Çözüm mü, çok da uzak değil

Türkiye'nin artık Cumhurbaşkanlığı sistemi ile yönetilemeyeceği açık ve net olarak ortada. Bu nedenle de muhalefet partileri olan CHP, İYİ Parti, Saadet, Deva, Gelecek ve DP liderleri, ülkeyi bu badireden bir an önce kurtarmak için sık sık bir araya gelmeye başladı. Bu bir araya gelişlerde açık ve net olarak ortaya konulan ise yapılacak ilk seçimde iktidarı alaşağı etmek ve güçlü parlamenter sistemi yeniden oluşturmak.

AKP, yeni bir Anayasa hazırlığı içinde olduğunu ve kısa sürede bu taslağı muhalefet partilerine göndereceğini ve destek isteyeceğini söyledi. İktidara sormak lazım var olan Anayasa'ya çok uydunuz da şimdi de yeni bir Anayasa hazırlığında mısınız? Bu kadar yetki yetmedi mi?

Muhalefet partilerinin de Anayasa konusunda hazırlıkları olduğu ve kendi aralarında oluşturdukları komisyonlarda tartışıldığı kamu ile paylaşıldı. Komisyonun, kamuoyu ile paylaşılana göre üye sayısının 6 olduğu görülüyor.

Anayasa taslak çalışmalarında, TBMM'deki var olan partiler arasında TİP ve HDP'nin olmayışı büyük bir eksikliktir. Amaç tüm ülkeyi kucaklayacak bir Anayasa ise, bu iki parti de davet edilmelidir. Davet edilmediğinde zaten ayrışmış bir toplumun büyük bir kesimi daha dışarıda bırakılmış olmuyor mu?

Dikkat edin sizin dışarıda bıraktığınız partiler Sayın Erdoğan'ın da ajandasında olmayan partiler. Yani bu davet edilmeme nedeni de, AKP tarafından yapılacak eleştiriler olsa gerek. Halbuki onların bu konuda söyleyecek lafları olamaz. Burada önemli olan bu birlikteliğin, halka, üniter yapı için ne denli gerekli olduğunun iyi anlatılmasıdır. Bana sorarsanız hiç aldırmayın ve davet edip onlarla birlikte yolunuza devam edin. Kürt sorunu diyeceksiniz,ama sorunun konuşulacağı toplantıda temsilcisi yok!. AKP şu an da HDP'den bir ışık alsa balıklama atlar. Geçmişte kırmızı bültenle aranan bebek katillerini TRT ekranlarına çıkaran, İmralı'daki terörist başının mektubunu ekranlardan okutanlar kimdi? Bunlar sık sık kamuoyunda dile getirilmelidir. Bu yapılacak Anayasa gelecek yüzyılların Anayasa'sı olacak ve tüm kesimleri kucaklayacaktır.

Değerli Okurlar, şu an da ülke maalesef ayrıştırıldı. Büyük bir birlikteliğe ihtiyacımız var. Bu yönetimden umudunu kesmiş çoğunluğu oluşturan büyük bir halk kesimi var. Millet ittifakını oluşturan partilere düşen büyük görev, bu iktidardan umudunu kesmiş kesimleri bir arada tutup büyük bir güç olduğu ortaya koymaktır. Nitekim Millet İttifakı'nın oluşumunda büyük emekleri olan Sayın Kılıçdaroğlu ve Sayın Akşener'in oluşuma destek veren muhalefet partilerinin de bu birlikteliğe verdiği destek yadsınamaz.

Burada Demokrasi için yan yana gelen partilere ülkenin aydınlık geleceği için artık benim parti ilkelerim, senin parti ilkelerin, armudun sapı, üzümün çöpü gibi söylemlerin zamanı olmadığını da hatırlatmak isterim.

Zaman, Türkiye için birlikte DEMOKRASİ deyip noktayı koyma zamanı. Tek adam rejimine güle güle dedikten sonra demokrasi çatısı altında kimin ne sorunu varsa, masanın üstüne konulur tartışılır ve sorunlar çözülür.

Millet İttifakı'nın Değerli Liderleri; bir kez daha önemle vurgulamak isterim. Sık sık bir araya gelip sorunları konuşuyorsunuz, şu an da ülkenin yüzde 70'i bu yönetimden memnun değil. Sizler de halkla bir araya geldiğinizde bu yakınmaları dinliyorsunuz. Burada önemli olan parti yöneticilerinin halka, ülkenin içinde bulunduğu bu zor durumdan nasıl çıkılacağını çok net ve anlaşılır bir şekilde anlatmaları gerekmektedir.

Ülkenin içinde bulunduğu tüm olumsuzluklar sonucu yaşam sevincini yitirerek depresif olan halkımıza güçlü biçimde GÜVEN aşılanmalı ve UMUT biziz, hep birlikte geliyoruz mesajı sık sık verilmelidir.

Bu arada, ne denirse densin HDP, Anayasamız gereği siyasi bir parti olarak TBMM'de bulunmakta. HDP yöneticilerinin de şunu çok iyi bilmeleri gerekiyor ki aldıkları oy, salt Kürt yurttaşların oyları değildir. Kürt kökenli olmayan yurttaşlardan da oy alıyorlar. Kürt kökenli olmayan yurttaşlar da oy verirken Kürt partisi diye oy vermiyorlar.

Geçmiş yazılarımda da dile getirmiştim. HDP, siyasi yaşamına devam etmek istiyorsa bir Türkiye partisi olmak zorundadır. Diğer bir önemli konu ise katil sürüsü PKK ile organik bağının olmadığını da toplum önünde dillendirmelidir.

Özü şu; Tek adam yönetiminin artık sonuna gelindi. Demokrasiye inanan tüm kesimler, DEMOKRATİK ANAYASA'yı oluşturup özgür bir Türkiye olarak aydınlığa yürüyeceklerdir. Kazanılan İstanbul seçiminin sloganını bir kez daha hatırlayalım, umutsuzluk yok, ”HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK”

Rahmetle anıyorum Sayın Demirel yaşasaydı, ülkemin bu gün içinde bulunduğu durum için şöyle mi derdi?

SON SÖZ: Meseleleri mesele etmezseniz ortada mesele kalmaz. SÜLEYMAN DEMİREL

Loading...