Kanırta kanırta batıyorlar!

Mersin Milletvekili, hanımefendi  Zeynep Gül Yılmaz kısa, etkili, vurucu siyasi konuşmalar tarihimize “bağırta… bağırta… kanırta… kanırta…” deyimlerini sokmuştu. Bu yılın nisan ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda kürsüden yaptığı konuşmada (zabıtlarda var) “Bağırta bağırta Akdeniz Belediyesi'ni (Mersin'in ilçesi) aldık. Kanırta kanırta da köşe başlarını tuttuğunuz Büyükşehir'i alacağız…” demişti.

Kanırtma!

Argo deyim.

Zorlama demek.

Şeklini bozma.

Bir noktadan destek alarak ve dengesiz kuvvet uygulayarak yerinden söküp atmak. Ben Çukurova'da büyüdüm, bilirim. Çok eskiden çürüyen dişleri Adana'da ve Mersin'de berberler kanırtarak çekerlerdi. Çoğunlukla çekilen dişin kendisi ile çene etleri kan revan deforme olurdu.

Vekilimiz!

“Kanırta kanırta” dedi.

Mersin halkı yutmadı.

Kanırtma tutmadı.

Büyükşehir'i alamadılar.

Aynı milletvekilimiz bu kez de; plakasında ismi ve soy isminin baş harfleri (ZGY) bulunan özel şoförlü otomobilinin içinden 2 trafik polisine “şerefsiz… tükürürüm… terbiyesiz… çemkirme… pislik…” diyerek argo kelimeler yağmuru yağdırmıştı. Bütün Türkiye, video çekimden izledi.

★★★

Arife günü.

Bayrama 24 saat kalmış.

Vekilimiz!

Polise çok kızıyor.

Niçin?

Polisler her aracı durdurdukları gibi vekilimizin otomobilini de durdurmuşlar, bayram arifesi, kazalar ölümlere dönüşmesin diye kontrol yapıyorlar. Vekilimizin dokunulmazlığı ve geçiş üstünlüğü var. Bu hakka göre polislerin durdurmaması gerekiyor. Ancak polis kendisine verilen “ZGY plakasını” elindeki tabletten sisteme girerek kontrol ediyor fakat onun milletvekili olduğunun kaydı sistemde yok…

Bu yüzden bekletiyor.

Sen misin bekleten!

O sayın bir vekil!

Geçiş üstünlüğü var.

Vekiller, kendi kendilerine “biz üstünüz yasası” çıkarmışlar. Polis de kayıtlarda vekilin adını bulamayınca ona halk muamelesi yapıyor.

Vay!

Şerefsiz…

Tükürürüm…

Terbiyesiz…

Çemkirme…

Pislik…

Vekilimizin dilindeki şu nezakete bak! Bak bak otur ağla.

★★★

Aynı davadan yargılandığımız, muhtemelen de aynı hapishanede yatacağımız,  SÖZCÜ Haber Sitesi yazarı Yücel Arı'nın çıkardığı bilgilere göre, Mersin Milletvekili Zeynep Gül Yılmaz, Ankara Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Çankaya Üniversitesi'nde  “yüksek lisans” yaptı. Şu anda Mersin Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi doktora programına” devam ediyor. Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde “arabuluculuk eğitimi” Hacettepe Üniversitesi'nde kamu ihale hukuku”, Ankara Üniversitesi'nde “enerji hukuku”, Rekabet Kurumu'nda rekabet hukuku”, Başkent Üniversitesi'nde iş ve güvenlik hukuku ile uygulamalı aktüerya hukuku ve bilirkişilik eğitimi” aldı.

Mersinli deyişiyle yazayım.

Vekilim!

Senin Allahına gurban!

Bu kadar eğitimi sokak kabadayısı (argo) dili geliştirmek için mi aldın? Yazık olmuş bu kadar eğitime! Yazık size ders veren profesörlere… Bu polisler; “kasıtlıydı ve kurgulanmışlardı yani Mersin deyimiyle dolduruşa getirilmişlerdi…” iddianız üzerine açığa alındı. Yani Kemal Kılıçdaroğlu mu yoksa Meral Akşener mi ya da Selahaddin Demirtaş mı polisleri “AKP Milletvekili Zeynep Hanım'ın otomobilini durdurun ona halktan biriymiş gibi muamele edin, görsün gününü…” diye dolduruşa getirdi?

Kim kurguladı polisi?

Niçin ortaya çıkarmadınız?

★★★

Özetle diyeceğim şudur.

Büyük Millet Meclisi'nin bir “Etik (ahlak) Komisyonu” var. Bu komisyonun sayın başkanı ve üyeleri, niçin harekete geçmedi? Mersin Milletvekiline diline sahip ol… Büyüklenme… Böbürlenme… Ne oldum delisi olma… Halkın üstündeymişsin hallerine girme…” diye uyarıp bir kınama cezası vermedi. Biliyorum TBMM'deki Etik Komisyonu “milletvekillerine bakmıyor” sadece Meclis çalışanı memurlar, Meclis polisine “şerefsiz… tükürürüm… çemkirme…” derlerse onların ağzına biber sürmek babından etik kuralı işletiyor. Ama Meclis Başkanı var, o da Anayasa hukuku profesörü… Partisinin vekiline tek bir laf etmedi. İktidar partisi vekili, 20 yıldan sonra halk ile aynı olmaya tahammül edemiyor, otomobilinin arka koltuğundan görevli polise; şerefsiz… tükürürüm… çemkirme… pislik… Diye verip veriştiriyor.

Kanırta kanırta batıyorlar.

Mersin Atasözü var.

Şöyle diyor:

İstediğini söyleyen.

İstemediğini işitir.

TARİHLE RÖPORTAJ (Unutkanlığa ilaç)

Mühendislik yemini!

Son Karadeniz selinde dere yatağına yapılmış 471 yüksek katlı (5 kattan 15'kata kadar) binadan 191'i yıkıldı, 143'ü çok ağır hasar gördü, 137 bina da öne dereye doğru yatık hale geldi. Bu binaları müteahhitler yaptı, müteahhitlerin arkasında onlara imar izni veren belediye yönetimleri, iktidar partisinin müteahhit kayırma” ahlaksız siyasi çıkarcılığı vardı. Ama bu binaların projelerini de inşaat mühendisleri yaptı. İnşaat mühendisleri bu projeleri yapmasalar; müteahhitlere “bu binayı buraya diktirmem” diyebilseler ve “meslek etiğini (ahlak)” yükseltebilselerdi; Türkiye bu acıyı bu kadar yüksek dozda yaşamayacaktı. İnşaat Mühendisleri Odası sitesinde “Mühendislik Yemini” yer alıyor. Yemin aynen şöyle: “Bana verilen  mühendislik unvanına daima layık olmaya, onun bana sağladığı yetki ve yüklediği sorumluluğu bilerek, hangi şartlar altında olursa olsun onları ancak iyiye kullanmaya, yurduma ve insanlığa yararlı olmaya, kendimi ve mesleğimi maddi ve manevi alanlarda yükseltmeye çalışacağıma namusum üzerine yemin ederim.”