Sarıklı amiral

Sevgili okurlarım, Türk Ordusu'nda halen görev yapmakta olan bir amiralin sarıklı cübbeli fotoğrafları birkaç gün önce medyada yer almıştı.

Bunları üniformasının üzerine giymişti.

Fotoğrafın bir tarikat tekkesinde çekildiği iddia ediliyordu.

Tekkenin kapısında amiralimin üzerine görevinin simgesi olan forsu çekilmiş tek yıldızlı makam aracı da bekliyordu!

Ancak şahsın yüzü tam olarak belli değildi.

Bu belgeleri görünce çoğunuz gibi ben de “Yok artık, bu kadarı da olmaz. Bu haber mutlaka asparagas” demek zorunda kalmıştım!..

★★★

Cumhuriyet Gazetesi dün bu şahsın ismini manşetten açıkladı.

“TSK'nın hoca efendisi.”

Amiralin adı Mehmet Sarı!

Şu anda Deniz İkmal Komutanı imiş.

Üstelik Deniz Harp Okulu mezunu değil. Dolayısıyla kurmay da değil.

TSK'ya yıllar önce sözleşmeli subay olarak alınmış. Sivil üniversite bitirmiş, Yüksek Askeri Şura tarafından amiralliğe terfi ettirilmiş.

TSK'daki unvanının “Hoca efendi” olduğu iddia ediliyormuş.

İnşallah günün birinde onu Deniz Kuvvetleri Komutanı olarak da görürüz. Amin.

★★★

Ey benim şanlı ordum…

Atatürk ilkelerinin, Atatürk devrimlerinin koruyucusu, en büyük güvencemiz olan ordum…

Demek ki gün gelecek ve biz senin tam da orta yerinde bir amiralin bile tekke ziyaretlerine, üniformasının üzerine geçirdiği sarık, takke ve cübbesiyle tarikat ayinlerine katıldığına tanık olacakmışız.

Maşallah!

Ne diyeyim, Allah bu günlerimizi bize aratmasın.

★★★

Sana neler oldu, bu durumlara nasıl düştün ey benim sevgili ordum, şanlı ordum!

Milli Savunma Bakanlığı şimdi bu hoca efendi amiral hakkında soruşturma başlatmış!..

Demek ki Bakanlık onu hiç tanımıyormuş!..

İş artık şirazesinden çıktı.

Soruşturma başlatsa ne olur, başlatmasa ne olur!

Anladın mı ey benim ordum, anladın mı?

Sevgili okurlarım, kamuoyuna resmen açıklanmamış bir kararı dün öğrenme fırsatı bulduk…

Hollanda ve Norveç maçlarını kazanan milli takım oyuncularına prim verilecekmiş.

Haberi geçen kuruluşun adı Ajansspor.

Ben bu haberi Yeniçağ Gazetesi'nin internet sitesinde okudum ama hiç şaşırmadım.

Türkiye'yi iyi temsil ettiği ve iki maçı kazandığı için milli takım oyuncularına büyük miktarda prim ödenmesine karar verilmiş!

Bu tür uygulamalar yıllar önce de yapılmış, futbolcular arasında sen aldın, ben almadım, sana çok verdiler, bana az kavgaları çıkmıştı.

Bütün dünyaya rezil olmuştuk.

★★★

Dağıtılan prim toplamı 40 milyon lirayı geçmiş…

Primleri para babası Futbol Federasyonu ödeyecekmiş, ya da ödemiş…

Bunlar daha birkaç gün önce karar alıp maçların bundan sonra seyircili oynanmasını istemişlerdi.

Amaç, borç içinde yüzen, batık durumdaki kulüplere para kazandırmaktı.

Karşı çıktık, böyle bir kararın hem saygısızlık, hem de bu salgın ortamında Türk Milleti'ne karşı işlenen büyük bir suç olacağını vurguladık.

Federasyonun bir de Sağlık Kurulu varmış, Neyse ki onlar devreye girdi ve bu anlamsız, saçma sapan kararın geri alınması sağlandı.

★★★

Aşağıda vereceğim rakamlar Hollanda ve Norveç maçlarından sonra maç başı verilecek prim miktarını gösteriyor.

Sadece birkaç isim veriyorum:

Uğurcan Çakır, Çağlar Söyüncü, Umut Meraş, Ozan Tufan, Hakan Çalhanoğlu, Burak Yılmaz ve bazı başkaları toplam 200 bin Euro.

Caner Erkin, Ozan Kabak, Cenk Tosun ve oynayan ya da kadroya alınan öteki oyuncular 175 bin ile 100 bin Euro arasında.

Abdülkerim Bardakçı gibi bazı oyuncuların payına ise 50 bin Euro düşmüş.

★★★

Dikkat ediniz, bütün prim ödemeleri Euro üzerinden!..

Ve bunlar sadece futbolculara ödenen primler.

Peki ama yönetici kadroya ne kadar ödendi?

Örneğin Şenol Güneş ve yardımcıları acaba ne kadar aldı?

Bunlar bilinmiyor.

★★★

Memlekette her işi paraya, hem de dövize endekslediler.

Futbolcusunuz, milli olup maça çakıyorsunuz. Büyük bir onurdur.

Gol atıyor, maçı kazanıyorsunuz…

Sarılmalar, kucaklaşmalar, öpüşmeler, sevinç gösterileri…

İnsanın aklına sormak geliyor…

Bu sevinç gösterileri acaba atılan goller, kazanılan maçlar ve milli formanın zaferi için mi, yoksa Euro üzerinden alınacak primler için mi?

Futbolcu değilim ki bileyim!

Loading...