Büyük Taarruz mu, yoksa Ahlat mı!

Sevgili okurlarım, yarın Cumhuriyet'in ilanından önceki çok önemli tarihlerden biri…

26 Ağustos 1922.

Batı cephesinde Büyük Taarruz o gün başlamıştı.

Hazırlıkları son derece gizli tutulmuş, Yunan ordusunun bu konuda herhangi bir bilgi edinmesi mümkün olmamıştı.

Gün ağarırken toplarımız gürlemeye başladı.

Sonrasını hepimiz üç aşağı beş yukarı biliyoruz.

Piyadelerimiz ilerlemeye başladı, topçu ateşiyle yumuşayan düşman siperlerine karşı saldırıya geçti.

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri” emri işte burada, bu savaş meydanında verilmiştir.

★★★

Ordularımız işgal altındaki yerleri kurtarmaya, adım adım ilerlemeye başladı.

Kesin zafer 30 Ağustos günü kazanıldı.

Yunan ordusunun en üst düzey komutanı Trikupis dahil bütün generalleri ve on binlerce askeri esir alındı.

Hedefimiz İzmir'i işgalden kurtarmaktı.

9 Eylül 1922 günü İzmir kurtarıldı.

Savaş bitmişti ama daha yapılacak çok işler vardı. Memleketin de her açıdan kurtarılması gerekiyordu.

★★★

26 Ağustos, yakın tarihimiz açısından çok önemli bir gündür.

Biz geçmişte 30 Ağustos'la birlikte 26 Ağustos'u da görkemli törenlerle kutlardık.

Şimdi bu iktidar döneminde bu gibi konuların, ulusal bayramların fazla bir önemi kalmadı.

Çoğu şey Recep Bey'in protokol gereği yaptığı bir Anıtkabir ziyaretine indirgendi.

★★★

26 Ağustos gününün Türk tarihi açısından bir özelliği daha var…

1071 yılındaki Malazgirt zaferinin yıldönümü.

AKP iktidar olunca Kurtuluş Savaşı zaferimizi arka plana çekti. Malazgirt'i öne çıkardı…

Çünkü ilkinde Atatürk vardı ve onun (kendilerince) unutturulması gerekiyordu!

Ağırlık Malazgirt anmalarına verildi!

★★★

İnanması zordur ama Malazgirt anmaları için kendilerine bir saray bile yaptırdılar…

Ahlat sarayı!

Uygun konum olarak Van Gölü kıyısında bir yer seçtiler.

Durup dururken…

Ve Ahlat sarayının inşaatını bitirdiler.

İnşaat alanı 39 bin metrekare.

130 odası var.

Sarayın çevresine yollar yapıldı, içi özenle donatıldı.

Milyarlar harcandı.

Niçin?..

Çünkü bu efendilere yılda iki gün Malazgirt zaferini kutlayacak süslü püslü bir yer lâzımdı.

Peki niçin Ahlat'ı seçmişlerdi?..

Çünkü orası hem göl kıyısı ve deniz manzaralı (!) hem de Malazgirt savaş alanına en yakın yer…

Ve güvenlik güçleri tarafından yıl boyunca korunan, içeriye uçan sineğin bile giremediği Ahlat sarayı da senede birkaç gün bile olsa AKP sosyetesinin emrine ve hizmetine verilmiş oldu.

Aşçıları, garsonları, bir sürü personeli, salonları, odaları ve göl manzaraları ile…

★★★

Yarın 26 Ağustos…

Bakalım yarın neler olacak, bizim dünya liderimiz bu tarihi, iki ayrı 26 Ağustos'u  nerede ve nasıl kutlamaya ağırlık verecek!

Yayınladığı mesajlarda hangi zaferi öne çıkaracak!

Emrindeki yandaş medya ağırlığı hangi 26 Ağustos'a verecek!

Sevgili okurlarım, kadın voleybolu bütün Türkiye'nin gurur duyduğu ve izlediği bir spor dalı oldu.

Futbol falan işin hikayesi!

Spora rağbet açısından bakıldığında kadın voleybolcularımız bir numara oldular. Sadece Türkiye'de değil, neredeyse bütün dünyada büyük başarıya ulaştılar.

Her uluslararası organizasyonda onlar başa güreşiyor.

Tokyo olimpiyatlarında onlar vardı, çok iyi sonuçlar aldılar.

Şimdi Romanya'da 24 ülkenin katıldığı Avrupa kupası maçlarında mücadele ediyorlar.

Ukrayna, İsveç, Finlandiya ve Romanya'yı sadece bir set kaybederek yendik.

Hollanda ile dün oynadık.Onları da yenip 5'te 5 yaparak grup lideri olduk.

★★★

Onlarla gurur duyuyoruz…

Bazı medya, kızlarımızdan “Filenin sultanları” falan diye söz ediyor ama yanlış.

Sultanlık artık çok uzun yıllar öncesinde, geçmişte kaldı.

Onlar Mustafa Kemal Atatürk'ün kızları.

★★★

Kızlarımızın elde ettiği büyük başarılar bizim dinci kesimi de çıldırttı!

Yayınlar yaptılar!

“Müslüman kadın başkalarına burnunun ucunu bile göstermez!”

“Bunlarda utanma sıkılma kalmamış. Baldır bacak ortaya çıkıyorlar, hiç değilse saçlarını örtseler!..”

Kadın voleybolcularımızla ve bütün kadın sporcularımızla gurur duyuyoruz.

Mustafa Kemal Atatürk'ün ruhunu şad ediyorlar.