Ülke mi, koltuk mu? 

Ekonomik, siyasi ve sosyal olaylar her geçen gün daha sıkıntılı bir hal alırken orman yangınları ve sel felaketlerinde yaşananlar ve can kayıpları da içimizi yakıyor.

Haklı olarak tüm kamuoyu, yaşanan olaylarla boğuşurken, gelecek Türkiye'si için son derece önemli olan bazı konular yoğun gündemler arasında gözden kaçıyor. Gözden kaçan da siyasetteki giderek artan gerginlik ve bu gerginliklerin sonucunda da yaşananlar.

Özgürlükler kısıtlanıyor. Bu kısıtlamalara demokratik olarak eleştiride bulunup karşı çıkanlar da kendilerini cezaevinde buluyorlar.

Değerli Okurlar, özellikle AKP Genel Başkanı Sayın Erdoğan'ın grup toplantılarında muhalefet parti genel başkanlarından Sayın Kılıçdaroğlu ve Sayın Akşener'e karşı devamlı bir sözlü saldırısı var. Üstelik bu sözlü saldırılar meclis kürsüsünden yapılırken, sopalı kendini bilmezler de sokaklarda terör estiriyorlar. Ülkenin içeride ve dışarıda içinde bulunduğu bu zorlu koşullarda ülkeyi yönetenlerin kardeşlik duygularını dile getirip, ülkenin birlik ve beraberliğinin sağlanmasına özen göstermeleri gerekmez mi? Son dönemlerde muhalif siyasi parti genel başkanları ve üst düzey yöneticilerine karşı sokaklarda ciddi provokasyonlar ve fiili saldırılar yapılıyor. Acı olan da siyasilere yapılan bu saldırılar karşısında yönetenlerin sessiz kalması, yetmiyor yargıda sessiz kalıyor. Zaten canı burnunda olan halk bu tür davranışlarla iyice geriliyor. Yapılan bu saldırılara karşı kesin tavır alması gerekenler kimler???

Son dönemlerde Sayın AKP Genel Başkanı Erdoğan'ın, Sayın Kılıçdaroğlu ve özellikle de Sayın Akşener'e karşı olan siyasi söylemlerinin sertleşmesinin arkasında AKP'nin oy kaybı var.

Sayın Akşener'in yapılan anketlerde büyük bir çıkış yakalaması, Sayın Erdoğan'ı iyice rahatsız ediyor. Şayet Sayın Erdoğan'ın yerinde olsam, saldırı yerine özeleştiri yapar ve neden AKP'nin oyları düşüyor diye partimi sorgularım.

Sayın Akşener tüm şehir ve ilçeleri tek tek dolaşarak halkın nabzını tutuyor, onları dinliyor. Onlara kendilerinden biri olduğunu yapmacık değil yürekten olduğunu gösteriyor. Provokatörlere de aldırış etmeyen koca bir yüreği olduğunu konuşmaları ile de gösteriyor.

Sayın Akşener bu saldıranlara usulü ile cevap veriyor asla kötü bir söz söylemiyor. Size cevap verirken de hep Sayın Erdoğan diyor. Ama siz bir grup toplantısında Sayın Akşener'i hedef alarak Rize gezisi ile ilgili isim vermeden “Gelin hanım, beni Netanyahu'nun yanına koyuyor, onun ardından Rize'ye gidiyor. Orada gelin hanıma gayet güzel bir ders veriliyor” “Rize birinci, daha neler olacak” diye söz ediyor.

Bu ülkede İktidar partisinin genel başkanı bu konuşmaları yapıyorsa sokakta saldırana engel olunabilir mi?

Sayın Meral Akşener, Sivas Zara ve İmranlı'da esnaf ziyareti sırasında sözlü saldırıya uğruyor ve son dönemlerin moda deyimi “FETÖ'cü diyerek Sayın Akşener hedef gösteriliyor.

Sayın Akşener'e, sel felaketine uğrayan İkizdere ziyareti sırasında da provokasyon yapıldı. AKP'li olduğu iddia edilen Suat Düger twitter hesabından “İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener şu an Rize İkizdere'de, bu kadını orada öldürün, öldürün, öldürün İkizdereliler'e sesleniyorum, Akşener hainini orada taşlayın. Bu kanı bozuğu öldürün pompalı tüfekle” diyor.

Yine ziyaret esnasında bir kişi “PKK ile iş birliği yapan CHP ile neden birliktesiniz” diyerek sözlü saldırı da bulunuyor.

Bayburt'ta esnaf ziyareti yapan Sayın Akşener bir grubun provokasyonu ile karşılaşıyor.

İstanbul'da İYİ Partili 6 genç “ Hudut namustur, Öfkeli gençler” yazılı pankart asıyorlar. Tüm sınırlarımızda dağlara taşlara yazılı bu slogan, suç mudur?  Sen misin bunu asan! Polisler anında pankartı indirip gençleri apar topar emniyete götürüyor, ifadelerini alıp süratle mahkemeye sevk ediyorlar. Suçları “halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek”. Daha sonra yurt dışı çıkış yasağı konulup serbest bırakılıyorlar. Bir süre geçiyor bir grup “Provokatörlük namussuzluktur. Vicdanlı genç Türkler” pankartı asılıyor. Peki bunu asanlara işlem yapıldı mı?????

İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu, Bakırköy'deki Halk TV programının çıkışında, kimliği belirsiz bir kişi tarafından yumruklu saldırıya uğradı.

Bir süre önce yine Halk TV'de ki programı sonrasında gazeteci Sayın Levent Gültekin'e de
saldırıda bulunulmuştu.

Geçmişte de buna benzer çok acı olaylar yaşandı. Sayın Kılıçdaroğlu'na şehit cenazesinde yapılan linç girişimi, Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, Gazeteciler Sabahattin Önkibar, Ahmet Takan, Yavuz Selim Demirağ, Murat İde, Orhan Uğuroğlu da aynı şekilde saldırıya uğradı.

Bu eylemler yapanların yanına kar kaldığı gibi savcılıklarda serbest bıraktı. Bugün iktidar olarak sizler tüm bunların önünü kesmezseniz Allah korusun gelecekte çok daha acı olaylarla karşılaşabiliriz. Bu olaylara neden olan kendini bilmezler anında cezalandırılmalıdır.

Efendiler; partinizin her geçen gün eriyen oyları, sizleri gittikçe hırçınlaştırıyor. Bu hırçınlık size yönetim hataları yaptırmakla kalmayıp demokrasi ve özgürlükleri kısıtlama yanlışlarını da yapıyorsunuz.

Sayın Cumhurbaşkanı, bir yurttaş olarak hatırlatmak istiyorum!.. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi,  koca Türkiye Cumhuriyeti'ne çok dar. Gelin, AKP'yi kurarken gömlek değiştirmiştiniz (milli görüş) ya, gelin Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi gömleğini de çıkarın. Muhalefete bir çağrı yapın, yeni bir Anayasa, güçlü bir parlamento ve Senato yapalım, deyin. İnanın siz de çok rahatlayacak ve ülkede birlik beraberlik çağrısı yaptığınızda ülke, çoğu sıkıntılarını atacaktır. İlk fırsatta etrafınızdaki danışmanları gözden geçirin. Sizi  mutlu etmek için emredersiniz diyenler değil , ülke menfaatlerini gerektiren uzmanlık konularında gerçekleri size aktaracak LİYAKATLİ yeni  kadrolar oluşturun. Etrafınız çok kalabalık görünmesine karşın üzülerek demeliyim ki yalnızsınız!!!.Etrafınızda hep partilileriniz değil, Cumhuriyet'e ve  Demokrasi'ye gönül vermiş liyakatli devlet adamları olsa işler çok daha yararlı olacaktır.

Cumhurbaşkanı olarak ne olur, kabine toplantısı sonunda her bakan, bakanlığı ile ilgili konuları kendisi açıklasın. Ülkenin Cumhurbaşkanı olarak yorgun olmamalısınız. Siz konumunuz gereği hep dinç olmalısınız.

SON SÖZ: ELZEM, LAZIMDAN ÖNCE GELİR. PROF. DR. SAMİ ZAN