Atatürk düşmanına ödül (!) Vah zavallı memleketim!

Dursun Atılgan, Almanya'da yaşayan “Türkiye sevdalısı” yurtsever bir Türk vatandaşıdır.

Avrupa'da yaptığı etkinliklerle Türkiye'nin haklarını savunan Dursun Atılgan  “Avrupa Atatürkçü Düşünce Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı”dır.

Almanya'da yaşadığı halde Türkiye'deki olayları dakikası dakikasına takip eden, Türkiye ile sevinen, Türkiye ile dertlenen bir Atatürkçü'dür.

Konya Belediyesi'nin “Atatürk düşmanı ve Yunansever Kadir Mısıroğlu”nun adını bir caddeye verme kararına hem kızmış, hem de çok üzülmüş…

Konya Belediyesi'nin, 5 Mayıs 2019'da ölen Kadir Mısıroğlu'nun adını yaşatmak için kentin gözde bir semtine, caddesine ya da sokağına adının verilmesi kararını ben de eleştirmiş, bu kararı alanları ayıplamıştım.

Atatürk Türkiye'sinin Batı'dan uzaklaştırılıp Ortadoğu bataklığına sürüklenmesinden endişe eden Dursun Atılgan bana gönderdiği mektupta:

“Kimdir bu Kadir Mısıroğlu?” diyor ve ekliyor:

“Öncelikle, Kurtuluş Savaşı'mızı kastederek ‘Keşke Yunan kazansaydı' diyen bir Türk ve Atatürk düşmanıdır.

Araştırmacı gazeteci yazar rahmetli Uğur Mumcu, 1993 yılında yayınlanan ‘RABITA' adlı kitabında Kadir Mısıroğlu'nun, Mustafa Kemal Atatürk aleyhine yalan ve hakaret içeren kitaplarla ne kadar büyük bir servet edindiğini ve ikamet ettiği Suudi Arabistan'ın desteğiyle bu paranın bir kısmını Avrupa'daki İslâmcı örgütlere aktardığını belgeleriyle anlatmıştır.

Şimdi, Kadir Mısıroğlu, İskilipli Atıf ve benzeri Kurtuluş Savaşı karşıtı, Atatürk ve Türk düşmanlarının adları ya caddelere veriliyor, ya da hastanelere…

Ülkemiz adına son derece üzücü ve üzücü olduğu kadar da sakıncalı bir tutumdur bu…

Atatürk ve Türk düşmanlığına sığınanları ödüllendiren zihniyet sahiplerini kınarken şunu vurgulamayı son derece gerekli ve önemli buluyorum:

En yakın gelecekte iktidar seçimle değişecektir. Bu iktidarın, ulusal bilinci köreltici yaptırımlarının, ulusal kimlik ve ulusal kültür karşıtı tasarruflarının tamamen değişeceğine inancımız tamdır.”

Milyonlarca sığınmacıyı ekmeğimize ortak ettiler!

Seçimler erken mi olur, zamanında mı yapılır bilemem ama bu iktidarın artık suyunun ısındığı görülüyor.

Eğer büyük bir sürpriz olmaza AKP iktidarı ilk seçimde yolcu edilecek!

Ee, 20 yıldır iş başındalar, artık yeter sanırım…

Ülkenin geldiği nokta hiç iç açıcı değil… Yönetim hataları anlatılır gibi olmaktan çıktı… Ülke hep gerisin geriye gidiyor.

Salgın bir yandan, yoksulluk, yangın ve seller diğer yandan insanlarımızı vuruyor, canından bezdiriyor.

En büyük sorunlarımızdan biri de sığınmacılar…

Suriyeli, Afganistanlı, Iraklı, İranlı, Afrikalı, toplam 8 milyona yakın sığınmacımız var. Yoksul halkımız ekmeğini bunlarla paylaşıyor!

★★★

Doğru Parti, ülkemizin yeni kurulan düzgün bir partisi… Atatürkçü, yurtsever bir parti…

Eski Sağlık Bakanlarından olan Doğru Parti Genel Başkanı Rifat Serdaroğlu, iyi bir muhalefet sergiliyor.

Sığınmacılardan o da çok şikâyetçi… İktidara çatarak şöyle diyor:

“Milyonlarcasını başımıza bela, ekmeğimize ortak ettiniz! Kimseye sormadınız! Bana sormadan benim evime hangi hakla misafir alırsınız?

Hangi, hakla çocuklarımızın sağlık-eğitim harcamalarını bu eşkıyalara dağıtırsınız?

Suriyelileri, Afganları çok sevdiyseniz, AKP'ye oy veren taraftarlarınızın evlerine alsaydınız! Görün bakın kaç AKP'li evini sığınmacıya açacaktır?

Seçim kazanmak size Türk Milleti'nin vatanını Suriyelilere, Afganlara, Afrikalılara açmak hakkını vermez ki!

Suç işlediniz, hâlâ da işliyorsunuz!

Esad yeniden başkan seçildi ve Suriye dışındaki vatandaşlarının hepsini geri çağırdı. Bu çağrıyı dünyanın gözü önünde yaptı. Üç ay içinde dönmeyenlerin mallarına el koyacağını da ilan etti.

Sığınmacıları geri göndermenin tam zamanıdır. Bayramda nasıl vatanlarına gittilerse, şimdi de temelli gitsinler…

AKP şu sözümü de unutmasın ve kulağına küpe yapsın:

Ensar-Muhacir muhabbetini fazla kullanmayın artık…

Hz. Muhammed, Mekke'den Medine'ye hicret ettiğinde, 45 muhacirle, 45 Ensar'ı barıştırıp kardeş yapmıştı. Hepsi o kadar, 90 kişi…

Siz de 90 Suriyeliyi, 90 Afgan'ı bırakın, razıyız. Onları her gün kuş sütü ile beslemezsek bize istediğinizi söyleyin!

Türk Milleti'ne sözümüz olsun. Sığınmacı sorununu biz çözeceğiz!”

TEBESSÜM

Yaban domuzları neden arttı?

Bir tarihte, bir kentimizin Tarım Müdürü değişmiş…

Yeni müdür göreve başlamış, aradan biraz zaman geçmiş… Bir memur elinde bir evrakla gelmiş…

“Müdür bey, şuna bir imza atın…”

“Hayırdır” demiş yeni müdür…

“Efendim” demiş memur “Biz her yıl bölgemizdeki yaban domuzu sayısını bakanlığa bildiririz. Bu, o yazı…”

“Eee” demiş yeni müdür “Saydınız mı peki?”

“Yok efendim” demiş kaşar memur… “Biz her yıl aynı yazıyı göndeririz.”

Müdür hiç hoşnut olmamış:

“Yaa olur mu öyle şey? En azından sayıyı bari değiştirin.”

Memur tecrübeli:

“Yapmayın efendim, başımızı derde sokmayın!” dediyse de yeni müdürü ikna edememiş.

Sayıyı değiştirip bakanlığa göndermişler.

Aradan zaman geçmiş, kaşar memur, elinde bir kâğıtla çıkagelmiş:

“Müdür bey, gördünüz mü, bakın başımıza iş açtık!” demiş ve eklemiş:

“Bakanlık soruyor şimdi… Bölgemizdeki yaban domuzu sayısındaki artışın nedenlerinin araştırılıp bildirilmesini istiyor.”

Müdürün canı sıkılmış…

Çareyi yine kaşar memur bulmuş, yeni yazıyı yazıp göndermişler:

“Komşu bölgedeki domuz avı nedeniyle bölgemize komşu bölgeden yaban domuzu geçişi oldu!”

Müdür rahatlamış ama aradan biraz zaman geçtikten sonra memur elinde yeni bir yazıyla çıkagelmiş:

“Komşu bölgedeki yaban domuzu sürek avı nedeniyle bölgenizdeki yaban domuzu sayısında artış olduğundan, gönderdiğimiz tahsisatla yaban domuzu sürek avı yaparak bölgenize komşu bölgeden gelen yaban domuzlarının geldikleri bölgeye gönderilmesini ivedilikle rica ederiz.”

Bu hikâyeyi nakleden gazeteci arkadaşımız Faruk Mangırcı “Memleketteki bürokrasinin halini hicveden bu hikâyeyi ben çok sever ve her fırsatta devlet yetkililerine anlatırım” diyor.

Evet, o anlatıyor ama anlamak istemeyene bir şey anlatmak mümkün değildir!

GÜNÜN SÖZÜ

Dert, sıkıntı, çile içinde yaşansa da hayat olduğu gibi güzeldir. (Goethe)