Canavarlar arasında kalan Türk toplumu nereye?

Evet, toplum olarak canavarlar arasında kaldık!

Kamuoyu çeşitli açılımlarla oyalanırken ülkenin sıkıntıları artıyor.

Kâğıt üzerinde hesaplar yapılıp küçültülmeye çalışılan işsizlik gerçekte ateşten gömlek! Başka bir ifadeyle “Canavar!”

Bir başka canavar, sürekli artan dolar!

Aslında doların artmasından çok, paramızın düşmesi söz konusu…

Türk Lirası yalnız dolar karşısında değil, dünyadaki neredeyse bütün para birimleri karşısında değer kaybediyor.

İşsizlik, kapanmaz bir yara gibi Türk halkına kan kaybettiriyor.

İş bulmaktan umudunu kesenler artık iş bile aramıyor, istatistiklerde onlar da çalışıyormuş gibi görünüyor!

Enflasyon da canavarlaşma yolunda hızla ilerliyor!

Döviz kurlarının yükselmesiyle birlikte enflasyon başını kaldırdı. Fiyatlar canavarlaşmaya başladı.

★★★

Çarşı-pazarda pahalılık dudak uçuklatacak düzeyde…

Ekonomi topallayarak güçlükle yürüyor.

Ülkenin siyaseti de gergin!

Politikada cinayetler olabileceği iddiaları da var…

Ana muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu:

“İktidar seçimi kaybedeceğini anladı, ne pahasına olursa olsun iktidarda kalmak istiyor, Bu nedenle kendisini iktidarda tutacak bir zemin hazırlamaya çalışıyor. Bu da, ya bir dış operasyon olur, ya da siyasi cinayetler…” diyor.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, iddiaları ciddi bularak başlattığı soruşturma devam ediyor.

Bir canavar da “Siyasi cinayet” iddiaları!

★★★

Milyonlarca insanımıza hayatı zindan eden işsizlik sorunumuz yabancı basına da konu oluyor.

Dünyaca ünlü ekonomi gazeteleri Amerikan Wall Street Journal ile İngiliz Financial Times zaman zaman Türkiye'deki işsizlik konusunu haber yapıyorlar!

Yabancıların bile çok ciddiye aldığı bu sorun, nedense ülkemizi yöneten siyasiler tarafından pek ciddiye alınmıyor.

İşsiz kalmak milyonlarca Türk insanının değişmez kaderi sanki!

Siyasal iktidarın bu soruna çözüm getirmesi imkânsız gibi görünüyor!

★★★

İşsiz kalmak, insanları hem aç bırakıyor, hem de ruh sağlıklarını bozuyor.

Psikiyatri dernekleri, işsizliğin yarattığı ruhsal bozukluklara karşı Sağlık Bakanlığı'nı önlem almaya çağırıyor.

Tıp uzmanları (doktorlar, doçentler, profesörler) işsizliğe bağlı ruhsal sorunların genellikle ikiye katlandığını belirterek şu görüşleri ileri sürüyorlar:

“Depresyon, sinir bozuklukları, bireylerin alkol ve madde kullanımına yönelmeleri sonucu şiddete başvurma gibi davranışlar artacaktır.

Eşleri işsiz olan kadınlarda da depresyon gelişme riski büyümektedir. Yaşanan bu süreç, aile ilişkilerini, ana, baba, çocuk ilişkisini bozarak, çocukların ruhsal gelişimleri üzerinde iz bırakma riskini içermektedir.”

Doktorun bu görüşlerinden de anlıyoruz ki, ekonomik kriz sürdükçe ülkemizdeki ruh hastalarının sayısı da artacak!

Her gün gazetelerin üçüncü sayfalarında okuduğumuz akıl almaz cinayetlerde de işsizliğin yarattığı depresyon ve sinir bozukluklarının izlerini bulmak mümkün değil mi?

★★★

Almanya'nın önde gelen gazetelerinden “Frankfurter Allgemeine”nin muhabiri Rainer Hermann uzun yıllar Türkiye'de yaşadı.

Alman gazeteci, Türkiye izlenimlerini “Wohin geht die Türkische Gesellschaft” (Türk Toplumu Nereye Gidiyor?) adlı bir kitapta topladı.

Türklerin yaşam tarzları nedeniyle iki ayrı kampa bölündüğünü anlatan Rainer Hermann'a göre Türk halkının asıl sorunu, insanlar arasındaki kültür çatışmasıdır.

Alman gazeteci kitabında, 29 Ekim 1923 tarihinden sonraki Türk toplumunda meydana gelen gelişmeleri inceliyor ve “Atatürk, Osmanlı ümmetinden bir millet yaratmaya çalışmıştır. Cumhuriyet tarihi, bazı olumsuzluklara rağmen, bir başarı öyküsüdür” diyor.

Hermann, Türkiye ve Türkler'in son yıllarda Atatürk ilkelerinden sapıp, bağnaz ve tutucu bir karaktere büründüğünü belirterek, Türkiye'nin Batı toplumlarından, her geçen gün biraz daha uzaklaştığını iddia ediyor.

★★★

İster sevelim, ister sevmeyelim. Beğenelim ya da beğenmeyelim…

Uzun yıllar yurdumuzda yaşayan bir Alman gazetecinin izlenimleri böyle…

Yabancılar bile, maalesef, ülkemizdeki gidişatın iyi olmadığı görüşünde…

Ülkeyi yönetenlerin akıllarının başlarına gelmesini ümit etmek istiyoruz.

Mangalda kül bırakmayan iktidar mensupları bu yayınları izlerlerse bilerek ya da bilmeyerek, ülkeyi nereye götürdüklerini görürüler!

TEBESSÜM

“Aman doktor, yardım et!”

İlerlemiş yaşına rağmen kendinden genç bir bayanla evlenmişti…

Bir süre sonra cinsel yaşantılarında başarısızlıklar başlayınca, adam soluğu doktorda aldı…

“Aman doktor bana bir çare bul, yardım et ne olur…”

Doktor işinin ehli idi… Hastasına, yeni çıkan cinsel gücü arttırıcı ilaçlardan verip evine yollarken:

“10 gün sonra kontrole gel, konuşalım” diye tembih etti.

Aradan bir hayli süre geçtikten sonra doktor, sorunlu hastasıyla bir davette karşılaşınca merakla sordu:

“Beyefendi, nasıl gidiyor? Seni muayeneye bekledim ama gelmedin. Verdiğim ilaçlardan iyi bir sonuç alabildin mi bari?”

Adam, gayet memnun cevap verdi:

“Ne diyorsun doktor bey? İyi sonuç da lâf mı?  Mutluyum. Hem de çok mutluyum doktor. Verdiğin haplar bir harika… Canavar gibi oldum valla… Kendimi adeta 20 yaş gençleşmiş gibi hissediyorum sayende…”

Doktor:

“Herhalde karınız da memnundur, öyle değil mi?” diye sorunca adam dudaklarını büzerek:

“Vallahi bilmiyorum doktor bey” dedi “Çünkü o günden beri eve uğramaya vakit bulamadım.”

GÜNÜN SÖZÜ

Bir kartalın kırık kanadını onaran, onun vereceği zarardan da sorumlu olur! (Atasözü)

Loading...