İzninizle…

Kıymetli okurlarım Burhaniye 2.Kitap Fuarında olmamdan dolayı köşe yazımı yazma imkânı bulamadım; özür diliyorum

Bu hafta, sosyal medyada dolaşıma giren bir video izledim. Fakat izlediğime pişman oldum; zira Takhar vilayetinde burka giymediği için taşlanarak öldürülen Afganlı kadının çığlıkları kulaklarımdan gitmiyor. Defalarca “aman ya Rabbi” demekten kendimi alamadım. Videoyu paylaşan hanımefendinin “dinden tiksindim” ifadesi ve “Allah nerede, neden mâni olmuyor” isyanı da en az video kadar üzdü beni. Hanımefendinin bu sözlerinden hareketle şu duyuruyu yapma ihtiyacı hissettim: Sözcü Kitabevi'nden iki kitabım yeniden baskıya girdi: İlki, “Din ve Kadın”. Türklerin kadına bakışını ele aldıktan sonra, İslam'ın kadına bakışı nedir, gelenek nasıl yorumlamış, bugün nasıl anlamalıyız sorularına cevaplar arıyorum. Ne yazık ki, Tanrı'nın insanlardan isteği ile insanların peşinden gittiklerinin talepleri arasındaki çelişki dinlerin zeminini alt üst etmiş. Tam da bu zeminde Müslümanların kendileriyle yüzleşmeleri gerekiyor. Din insanı insanca yaşamaya davet eder, etmeli. Ancak vasıtanın dingili bozulmuşsa yol doğru bile olsa hedef ve amaç gerçekleşemez. Aslında her şey insanda olup bitiyor; kendiyle, hayatla barışıksa insan Tanrı'yla da barışıktır. Onun için ikinci kitabımın adına “İnsan Olmaktır Dindarlık” dedim. Siz okuyucularım dikkatlerine.