Jetonum geç düştü

Futbol kulüplerimiz, İngilizcesi “token” olan Fransızca ve Türkçe'de “jeton” tabir edilen madeni yuvarlaklar satarak 100 milyonlarca lira toplamış. Bu “kaynak yaratma” modelini akıl edenleri ve bu aklı başarıyla icra edenleri candan kutlarım. Vallahi kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi. Bizim spor daha doğrusu futbol kulüplerinin iki yakası ezelden beri bir araya gelmez. Bunların hepsi devlet veya belediye beslemesi derneklerdir.  Devlet bunlara spor tesisi yapılsın diye arazi verir. Onlar da kendilerine bedelsiz verilen bu arazileri müteahhitlere kat karşılığı vererek finansman yaratır. Futbol kulüplerimiz dernek olmaktan çıksın, Avrupa veya Amerika'daki spor kulüplerleri gibi profesyonel kişilerce yönetilen ve kâr eden “şirketler” haline gelsin istendi. Bu amaçla kulüplerin adını taşıyan şirketler kuruldu. Kulübe gelecek belli gelirler bunlara kaydırıldı. Buna karşılık onlara  “spor kulübü derneğini” destekleme görevi verildi. Hatta bu şirketler halka açıldı ve hisse senetleri borsada işlem görür oldu. Anonim şirket finansmanı kuralları hiç uygulanmayan ülkemizde bu model de kulüplerin parasızlığına çare olmadı. Kulüpler yine “gelir açığı” olan dernekler olarak kaldı. Kulüp başkanlıkları da zengin işadamlarının bir nevi “fahri konsolos” olma merakı gibi bir prestij makamı olarak kabul edildiği için aralarında paylaşıldı.

KRİPTO PARA

Aslında herşey “kripto/şifreli para” (crypto currency) nin icadıyla başladı. Günümüzde sadece bağımsız devletlerin münferiden veya müştereken çıkardığı “yasal para”ya (legal tender) iktisatta “fiat money” denir. “Fiat” emir demektir.  Emir vermek için de “yetkili” olmak gerekir. Devlet, belli coğrafi sınırlar içinde emri dinlenmesi gereken ve dinlemeyeni meşru olarak cezalandıran tek yetkili kurumdur. Devletler, merkez bankaları eliyle “bu para, isterse değersiz bir kağıt parçası veya sadece bir kayıt olsun, değerlidir; onu kabul etmeyen cezalandırır” diye bir emirname (kanun) çıkararak “para” yaratır. O “para” sırf bu emir sayesinde değerli olur. Satoshi Nakamoto adını kullanan bir girişimci “devletin emriyle” değil, halkın hür iradesiyle de değerli “para” yaratılabilir; yeter ki, bu nesnenin arzı kısıtlı ve değiş tokuşu güvenli olsun demiş. “Bitcoin” adını verdiği bir “şifreli para birimi” (crypto currency) yaratmış. Alım satımını ve saklanmasını güvenli hale getirmek  için de “blokchain” (zincirleme kayıt) sistemini yaratmış.

BAĞIŞ YAPMADIM, TOKEN SATIN ALDIM

Eskiden dernekler kaynak yaratmak için, eşya piyangosu tertipler veya üyelerinden bağış toplardı. Sonraları forma satışı çıktı. Hiçbir işe yaramayan JETON/TOKEN “satarak” para toplamak gerçekten müthiş bir inovasyon. Bu inovasyon da varlığını Satoshi Nakamoto (veya gerçek adı neyse) ona borçludur. Dikkat edin! Muhtemelen kulübe hiç bağış yapmayacak kişiler, para verip, dişe dokunur bir işlevi olmayan TOKEN satın alıyor. Çünkü bu tokenin değerli olduğuna inanıyor. İnanma yayıldıkça, token değerli oluyor.

Son söz: Genel kabul gören yanlışa, doğru denir.