Tarih ve vicdan neyi ve kimi yazacak?

Takvim yaprakları 13 Ağustos 2020'yi gösteriyordu.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) “İlişkileri Normalleştirme” konusunda anlaştığını duyurdu.

Bu şok edici bir gelişmeydi, zira İsrail'le benzer bir anlaşmayı sadece Mısır (1979) ve Ürdün (1994) imzalamıştı. BAE üçüncü ülke olmuştu.

Anlaşmaya göre iki ülke yatırım, turizm, doğrudan uçuşların başlaması, güvenlik, iletişim, teknoloji, enerji, sağlık, kültür, çevre ve karşılıklı büyükelçilik açma gibi konuları içeriyordu. İsrail anlaşma karşılığı Batı Şeria ve Ürdün Vadisi'yle ilgili ilhak planlarını askıya alacaktı. BAE Veliaht Prensi Muhammed Bin Zayid El Nahyan (MBZ), o gün attığı sosyal medya mesajında şöyle diyordu:

“Başkan Trump ve Başbakan Netenyahu'yla yaptığımız telefon görüşmesinde, İsrail'in Filistin topraklarını ilhak etmeyi durdurması konusunda bir anlaşmaya varıldı.”

★★★

Anlaşmaya bazı ülkeler destek verdi. Ancak İslam alemi tepki gösterdi. En büyük tepki İran ve Türkiye'den geldi. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, 13 Ağustos 2020 günü sosyal medyada şu mesajı paylaştı:

“Filistin halkına ve davasına ihanet edenlerin hüsranını tarih elbette yazacaktır.”

Bir gün sonra, yani 14 Ağustos 2020 Cuma günü, Dışişleri Bakanlığı “ABD, İsrail ve BAE tarafından açıklanan ortak bildiri hakkında” başlıklı 173 numaralı bildirisinde şu görüşlere yer verdi:

“ABD, İsrail ve BAE tarafından açıklanan ve İsrail-BAE ilişkilerinin bütünüyle normalleştirilmesini öngören ortak bildiriye ilişkin olarak Filistin halkı ve Yönetimi tarafından gösterilen güçlü ve müşterek tepkiyi haklı buluyoruz.

2002 yılında Suudi Arabistan öncülüğünde Arap Ligi tarafından geliştirilen ve İslam İşbirliği Teşkilatı'nca da desteklenen Arap Barış Planı'nın BAE tarafından tek yanlı bir tasarrufla ortadan kaldırılmaya çalışılması son derece endişe vericidir.

Hal böyleyken, söz konusu üçlü bildiriyi Filistin davasına destek olarak takdim etmenin hiçbir inandırıcılığı yoktur.

Zaten ölü doğan ve hiçbir geçerliliği olmayan ABD planı üzerinden gizli hesaplar yapmaya çalışan BAE, bu şekilde Filistin'in iradesini de yok saymaktadır.

BAE liderliğinin Filistin halkının ve yönetiminin rızası hilafına Filistin adına İsrail'le müzakereler yürütme ve Filistin açısından hayati önem taşıyan konularda taviz verme yetkisi hiçbir şekilde yoktur.

Kendi dar çıkarları uğruna Filistin davasına ihanet ederken, bunu adeta Filistin için yapılan bir özveri gibi takdim etmeye çalışan BAE'nin bu RİYAKAR davranışını tarih de bölge halklarının vicdanı da unutmayacak ve asla affetmeyecektir.”

(“Tarih ve vicdan unutmayacak” vurgusuna bakılırsa bildiriye son noktayı İbrahim Kalın koymuştu.)

O gün Cuma Namazı çıkışında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da şunları söyledi:

“Filistin, büyükelçiliğini galiba kapatıyor ya da geri çekiyor. Şu anda aynı durum bizim için de geçerli. Ben de dışişleri bakanıma talimatı verdim. Dedim ki, ‘Abu Dabi yönetimiyle özellikle diplomatik ilişkileri askıya almak veyahut da bizim de büyükelçiyi geri çekme gibi bir adımımız olabilir. Çünkü biz Filistin halkının yanındayız. Filistin'i de hiçbir zaman yedirmedik, yedirtmeyeceğiz.”

★★★

Türkiye'yi yönetenler böyle bağırdı çağırdı da sonra ne oldu dersiniz?

16 Ağustos 2020 günü BAE İsrail'in uluslararası telefon kodu olan 00972 üzerindeki blokajı kaldırdı ve İsrail ile BAE arasında telefon görüşmeleri mümkün hale geldi.

31 Ağustos 2020 günü İsrail'den kalkan bir EL AL yolcu uçağı BAE'ne indi.

15 Eylül 2020 günü Normalleşme Anlaşması törenle imzalandı.

24 Ocak 2021 günü İsrail Abu Dabi'de büyükelçilik açtı. İsrail'in BAE'ne atadığı ilk Maslahatgüzar Eitan Na'eh oldu. Na'eh daha önce Ankara'da Maslahatgüzar olarak görev yaparken, 2018'de İsrail'le Türkiye arasında yaşanan Filistin krizi sonucunda “istenmeyen adam” ilan edilip ülkesine gönderilmişti.

30 Mayıs 2021 günü de BAE de Tel Aviv'e Büyükelçilik açtı.

(BAE'nin bu adımlar öncesinde Mısır'ın darbeci lideri Sisi'yi ve 15 Temmuz darbecilerini desteklemesini, Türkiye'nin BAE şart koştu diye İstanbul'daki Müslüman Kardeşler radyosunu susturmasını saymıyorum dahi..)

Dün özellikle araştırıp teyidini aldım:

İsrail ile BAE arasındaki normalleşme adımları tam gaz devam ediyor.

★★★

Şimdi Sayın İbrahim Kalın'a, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'na ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a sormak lazım:

“Tarih ve Ortadoğu halklarının vicdanı neyi yazacak? Neyi affetmeyecek?”

BAE'nin RİYAKARLIĞINI mı?

10 milyar dolar için bütün bu açıklamalarınızı, tepkilerinizi unutarak Prens MBZ'nin yoluna kırmızı halı seren sizleri mi?

Loading...