınan yıpranma haklarının tekrar geri verilmesini istiyoruz.'
Kaptan Muhammer Arslantürk
İlginizi Çekebilir15 Türk denizci korsanların elinde!15 Türk denizci korsanların elinde!

 

SALDIRI ESNASINDA NE YAPILMALI?

Uluslararası Gemi ve Liman Tesisleri Güvenlik Kodu (ISPS Kod) kapsamında her geminin bir Gemi Güvenlik Planı (Ship Security Plan) bulunuyor. Kaptan Muhammer Arslantürk, Gemi Güvenlik Planında her gemi ve şirket için küçük farklar olabileceği gibi detaylı olarak farklı güvenlik senaryoları için ilk etapta yapılacakların da belirlendiğini söylüyor.

Bomba ihbarı, kaçak yolcu veya korsan saldırısı gibi durumlarda tıpkı bankalardaki gibi kaptanın erişebildiği bir uyarı sisteminden bahsediliyor. Arslantürk bu sistemi şöyle anlatıyor: “Korsan tehdidi oluştuğunda ilk yapılması gereken 2002'de SOLAS'a eklenerek zorunlu hâle getirilen Gemi Güvenlik Alarm Sistemi'nin (SSAS) aktive edilmesidir. Bu sistem yerini sadece kaptanın bildiği kendi kamarası başta olmak üzere iki veya üç lokasyonda bulunur. Tıpkı banka soygununda masa altında bulunan ve gizlice polise bildirim yapan buton gibi bir butonla aktif edilir. Sistem, aktif edildiğinde korsanların gemide bu alarmın verildiğini anlamamaları için görsel ve işitsel uyarı vermez.”

Aslında bu tip ticaret gemilerinde yardım için gerekli olan tüm teçhizat var. Buradaki en önemli nokta bu yardım çağrısına yetişecek bir güvenlik gücünün yakınlarda olup olmadığı. Türk denizcilerin rehin alındığı bu olay esnasında maalesef yakınlarda yardım edebilecek bir güvenlik gücü yoktu.

Yayınlanma Tarihi:14:51,