Alican Özcan
Alican Özcan

Onun yokluğunda üç maç, sıfır galibiyet!

Medipol Başakşehir karşısında belki de sezonun en temposuz, heyecansız ve verimsiz Fenerbahçe’si vardı. Son 7 günde biri Berlin’de olmak üzere üç maç yaptılar ve üçü de yüksek direnç sahibi takımlara karşıydı. Sivasspor maçında devre arasına girmek üzereyken yenilen golün sarsıntısı ve Frankfurt deplasmanında 90+3’te penaltıdan eli boş dönülmesi, hem fiziksel hem de mental açıdan ağır yaralar açmış olacak ki, Başakşehir maçında baştan sonra her anlamda yorgun bir Fenerbahçe izledik.

KAYIP YOK AMA DERS ÇIKARILACAK ŞEY ÇOK!

Vitor Pereira’nın daha fazla sakatlığa tahammülü olmaması, Başakşehir maçında rotasyonu mecbur kıldı. Ancak yaraya sarılan sargı bezi kanamayı durduramadı. Sezon başından beri sakatlıklarla boğuşulan pozisyonlara yama yapmakla uğraşan Portekizli hoca, Başakşehir’e karşı dinamik bir takım sahaya çıkartmak istedi. Ama savunmada kapanmayı kusursuz yapan Aykut Kocaman takımlarına karşı, toplu ve topsuz organizasyonda aynı kusursuzluğu sergileyecek bir ekip sürmezseniz bu puan kayıpları kaçınılmaz olur. Pereira’nın Başakşehir maçındaki önceliği, skor üretecek ve rakip savunmanın kilidini çözecek isimlerle maça başlamak olmalıydı. Eminim maç sonunda Pereira da bunun pişmanlığını yaşamıştır. Bu sezon ilk kez yenilgi alan Fenerbahçe için kaybedilen bir şey yok ama ders çıkartılacak şey çok.

PEREIRA’YI EN ÇOK ZORLAYAN SAKATLIK

Aslında bu kadar sakatlık arasında Pereira’yı en çok zora sokan ve bütün planının altına adeta dinamit koyan Marcel Tisserand’ın yokluğu oldu. Savunma ve hücumdaki katkısıyla bu sezon adeta yeniden doğan Tisserand’ın, sakatlandığı Sivasspor maçı dahil oynayamadığı üç maçta Fenerbahçe galibiyet alamadı. Tisserand’ın üçlü savunmanın sağındaki performansı, bütün savunma pozisyonlarını ve her iki kanat bekini doğrudan etkiliyordu. Onun yokluğunda sağ tarafta bütün yük sağ kanat bekine, savunmadan oyun kurma görevi ise sadece Atilla Szalai’ye kalıyor. Bu durum takımın hücum opsiyonunu zora soktuğu gibi, savunmada da dağınıklığa sebebiyet veriyor. Fenerbahçe, net bir kanat beki transferinin yapılmamasının cezasını, üçlü savunmada oynayan ve takımın omurgası olan oyunculardan biri sakatlandığında çekmiş oldu. Devre arası bu bölgeye takviye şart. Yoksa bu yoğun takvimde ve olası sakatlıklarda puan kayıplarının sayısı artabilir.

DİRETMENİN MANASI YOK

Tüm bu sorunlar silsilesine Pereira’nın yanlış ilk 11 tercihi ve saha içindeki bazı isimlerde diretmesi de eklenince tatsız bir Fenerbahçe izledik. Muhammed Gümüşkaya şüphesiz sezon başına damga vuran bir başlangıç yaptı. Ancak şüphe götürmeyen bir gerçek daha var ki, özellikle son iki maçta beklentilerin altında kalan bir performans sergiliyor. Çok fazla top kaybı, topa sahipken yaptığı yanlış pas ve şut tercihleri, ikili mücadelelerde sürekli ezilen taraf olması Muhammed’in kazandığı kredinin bir anda tükenmesine neden olur. Bu tarz durumlarda diretmenin ne futbolcuya, ne de takıma yararı var.